Başörtülü Bacılar Üzerinden Cumhuriyet’in Kadın Haklarını Geri Almak – Nurdan Savaş Yazdı

Başörtülü Bacılar Üzerinden Cumhuriyet’in Kadın Haklarını Geri Almak – Nurdan Savaş Yazdı
Yayınlama: 16.08.2025 22:04
A+
A-

Bir hutbe, bir fetva, bir demeç… Bunlar tek başına basit açıklamalar gibi görülür.

Ama sürekli tekrar yoluyla, şeriat hükümleri “doğal ve sorgulanmaz” hale getirilir.

“Şeriatın ayak izleri” dediğimiz mesele, aslında laiklik ilkesinin aşındırılma sürecinin işaretleridir.

Laiklik yalnızca “din ve devlet işlerinin ayrılması” değildir; aynı zamanda kadın-erkek eşitliği, yurttaşlık eşitliği ve hukukun üstünlüğü demektir.

Eğer buna karşı etkin tepki verilmezse, bu izler zamanla yola dönüşür.

15 Ağustos 2025 hutbesinde Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş

“Karşılıklı rıza olmadan Yüce Rabbimizin koyduğu miras ölçüsünü değiştirmek ilahî adalete aykırıdır. Dolayısıyla kişinin; kız çocuklarını mirastan mahrum bırakması, kız çocuklarının da Allah’ın takdir ettiği hakka razı olmaması kul hakkıdır. Arazi sınırlarını ihlal ederek başkasının mülkünü gasp etmek, asılsız gerekçelerle insanların mallarına el koymak, yalan beyanlarla insanları mağdur etmek ateşten gömlek giymektir.” demesi laik hukuk düzenine açık saldırıdır.

Son yıllarda Diyanet, yalnızca dini hizmet sunan bir kurum olmaktan çıkıp, hukuka, aile düzenine, kadın-erkek eşitliğine dair şeriat referanslı açıklamalar yapıyor.

Laik hukuk düzeni dışında ikinci bir otorite yaratma çabası “din hizmeti” değil, doğrudan paralel bir norm üretme girişimidir.

Diyanet’in “Allah’ın koyduğu ölçü” vurgusu, aslında hukuku ikinci plana itip dini hükmü üstün gösterme girişimi,kadınların kazanılmış haklarını tartışmaya açarak toplumsal zeminde şeriatın meşrulaştırılmasının ayak izlerini bırakır.

Devletin anayasal düzenini aşındırarak, “hukukun üstünde ilahi bir hüküm var” algısını yaymak, devletin laik kimliğini törpüleme stratejinin ilk adımları, topluma dini söylemle meşruiyet kazandırmaktır.

Sonraki aşama, “hukukun şeriata göre yeniden düzenlenmesi” talepleridir.

Başörtülü bacımı okula sokmadılar diye diye gelenler, bugün başörtülü bacılara Cumhuriyet’in verdiği hakları geri alıyor.

O gün özgürlük adına meydanlarda bağıranlar, bugün şeriat gölgesinde kadınların mirastaki eşitliğini tartışmaya açıyor.

Bir zamanlar “yasakçı düzen” diyerek Cumhuriyet’i hedef alanlar, bugün Cumhuriyet’in teminatı olan eşit yurttaşlık hakkını din perdesiyle budamaya kalkıyor.

Cumhuriyet, kadını hem seçme ve seçilme hakkıyla hem de Medeni Kanun’un eşitlik ilkesiyle güçlendirdi.

1930’da belediye seçimlerinde seçme hakkı,

1934’te milletvekili seçme ve seçilme hakkı,

1926 Medeni Kanunu’yla mirasta ve boşanmada eşitlik ile

Cumhuriyet devrimi, kadınları erkeğin yarısı gören zihniyetten kurtarıp eşit yurttaş yaptı.

Ama bugün Diyanet eliyle, kadının mirastaki payını tartışmaya açarak Cumhuriyet’in kadınlara kazandırdığı hakları sessizce geri alma süreci başlatılıyor.

Bu, laik Cumhuriyet’in en temel kazanımlarına karşı sessiz bir darbe girişimidir.

Cumhuriyet, başörtülü ya da başı açık demeden bütün kadınlara eşit hak verdi. Ama iktidar, “başörtülü bacım” diyerek siyaset yaptığı kadınların miras hakkını, medeni hukuk güvencelerini geri alıyor.

Bunun adı özgürlük değil; bu Cumhuriyet’le hesaplaşmadır.

Başörtüsü serbestliği, kadınların eğitim ve kamusal alanda özgürleşmesi içindi. Ama bu iktidar, başörtülü kadınları özgürleştirmek yerine şeriatın gölgesine hapsetmek istiyor.

Bu kadınların Cumhuriyet sayesinde elde ettiği eşit yurttaşlık haklarının şeriat gölgesinde adım adım gasbedilmesidir.

Yani sorun başörtüsünde değil; sorun, başörtüsü üzerinden kurulan dini vesayet düzeninde.

Cumhuriyet’in kadınları, o hakları nasıl kazandıysa, öyle de koruyacaktır.

Ey başörtülü bacılarım,

Bugün mesele başörtünüz değil; mesele sizin eşit yurttaşlık haklarınızdır.

Başörtüsü serbestliği, özgürleşmeniz içindi. Ama sizlere özgürlük değil, şeriat gölgesi sunuluyor.

Eğer bu yoklamada sesinizi çıkarmazsanız;

Kaybedeceğiniz şey yalnızca mirastaki payınız olmayacak.

Medeni Kanun’un size tanıdığı haklar elinizden alınacak.

Cumhuriyet’in size açtığı okul kapıları, iş yerleri, meclis yolları bir gün yine kapatılacak.

Başörtünüzü özgürlük sembolü olarak taşıyacağınız yer, laik Cumhuriyet değil, şeriatın dar kalıpları olacak.

Cumhuriyet size sadece örtünüzle değil, kimliğinizle, iradenizle, eşitliğinizle değer verdi.

Şimdi bu hakları sessizce geri almak isteyenlere karşı sesinizi yükseltmezseniz, yarın çok geç olabilir.

Bugün miras meselesinde verilen hutbe, yarın boşanma hukukuna, öbür gün ceza hukukuna uzanacaktır.

Cumhuriyet mi,Şeriat mı?

Tercih senin!

Tarih sever, Araştırmacı gazeteci ve yazar.