Avukat Burak Mengü’den Gülşen’in tutuklanmasına tepki

Avukat Burak Mengü’den Gülşen’in tutuklanmasına tepki
Yayınlama: 25.08.2022 21:59
Düzenleme: 26.08.2022 20:59
A+
A-

Şarkıcı Gülşen’in nisan ayında verdiği konserde “İmam Hatip’te okumuş daha önce kendisi, sapıklığı oradan geliyor” dediği görüntüler sosyal medyada paylaşılmıştı.

Bunun üzerine Gülşen hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı TCK 216. madde kapsamında “Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama” suçundan soruşturma başlatıldığını duyurmuş, Savcılık, emniyete yazı yazarak Gülşen’in ‘mevcutlu’ bir şekilde getirilmesi talimatını vermişti. Bunun üzerine şarkıcı Gülşen, soruşturma kapsamında bugün İstanbul Beşiktaş’taki evinden gözaltına alınmıştı.

Gülşen, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube’de ifade verdikten sonra adliyeye sevk edilmişti.Yapılan duruşmada hakim şarkıcı Gülşen’in tutuklu yargılanmasına karar verdi.

‘BURAK MENGÜ:BU AÇIK BİR HUKUK İHLALİDİR’

Şarkıcı Gülşen’in tutuklanmasına bir tepkide Avukat Burak Mengü’den geldi.

Burak Mengü Medya Siyaset Haber merkezine yaptığı açıklamada “İddia edilen suçun ceza üst sınırı 2 yıldan daha azdır. Salt bu nedenle dahi tutuklama kararı verilemez. Bu açık bir hukuk ihlalidir.” ifadelerini kullandı.

Burak Mengü açıklamasında şunları söyledi:

“Şarkıcı Gülşen  bir konserde söylediği sözlerden dolayı öncelikle gözaltına alınmış daha sonra da tutuklanma talebi ile İstanbul Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğime sevk edilmiş ve hakkında tutuklanma kararı verilmiştir.

Öncelikli olarak tutuklanma kararı hukuka aykırıdır. Her ne kadar bu fiili suç olarak kabul etmesek de, bir an için işlenen fiil TCK 216/2 kapsamında değerlendirilemedilir.Şöyle ki; Gülşen hakkında soruşturma TCK 216/2 Maddesi kapsamındadır. TCK 216/2 ye göre; “Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” Demektedir.

Yürürlükte bulunan CMK 100. Maddesi tutukluluğu düzenlemektedir. 100/4 e göre; “Sadece adlî para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.” Demektedir.

Madde tartışmaya yer vermeyecek kadar açıktır. Yukarıda da belirttiğimiz gibi işlendiği iddia edilen suçun ceza üst sınırı 2 yıldan daha azdır. Salt bu nedenle dahi tutuklama kararı verilemez. Bu açık bir hukuk ihlalidir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası madde 26 hükmüne göre herkes düşüncelerini açıklamakta özgürdür. Herkes düşüncelerini istediği yolla istediği şekilde yayma hakkına sahiptir. Ancak aynı düzenleme uyarınca bu özgürlüklerin kullanılması; kamu düzeni, milli güvenlik, suçun önlenmesi vs. nedenlerle sınırlandırılabilir. Tabi bu sınırlandırma da kanunla yapılmak zorundadır.

TCK 216 suçu ile ifade özgürlüğü arasında çok ince bir çizgi vardır. Uygulamada kimi zaman mahkemeler TCK 216 ile ilgili bir yargılamada sanığın fiilini ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirirken kimi durumda ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığına hükmediyor.

Bu tamamen somut olayın özelliklerine, yapılan savunmaya ve ilgili mahkemenin olaya yaklaşımına bağlı oluyor. Ayrıca tekraren belirtmemiz gerekir ki ifade özgürlüğü TCK 216 suçunda bir ceza indirimi değil beraat nedeni olur. Esasen hukuka uygunluk nedeni kapsamında değerlendirilebilir.

TCK 216’nın Şiddeti, silahlı direnmeyi veya ayaklanmayı teşvik eden ifadeler dışında, devletin veya toplumun bir kesiminin hoşuna gitmeyen incitici, rahatsız edici, ürkütücü, bilgi ve düşünceler ifade özgürlüğü kapsamındadır. Somut olayda da bu unsurlar mevcut değildir. Bu sözlerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerekirken tutuklama kararı verilmesi hukuka aykırıdır.”

Atatürk ve Cumhuriyetten Yana Taraf Haber Merkezi
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.