Bal gibi diploma(si) | Yusuf İpekli Yazdı

Bal gibi diploma(si) | Yusuf İpekli Yazdı
Yayınlama: 10.04.2023 14:52
A+
A-

Türkiye’nin kader seçimine bir ay kaldı. Bu seçim kader seçimi çünkü seçmen hararetle değişim istiyor ve bunda hiç olmadığı kadar kararlı.

Neden?

Ekonomi alt üst. Alım gücü günden güne düşüyor. Varsa eğer cebinizdeki paranın değeri her an eksiliyor.

Altın, döviz onca arka kapı satışı ve diğer müdahalelere, Ortadoğu’dan bavul bavul gelen yeşil yeşil dolarlara rağmen yükseldikçe yükseliyor.

Borsa hiç bir zaman doğru tartmayan el terazisi gibi hak yiyor, yerinde durmuyor.

İç borç, dış borç katlandı, katlanıyor.

Yatırımcılar çalışmadan, yorulmadan, terlemeden şu meşhur Nas’a rağmen ‘kur korumalı mevduat sistemi’ sayesinde para üstüne para kazanmaya devam ediyor.

Yabancı sermaye jet hızıyla ülkeyi terk ediyor.

Piyasada ne sıcak para var, ne soğuk para…

Devlet bankaları kredi için ya olağanüstü koşullar öne sürüyor ya da kredi vermiyor. Özel bankaların kredi faiz oranları yüksek mi yüksek.

Hiç suçumuz olmadığı halde hepimiz depremin altında kaldık. Rant için binlerce vatan evladı hayatını kaybetti. İki çadırı dağıtamadılar.

Tek bir SOĞAN on lira.

Ev kiraları şirazeden çıktı.

Domates otuz, peynir iki yüz, en ucuz sucuk ile ortalama baklava beş yüz, pastırma dokuz yüz lira.

Kırk beş metreküp doğalgaz tam üç yüz TL.

Asgari ücret sekiz bin beş yüz lira iken dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 9.591, yoksulluk sınırı 31.240 TL.

Yani seksen altı milyon yurttaşın aşağı yukarı kırk beş milyonu aç, kırk milyonu yoksul iken ancak / belki bir milyon kadarı mutlu…

Of ki of!

Öte yandan GÜVEN, hak, hukuk, adalet, özgürlük, demokrasi, liyakat gibi ekonominin kilit taşı olan kavramlar sınır dışı edilmiş durumda.

Cumhuriyet sayesinde bir yerlere gelenler cumhuriyet düşmanı oldu. Şeriat isteyenler kadrolaştı. Özellikle kul ve köle olarak yaşamaktan Atatürk sayesinde kurtularak birey olabilen kimi kadınların ağzından kin ve zehir akıyor.

Ülke hızla Ortadoğulaşma yolunda.

Bütün bu gerekçelerle 14 Mayıs seçimlerine, doğru ve akıllı yaklaşmak gerekiyor.

Ayrıca milletvekilliği listelerini yorumlarken bu tarihi gerçekler ışığında hareket etmek hem farz hem sünnet.

Özellikle muhafazakâr yanıyla tanıdığımız İzmir Eski Belediye Başkanı Burhan Özfatura* ile aklı başında pek çok dürüst, namuslu insanın / politikacının söylemiyle tam bir devlet adamı olan 13. Cumhurbaşkanı (adayı) Kemal Kılıçdaroğlu’nun milletvekili listesi tam bir tadilat, onarım, restorasyon, iyileştirme listesi. Olabilecek en iyi liste.

Bu listede elbette itiraz ettiğim / edeceğim kimi isimler var. Millet ittifakının CHP’de ifadesini bulan milletvekilliği listesi en azından babalar ve oğullar listesi değil! Diğer partilerden örneğin TİP’te saygı duyduğum kişiler mevcut. Ancak, gün bunları tartışma günü, bölünüp parçalanma günü değil.

Yukarıda belirttiğim gibi, Türkiye demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olarak yoluna devam mı etsin yoksa tek adam yönetiminde hızla Ortadoğulaşsın mı?

Yine Türkiye’de siyasetin kin ve garez kokan yapısı mı devam etsin yoksa sağ sol, alevi sünni, kürt Türk, kadın erkek gibi siyasete alet edilen ayrımcı dil sona ererek toplumsal barış ve bir büyük uzlaşma mı sağlansın?

O arada insanımız ekonomik olarak refaha mı kavuşsun yoksa her geçen gün yoksullaşmaya devam mı etsin?

Unutmayalım ki, kapı gibi diploması da bulunan Bay Kemal bu listeye giden yolu ADALET YÜRÜYÜŞÜNE başladığı gün oluşturmaya başladı. Uzun bir yoldu bu yol. Bir kez daha vurguluyorum diploması da bulunan bu zat diplomasinin tüm kurallarını uygulayarak bugüne geldi.

Yoksa, etliye sütlüye karışmaz, hatta tek adamlarla ara sıra kürsüye çıkar, göstermelik bir temayül yoklaması yapar, popülist isimleri listeye yazar, çıkar iki demeç verir, ölene kadar CHP genel başkanı olarak kalırdı.

Bütün bu tarihi doğrulardan yola çıkarak diyorum ki, DEĞİŞİM şart, ben de DEĞİŞİM istiyorum.

Cumhurbaşkanlığı için 14 Mayıs’ta  oyumu Recep Tayyip Erdoğan’a vermeyeceğim.

Bir bölen olarak değerlendirdiğim, meslektaşım Maarem aklımın ucundan bile geçmez.

Sinan Oğan’ın hiç kazanma şansı yok.

Bu nedenle 14 Mayıs’ta oyum amasız, fakatsız ekip ruhunu içselleştirmiş, demokrasinin bütün kurallarına saygılı, örnek bir aile yapısına sahip, çalışkan, halkçı, cebini düşünmeyen, yolsuzluk yapmayacağını adım gibi bildiğim, yoksullukla mücadele hususunda hiç kuşku duymadığım, nefsini kontrol edebilen, işçi, köylü, emekli, emekçi dostu ayrıca diploması bile olan Bay Kemal’e ve milletvekili listesine…

Çünkü Bay Kemal, “Açıktır, şeffaftır sözünün eri / Yürüyor kararlı bakmadan geri…”

Öyleyse sevgili kardeşim sen de, “Bas mührü değişsin güzel ülkemin /
Şu 15 mayısta kara kaderi.”

Çünkü, “Herkese umuttur halkçı BAY KEMAL / Oylarımız O’na helaldir helal!”

—————————–
*https://yeniizmir.com/eski-baskan-ozfatura-kilicdaroglunun-harika-bir-devlet-deneyimi-var/

1964 yılında Ankara Kalecik doğdu. Sınıf öğretmeni, Türkçe bölümü mezunu, halen özel eğitim öğretmeni. Edebiyatla ilgileniyor. Eserleri 1.Çığlığa çağrı (Şiir) 2.Sensiz akşamların yorgun geceleri (Şiir) 3.Gökyüzüne kafa tutan sağanak (Şiir) 4.Okulumuz Avrupa'da (Gezi Yazıları) 5.Benekli Çocuk Şiirleri) 6.Bir Garip Gönül Hikayesi (Şiir) 7.Oba (Roman)