Nafiz Şahin, ülke yönetimini bir “bilgisayar oyunu” üzerinden anlatarak güç, medya ve toplum ilişkisini eleştirel bir bakışla analiz ediyor.
Bazı bilgisayar oyunları var; hastane kuruyorsunuz, yönetiyorsunuz.
Hastaların yemeğini fazla verince koridora pisliyorlar; çöp kovalarını koymazsanız çöpleri koridora atıyorlar.
Az verirseniz ölüyorlar.
Denge kurmalısınız.
Denge kurarak hastanenizi büyütmelisiniz.
Hasta sayısını arttırıp çok para kazanmalı, başka hastaneler de açmalısınız.
Hastane oyununu sevmediyseniz ’’ülke kurmacılık’’ oyunu da var.
Ülke kuruyor, yönetiyorsunuz.
Maaşları az verince isyan çıkıyor, çok verince size rakip oluyorlar.
Farz edelim ki siz böyle bir oyundasınız.
Ülke yönetiyorsunuz.
Kanun, kural tanımadan…
Oyun bu ya; kanun da siz, kural da…
Dünyada o tür yöneticilere kısaca ‘’diktatör’’ derler.
Hani ‘’Issız bir adaya düşünce yanınıza alacağınız üç şeyi söyleyin’’ türünden aptal bir soru vardı ya…
İşte bu soruyu kural tanımayan yöneticiye göre değiştireyim:
Oyun stratejisini ona göre belirleyelim.
Çevrenizde sizden daha akıllı insan ister misiniz?
Yönettiklerinizin sizden daha eğitimli olmasını ister misiniz?
Hatta o yönettiklerinizin varlıklı olmasını ister misiniz?
Kendi kendinizi kandırmayın; istemezsiniz.
Neden daha akıllı insanı istemezsiniz?
Çünkü sizden daha akıllı olan kanunsuz, hukuksuz talimatlarınızı uygulamaz.
Sorgular…
‘’ O gittikten sonra olan bana olur. Fatura bana kesilir’’ diye düşünür ve aldığı talimatları süzgeçten geçirir.
Oyunu kaybedersiniz.
Yönettiklerinizin sizden daha eğitimli olmasını ister misiniz?
İstemezsiniz!
Sizden daha eğitimli insan bol keseden vaatlerinize kanmaz, yalanlarınıza inanmaz.
Yine oyunu kaybedersiniz.
Yönettiklerinizin varlıklı olmasını neden istemezsiniz?
Üç kuruşluk yardımlarınızla oylarını alamayacağınız için…
Size muhtaç olmalılar ki bir ciğer-ekmeğe mitinglerinizi doldursunlar, ücreti mukabili oylarını satsınlar.
İşte oyunu kazandıracak olan sihirli formül…
Eğitimsiz, yardıma muhtaç ve her yalana inanan kitle ile çıkarı için size biat eden yardımcılar…
Diyelim ki bu oyunda her şey iyi giderken güçlenen bir muhalefet ortaya çıkıyor.
Siz mesut ve mutlu oyunun tadını çıkartırken onlar güçleniyor
O zaman ne yaparsınız?
Sizin yaptığınız tüm yolsuzluklar, usulsüzlükleri onlar yapmış gibi gösterirsiniz.
Bunu o eğitimsiz kitlenize nasıl anlatırsınız?
Yalan, dolan; yalancı şahit; uyduruk sebeplerle onları tutuklatırsınız.
Size muhtaç kitleniz ‘’Suçu olmasaydı tutuklanır mıydı?’’ der.
Hatta buna o muhalefetin içinden bile katılanlar olur.
Bu da oyun kazanmanıza yetmezse o partinin içinden bazılarını satın alır, onlar vasıtasıyla parti yönetimini değiştirmeye çalışırsınız.
Dedim ya kanun da siz, kural da…
Siz istedikten sonra onu tutuklamayacak yargı mensubu mu var?
Arada çıkıntılık yapan olursa onu da sürersiniz, oyun dışına itersiniz; diğerlerine de gözdağı olur.
Bu oyunu kazanmanız için son bir hamle kaldı.
Son ama asıl önemlisi…
Kendi medyanızı yaratmalısınız.
Kapıkulu köşe yazarlarınız olmalı…
Kaynak belirtilmeyen haberlerin kaynağı sizin yardımcılarınız olmalı…
Fazla uzattım ama bu oyun taktikleri iyi oldu di mi?
Şimdi geçin bilgisayarınızın başına, bunları uygulayın.
Oyun sizin…
Değerli anne- babalar!
Bırakın çocuklarınız oynasın.
En azında erken yaşlarda strateji öğrensinler, bu numaraları yemesinler.