Din kardeşliği maskesi takan ırkçılık | Hakan Paksoy yazdı

Din kardeşliği maskesi takan ırkçılık | Hakan Paksoy yazdı
Yayınlama: 18.10.2022 21:30
Düzenleme: 18.10.2022 20:05
A+
A-

Diyarbakır’da ilginç bir toplantı yapıldı. Toplantının adı Âlimler Buluşması’ydı. 15 – 16 Ekim’de gerçekleşti. Kısa adı İttihad-ul Ulema olan ve merkezi Diyarbakır’da olanÂlimler ve Medreseler Birliği düzenledi. İnternet sitelerinde kendilerini tanıtırken “Türkiye’nin birçok ilinde İslami ilimler ve sosyal komisyonlarıyla faaliyet yürüten bir kurumdur. Özellikle bölgemizde (Doğu ve Güneydoğu Anadolu (H.P.)yüzyıllardır devam eden medrese geleneğine sahip çıkmak ve ilmî kurumlarımızın daha düzenli şekilde devamlığını sağlamak amacıyla” faaliyet gösterdiklerini ifade ediyorlar.

Toplantının açılış konuşmasını yapan Birlik Başkanı Enver Kılıçaslan, Nizamülmülk’e atıfta bulunarak bölgedeki medreseleri Nizamiye medreselerine benzetiyor. Ve haçlıları İslam âleminden defedenin sadece kılıç değil bu medreseler olduğunu vurgulamış. Görünen o ki tarihteki tartışma bugün Türkiye’de tekrar alevlendirilmek isteniyor.

Elbette bu husus ilim insanlarının sahası.Toplantıya dikkatimizi resmî Twitter hesaplarındaki paylaşım çekmişti. “Kürt coğrafyası başta olmak üzere İslam ülkelerinden seçkin ulemanın katılım sağladığı ‘Âlimler Buluşması’” diyordu. Kılıçaslan da konuşmasında Kürt toplumunun batılılaşmayla İslam’dan uzaklaştırıldığınıve mağdur edildiğini söylüyor.

İran, Irak, Suriye’den katılımcı konuşmacı var. Ancak Irak Kürdistanı, Suriye Kürdistanı, İran Kürdistanı diye tanıtılıyorlar. Toplantının esas gayesi de “Kürt sorunu (!)olarak öne çıkıyor.

Kürt meselesi (!) sadece siyasilere bırakılamaz(!)

Âlimler ve Medreseler Birliği’nden M. Abdussamed Yalçın “İslam Ümmetinin Asli Bir Unsuru Olan Kürtlerin Problemlerinin Çözümü İçin Ulemanın Sorumluluğu” konulu bir konuşma yaptı. Yazı için çalışırken seyrettiğim videolar, yazarken kaldırıldı. Hem de ilişkili sayfalardan da kalktı. Bu neyin tedbiriydi, ne için kaldırıldı çok anlaşılır değil. Ama bir gariplik olduğu da kesin.

Silinen videodan aldığım notlardan bir kısmı, konuşmanın verildiği haber sitelerinde yok. Yalçın konuşmasını Kürtçe yaptı. Canlı yayında da simultane çeviri vardı.Notlarım da o çeviriden. Olmayanlardan birisi, “Sykes – Picot Anlaşmasıyla bütün ülkelerin sınırları ayrıştı. Kürtler hâlâ o birliği ortaya koymak amacıyla o cemaatlere sahiptir” cümlesi (Simultane çeviriden aynen alınmıştır.) Bu ifade bir bağımsız devlet talebi olarak görünüyor. Bu devlet hangi topraklarda denecek olursa cevabı biraz daha aşağıda var.

Bu sözlerin ardından talebin devamı geliyor:“Kürtler maalesef asimile edilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu vakit dediler ki bir milletten bir ulus çıkardık. Daha sonra dediler ki Türkiye sadece Türklerindir, hiç kimsenin değildir. Siyasi olarak da bunu oturttular. Türkiye’de 20-25’e yakın ırk var fakat bu sözle birlikte hiçbiri tanınmadı. Türklerin dışında kalan diğer ırklar nedir diye sorulduğunda onlar da Türk’tür şeklinde cevap verdiler. Bu şekilde bir asimile çalışmasının içerisine girdiler. Kürtlerin doğal ve meşru hakları ırkçılar tarafından verilmedi.”

Yirmi yıldır AKP Genel Başkanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak Erdoğan’ın tekrar ettiği, Cumhuriyetin başka etnisiteleri ret, inkâr ve asimilasyona uğrattığı ifadelerinin aynısı. Ama burada bir fark var, bu defa 20-25 ırkın varlığı söyleniyor. Hem de bu ırkların hakları ırkçılar tarafından verilmedi diyerek.

Hüdapar GİK Üyesi de olan Yalçın,PKK’yı mürted(Dinden dönen, din dışı, dini reddeden) ilan ediyor. Bundan sonra da PKK dışındaki Kürtler arasında birliğin sağlanması için yardım çağrısı yapıyor: “Kürtler arasındaki sıkıntılar ümmetin meseleleridir. Ümmetin meseleleri de âlimlerin çözmesi gereken meselelerdir.”

