CHP > İMAMOĞLU – Melih Demirel Yazdı

CHP > İMAMOĞLU – Melih Demirel Yazdı
Yayınlama: 31.10.2025 22:04
A+
A-

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) yüzyılı aşan tarihine baktığınızda, o tarih sadece bir siyasi partinin hikâyesi değildir; bir milletin yeniden doğuşunun, küllerinden Cumhuriyet yaratışının hikâyesidir. Bu parti; kişilerin, isimlerin, hatta dönemlerin ötesinde bir fikrin, bir idealin taşıyıcısıdır. Ne bir genel başkana, ne de bir belediye başkanına zimmetlidir. Bu gerçeği unutan herkes, farkında olmadan o ulu çınarın köklerine baltayı kendi eliyle vurur.

Son zamanlarda yaşanan gelişmeler, partinin tarihi misyonuyla taban tabana zıt bir tabloyu önümüze koymaktadır. Ekrem İmamoğlu’nun yargı süreci üzerinden yürüyen tartışmalar, CHP’nin asli meselesi olmaktan çoktan çıkmış, bir kişinin siyasi geleceğini koruma operasyonuna dönüşmüştür. Oysa Cumhuriyet Halk Partisi’nin görevi, kimsenin siyasi kariyerini kurtarmak değildir. CHP’nin sırtına “zırh” giydirip, o zırhın içine kişisel hesapları gizlemek kimsenin haddine de  değildir.

Özgür Özel, bu süreçte ne yazık ki bir genel başkan refleksi gösterememiştir. Onun tavrı, partinin rotasını belirleyen bir liderden çok, görevi geçici olarak devralmış bir “emanetçi genel müdür”ün tavrını andırmaktadır. Ne vizyon ortaya koyabilmekte, ne de parti içindeki dağınıklığı toparlayabilmektedir. Her gün yeni bir krizin, yeni bir dağılmanın, yeni bir iç hesaplaşmanın içine sürüklenen bir CHP fotoğrafı, Özgür Özel’in basiretsiz yönetiminde giderek derinleşmektedir.

CHP, memlekete adalet vaat eden bir partidir. Ancak bugün, o adalet söyleminin yerini parti içi tahammülsüzlük, hoşgörüsüzlük ve hizipçilik almış durumda. Farklı düşünen, eleştiren, yanlışlara dikkat çeken partililer, sorgusuz sualsiz, savunmasız şekilde kapının önüne konuluyor. Bu nasıl bir adalet anlayışıdır? Bir yandan meydanlarda “adalet” pankartı taşırken, öte yandan kendi evinde adaleti rafa kaldırmak hangi vicdana, hangi Cumhuriyetçi ruha sığar?

Ekrem İmamoğlu’nun yargı süreci, partinin değil, şahsının meselesidir. Bu ülkenin Cumhurbaşkanlığı gibi kutsal bir makama talip olan birinin, önce kendi aklanma sorumluluğunu yerine getirmesi gerekir. Kendisini aklama yükümlülüğü olan biri, o makama layık olamaz. O koltuk, tertemiz bir yürüyüşün sonunda oturulabilecek bir koltuktur. Bu yüzden, “CHP İmamoğlu’na kalkan olmalı” diyenlere açıkça sormak gerekir: CHP’yi kişisel bir siper mi zannettiniz?

Cumhuriyet Halk Partisi, kişi merkezli bir yapı değildir. Bu partinin tarihinde kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk haricinde  kimse vazgeçilmez olmamıştır. Bugün Ekrem İmamoğlu’nun partiden kendini aklayana dek koparılması gerektiğini söylemek, bir tercih değil, bir kurumsal zorunluluktur. Çünkü bu parti, Mustafa Kemal Atatürk’ün ilke ve devrimlerinin mirasçısıdır. O mirasın gereği; partiyi şahısların gölgesinden, hesapların kirinden korumaktır. Bu birileri için  zor ama tarihi bir sorumluluktur.

Özgür Özel ve çevresinin bu sorumluluğu taşıyabilecek bir iradeye sahip olmadığı artık gün gibi ortadadır. Söylem var, eylem yok. Cesaret varmış gibi yapılıyor ama karar alınamıyor. Her gün biraz daha belirsizleşen bir CHP tablosu, seçmende güvensizlik ve yorgunluk yaratıyor. Bu yönetim anlayışıyla ne iktidar olunur ne de umut olunur.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin kaderi birkaç ismin kişisel hırsına, birkaç yöneticinin konforuna terk edilemez. Çünkü CHP, bir partiden öte, bir medeniyet projesidir. O medeniyetin adı; adalet, liyakat, ahlak ve Cumhuriyet’tir. Bugün bu değerlere en büyük tehdidi dışarıdan değil, içeriden görmek üzücüdür ama gerçektir.

Artık birilerinin yüksek sesle söyleme zamanı gelmiştir:

CHP, ne İmamoğlu’nun siyasi kalkanıdır ne de Özel’in geçici makamıdır. Bu parti, bir milletin kalbidir. Ve bu  kalp, şahısların ihtirasına rehin bırakılamaz.

Tarihin bize yüklediği sorumluluk açıktır:

Cumhuriyet Halk Partisi, hiçbir ismin önünde eğilmez.

Çünkü CHP, İmamoğlu’ndan büyüktür!

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:

Siyasetçi, İktisatçı ve Köşe Yazarı