Çay Üreticisine Büyük Şok!

Dünyanın merkezinde ve bereketli topraklara sahip bir ülkeyiz. Her bölgede doğasına uygun farklı tarım ürünleri yetişmekte. Bu ürünler bölge halkını geleceğe taşıyabilecek zenginlikte. Ama gelin görün ki, dün ihraç ettiğimiz ürünleri bugün ateş pahasına ithal eder olduk. Bereketli topraklarımız çoraklaşıyor, tarlalarımız ekilmiyor, tohumlarımız yasaklanıyor. Özetle izlenen politikalarla üretici darbe üstüne darbe yiyor. Adeta üreticinin emeğinin karşılığını alamaması için ne gerekiyorsa yapılıyor.
Bu topraklar hepimizin değil mi?
Neden bazılarına ballı kaymaklı ekmek de bazılarına açlık ve sefalet reva görülüyor?
Bir de olumsuzu allayıp, pullayıp olumlu göstermek var elbette gözleri kör, kulakları sağır ediyor…
Gelelim konumuza. Konumuz: Doğu Karadeniz ve onun ürünü yaş çay.
Bakın neler oluyor?
Çay üreticisinin uzun süredir beklediği fakat içinde neler olduğunu bir türlü öğrenemediği ‘Çay Kanunu Değişiklik Teklifi’ meclise sunuldu.
Sunum demiştik ya, bakalım teklifin sunumuna: “Hedefimiz üreticiyi ve tüketiciyi korumak, Türk çayını dünya markası haline getirmek!”
AKP, Genel Başkan Yardımcısı Rize Milletvekili Hayati Yazıcı’nın ilk imzacısı olduğu teklifte: Çay tarımı, yaş çay yaprağı satışı, kuru çay üretimi ve satışına dair usul ve esaslar yer buluyor. Üreticinin geçmişten günümüze asıl sorunu olan ve zaman zaman tüm Türkiye’nin tanık olduğu yaş çayını dökme eylemlerine konu olan kontenjan ve kotalar değişiklik teklifinde yer bulamıyor.
Teklif ile çay tarım alanları Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından tespit edilecek. Bu alanların dışında çay tarımı yapılamayacak. Bölgede bulunan arazisinde çay bahçesi yapmak isteyenler önceden ruhsat almak zorunda olacak. Şartları taşımayanların çay bahçeleri giderlerinden kendileri sorumlu olmak koşuluyla sökülecek.
Şöyle düşünün Rize’de araziniz var, çay ektiniz ama bu ekimi ruhsat almadan yaptınız, ektiğiniz çay bitkileri sökülebilecek. Yani öyle kendi başınıza toprak benim, bölgede sulak çay tarımı yapabilirim diyemeyeceksiniz. Tıpkı doğurgan tohumunuzu ekemediğiniz gibi!
Teklifte yer alan en önemli konu üretici için ölüm fermanı niteliği taşıyor. Yaş çay fiyatı devlet tarafından değil, Ulusal Çay Konseyi tarafından belirlenecek.
Ulusal Yaş Çay Konseyi 2008 yılında kurulmuş. Konsey çay konusu ile ilgilenen ticari, sanayi, meslek kuruluşları, araştırma kuruluşları ve devletin ilgili kurum ve birimlerini kapsıyor.Konseyin şu anki başkanı Rize Ticaret Borsası’nın da başkanı olan, özel çay fabrika sahibi bir şahıs.
Teklifte kuru çay üreten işletmelerin hammadde temini ve pazarlama yöntemleri de yer alıyor. İşletmeler A, B ve C lisanslı işletmeler şeklinde gruplandırılacak. A ve B lisansına sahip işletmeler yaş çay alabilecek. Bu işletmeler alacakları yaş çayı sözleşme ile temin edebilecekler. C lisansına sahip olanlar ise satın aldıkları kuru çay ürünlerini işletmelerinde paketleyip tüketiciye arz edebilecekler.
Özetle teklif üreticinin lehine hiçbir düzenleme içermiyor. Teklif yaş çay fiyatının belirlenmesini konseye havale ederken, sözleşmeli tarım modelini sisteme taşıyor ve dolayısıyla ÇAYKUR’u devre dışı bırakarak, tekellere yer açıyor!
Sonuç, dünyanın merkezinde bereketli topraklarımız var ama üreticimizi de tüketicimizi de korumayan yasalarımız var. Neoliberal politikalar elimizde avucumuzda yerli ve milli olan ne varsa silip süpürdü. Bu teklif de çay üreticisinin elindekini silip süpürmeyi hedefliyor.
Çayı nereden ithal ederiz dersiniz?
Öyle görünüyor ki yurdumuzun sulak bölgesinin bereketli ürünü, yaş çay yasası değişiklik teklifi çok su kaldıracak. Bu değişiklik Kahvaltılarımızın baş tacı, şöyle bir dinlenmek istediğimizde keyifle yudumladığımız çayımızın idam fermanı…









