Depremi Unutmamak | Suay Karaman Yazdı

Depremi Unutmamak | Suay Karaman Yazdı
Yayınlama: 06.03.2023 00:00
A+
A-

Şubat ayında ülkemizde yaşanan depremler, bize bilimin göz ardı edilince, neler yaşandığını tüm açıklığıyla ve çok acı biçimde gösterdi. Depremler doğal olaylardır, daha önce de oldu, bundan sonra da olacaktır. Ancak yapıların yer seçimi uygun olmalı, bunun yanında plan, proje ve inşaatta kullanılacak malzeme de doğru seçilmelidir. Toplum, deprem konusunda gerçek anlamda bilinçlendirilmelidir.

Ülkemiz, deprem gerçeğine uygun olarak gerekli önlemleri almak zorundadır. Ama siyasi rant (çıkar) sağlamak için imar barışı – imar affı gibi yasaların kabul edilmesi gibi akıl ve bilim dışı yollara başvurulduğu görülmektedir. Deprem gerçeği olan ülkemizde afet planlarının her an hazır olmalıdır. Bu planları yapacak görevli kuruluş olan Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın (AFAD), afet öncesi ve afet sonrası yapılacak müdahaleler için hazırlıklı olması gerekirdi. Ama bunun yerine siyasi iktidarın yandaşlarına iş sağlayacak bir kuruma dönüştürüldüğü görülmektedir. Afet durumunda, AFAD’ın dışında Kızılay’ın da asıl görevi depremden kurtulanların barınması için çadırları, sağlık için gerekli düzenlemeyi, günlük gıda gereksinimlerini sağlamaktır. Ancak Kızılay’ın işi, ticarete döktüğü görülmüştür.

Yaşanan depremlerde AFAD ve Kızılay, siyasi iktidardan talimat bekledikleri için müdahalede geç kaldılar. Deprem olduktan sonra bazı bölgelerde 2-3 gün hiçbir yardım, arama ve kurtarma çalışmasının olmadığı görülmüştür. Bunun yanında Kızılay’ın çadır satmasıyla başlayan skandalların ardı arkası kesilmemektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin deprem bölgesine hemen gönderilmemesi büyük tepkiye yol açtığı gibi, ölümlerin daha da artmasına neden olmuştur. Bütün bunları dillendirenlere karşı siyasi iktidar “şerefsizler” diye başlayarak, “ahlaksız, namussuz, adi” ile sona eren karşılıklar verdi.

Daha sonra AKP genel başkanı; “ilk iki gün harekete geçemedik” diye açıklama yaptı ve helallik istedi. Böylece siyasi iktidarın hatası kabul edildi; o zaman söylenen onur kırıcı sözleri nereye koymak gerekecektir? Bu yıkımların sorumluları ile toplum helalleşemeyecektir.

Spor karşılaşmalarında taraftarların hep bir ağızdan “hükümet istifa” diye bağırması karşısında siyasi iktidar ve yandaşları tepki vererek, komplo olduğuna ilişkin açıklamalar yapmaktadır. Ancak toplumun çektiği sıkıntıların üzerine depremde yaşanan olumsuzluklar ve sorumsuzluklar da bindiği için, gerçekleri göremeyenler boşuna çırpınmaktadır. Toplumun gözü açılmıştır ve her şeyi açık olarak görmektedir. Son yaşanan depremle birlikte toplum, AKP iktidarının bedelini kendi canıyla ödediğini acı şekilde gördü ve yaşam hakkının yok edildiğini anladı.

20 yıldır Türkiye’yi yöneten AKP iktidarı hiçbir sorumluluk almadan ve istifa eden yetkili olmadan deprem yaralarını sarmak bahanesiyle yine inşaat işine başlamaktadır. Daha enkazlar kaldırılmadan, tüm ölenlerin bedenlerine ulaşılmadan, siyasi iktidar yeni bina yapımı için kolları sıvamış ve bilinen çetelere iş vermeye başlamıştır. Üstelik ormanlar, meralar ve alüvyon tarlaları imara açılıyor, ovalara ev yapılmaya başlanıyor.

Ülkemizin 6 Şubat 2023 tarihinden sonra daha farklı bir durumda olacağı öngörülmektedir.  Deprem konusunu, yaşananları, yanlışlıkları ve beceriksizlikleri sürekli dile getirmeliyiz, yazmalıyız, konuşmalıyız. Son siyasi gelişmeler, deprem konusunu ötelemiş ve yaşananların unutulmasına, anımsanmamasına yol açabilecektir. Bu siyasi gelişme zaten kısır döngü içinde gelişen çarpık olaylardı; iktidarın ve muhalefetin güvenilirliğini yitirdiği bir toplumda insanlar mutsuzdur, çaresizdir. Şu anda yapılması gereken deprem olayını sürekli güncel tutarak, siyasi iktidara karşı demokratik tepkimizi vermek ve ivedilikle yaraları sarmaktır.

Azim ve Karar

13 Temmuz 1959 tarihinde İstanbul’da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Ankara’da tamamladı. Jeoloji Mühendisliği Bölümü (1983) ve İşletme Bölümü (1998) mezunu. Lisans üstü çalışmalarını Trafik Planlaması ve Uygulaması anabilim dalında (2002) ve Hayvancılık İşletme Ekonomisi anabilim dalında (2003) tamamladı. 1983-1985 yıllarında ODTÜ Mimarlık Fakültesi’nde yarı zamanlı öğretim görevlisi olarak çalıştı. 1986-1987 yılları arasında Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda yedek subay olarak askerlik görevini tamamladı. 1988-2006 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi’nde Öğretim Görevlisi olarak çalıştı. 2006-2018 yılları arasında Gazi Üniversitesi’nde Öğretim Görevlisi olarak çalıştı. Gazi Üniversitesi’nin bölünmesiyle 2018 tarihinden beri Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nde Öğretim Görevlisi olarak çalışmaktadır. 1993 yılında “Bilgisayara Giriş ve Basic” ile “Fotogrametri” kitaplarını yayınladı. Mart 2019 tarihinde “İnadına Cumhuriyet” adlı kitabını yayınladı. Kasım 2021 tarihinde “Türkiye Uçuyor” adlı kitabını yayınladı. Bir süre Cumhuriyet ve Ulus Gazeteleri ile Türkiye Sorunları Dergisi’nde yazı yazmıştır. Kasım 2005-Haziran 2020 tarihleri arasında İlk Kurşun Gazetesi’nde her hafta yazıları yayınlanmıştır. Halen Azim ve Karar Sitesinde yazı yazmaktadır. “Parçalanma Dil İle Başlar” makalesiyle, Dil Derneği tarafından 26 Eylül 2016 tarihinde 84. Dil Bayramı Onur Ödülü’ne layık görülmüştür. Atatürkçü Düşünce Derneği’nin eski Genel Sekreteri’dir. 1961 Anayasası ve Çağdaş Demokrasi Vakfı’nın Başkanı’dır. Halen Tüm Öğretim Elemanları Derneği’nin (TÜMÖD) Genel Sekreteri’dir. Evli ve iki çocuk babasıdır.