Bölünmüş Ev – Türker Ertürk Yazdı

Bölünmüş Ev Konuşması, ABD’nin 16. Başkanı olacak olan Abraham Lincoln tarafından 16 Haziran 1858’de yapılan ünlü bir konuşmadır.
“Kendi içinde bölünmüş bir ev ayakta kalamaz.” Lincoln bu sözü kullanarak, Amerika Birleşik Devletleri’nin kölelik konusunda ikiye bölünmüş halde uzun süre yaşayamayacağını savundu. O dönemde bazı eyaletlerde kölelik serbest, bazılarında ise yasaktı.
Konuşmasının en ünlü bölümü şöyleydi: “Kendi içinde bölünmüş bir ev ayakta kalamaz. Ülkenin yarısının köle, yarısının özgür olarak kalıcı biçimde varlığını sürdürebileceğine inanmıyorum.”
Lincoln, ülkenin ya tamamen köleliğe yöneleceğini ya da tamamen özgürlük temelinde birleşeceğini öngörüyordu.
Bu konuşma ABD’de kölelik tartışmasını daha da görünür hale getirdi ve Lincoln’u ulusal çapta tanınan bir siyasetçi yaptı. Birkaç yıl sonra patlak verecek olan Amerikan İç Savaşı nedenlerini ve derin toplumsal bölünmeyi çok erken teşhis ettiği için tarihçiler tarafından önemli bir dönüm noktası olarak kabul edilir.
Bu konuşma, siyasi birlik, toplumsal kutuplaşma ve ulusal bütünlük konularında günümüzde de sıkça atıf yapılan metinlerden biridir. Özetle Lincoln’un mesajı şuydu: Bir ülke, temel bir ahlaki ve siyasi konuda derin şekilde ikiye bölünmüş olarak sonsuza kadar yaşayamaz; er ya da geç bir tercih yapmak zorunda kalır.
Türkiye açısından da benzer durum söz konusu. Toplumsal ve siyasi kutuplaşma, ekonomik uçurum, gelir adaletsizliği ve gelecek kaygısı, hukuksuzluk ve adaletsizlik, partizanlık, güven kaybı, muhalif düşünceye karşı uygulanan düşman savaş hukuku, laikliğin aşındırılması, kimlik ve yaşam eksenli ayrışmalar göz önüne alındığında Lincoln benzetmesi Türkiye için de kullanılabilir. Yani Türkiye sürekli olarak derin kamplaşma ve kutuplaşma içinde yaşayamaz,ortak bir zemine ihtiyaç duymaktadır.
Sonuç olarak; Bir ülke, vatandaşlarının birbirini düşman olarak gördüğü derin bir kutuplaşmayı kalıcı hale getirerek uzun süre güçlü kalamaz ve kırılgan hale gelir. Çağdaş hukukta, demokraside ve ortak gelecekte buluşmak zorundadır.