Son olarak da “Kürt meselesinin sadece siyasilere ve İslam’ı bilmeyenlere verilecek bir mesele olmadığını, alimlerin meselesi olduğunu”   söylüyor.

Toplantı sadece bu konuşma için yapılmış olsa gerek. Ki nabız atışları bu sözlerde duyuluyor.

Sonuç gelip ırkçılığa dayandı

Sonuç Bildirgesi’nde “Ulema, sadece ihtiyaç hâlinde insanların kendilerine başvuracakları ve soru soracakları makamlar değildir (M 7)  denilerek ilim sahiplerine görevleri hatırlatılıyor. Ardından da idarecileri uyarmaları gerektiği söyleniyor (M8).

Esas konu bundan sonra geliyor. Dokuzuncu madde “İnsan hak ve hukukuyla ve insanî değerlerle ilgili her sorun, âlimlerin sorunudur … Hiçbir engel, ulemayı Kürt meselesine müdahil olup bu hususta sorumluluk almaktan alıkoymamalıdır.diyerek göreve çağırıyor. Bu söylem yeni de değil.Altıncı Âlimler Buluşmasının Sonuç bildirgesinde de “Kürtler birçok insani hakkından mahrumdur. Bu hakların iadesi için çaba göstermek dinî bir vecibedir”ifadesi var.

Ayrı bir devlet veya benzeri yapı kurmak isteyenler ve “Türkler asimile ettiler. Halbuki 20 – 25 ırk vardı” diyenler, 10’uncu maddede ırkçılığı lanetliyor. Müslüman kavimleri bir arada tutan İslam’dır diyorlar. Hem ırkçılık yapıp hem de ırkçılık şeytanidir diye ilan etmekteler. Ama ırkçılığın şeytani olduğunda yerden göğe haklılar tabi(!)

Toplantının sonunda konuşan HüdaparGenel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu’nun, toplantı devam ederken RUDAW’a yaptığı açıklama konuyu daha anlaşılır hâle getiriyor. Yapıcıoğlu: Kürdistan’ın 4 parçasından ve İslam dünyasından pek çok âlim toplandı. İslam ümmetinin sorunları ve Kürt sorunu dâhil pek çok mesele alimler arasında tartışılıyor… Bu mesele bir hak ve hukuk meselesidir. Kürtlerin yaşadığı kentlerin geri kalmışlığı sorunu değildir. Kürt sorunu bir kimlik meselesidir”

Yukarıdaki kurulmak istenen devletin toprakları neresi sorusunun anahtarı bu sözlerde. Yusuf Kaplan’ın bile dayanamayıp itiraz ettiği Kürdistan’ın (!) dört parçasının üçünden temsilci var ve adı açıkça konuşuluyor ama birisi hiç telaffuz edilmiyor. Neresi dersiniz(!?)

Ya ülkeyi yönetenler

Çocukluğumda bir reklam vardı. Yaşı uygun olanlar hatırlarlar. Bir apartmanda ısınma problemi vardı da kiracılar kışın donuyoruz, yazın yanıyoruz diye feryat edip “Yöneticimiz uyuyor mu?” diye bağırırlardı. Biz de neredeyse bu filmi yeniden çekeceğiz. Ama eğer uyumuyorlarsa da bu toplantıları birlikte yaptıklarını düşünmeye başlayacağız(!)

Bu derneği incelerken ilginç bağlantılar karşımıza çıkıyor.

Mesela Mardin Artuklu Üniversitesi “Akademi Medrese Buluşmaları – Teoriden Pratiğe Karşılaşmalar Çalıştayı” düzenliyor. Rektörün “Medreseler de Akademik Kurumlar da Toplumumuzun Bir Gerçekliğidir” sözü Üniversitenin sitesinde durmakta.

Bu çalıştayın düzenleyicileri de ilginç. Birisi Uluslararası Müslüman Alimler Dayanışma Derneği (UMAD). Türkiye Şubesi olduğu Dünya Müslüman Alimler Birliği, Diyarbakır’daki “Buluşma”ya internetten katılıyor.

UMAD hakkında çok fazla bilgi yok. İnternet sitesi bakımda. Ama hâlen çalışmaları devam ediyor. Devam ettiğini Millî Eğitim Bakanlığı’nın internet sitelerinden anlıyoruz. Haberlere göre Din Eğitimi Genel Müdürlüğü ile UMAD arasında yapılan iş birliği protokolü ile 2022 Ağustos’unda genç hafızlara sertifika eğitimi verilmiş (https://bit.ly/3Vx5p2q).

Bu yazı için araştırma yaparken medreseden açık öğretimle İlahiyat önlisans, arkasından uzaktan eğitimle İLİTAM (İlahiyat Lisans Tamamlama) sonucu alınan diplomayla üniversitede doçentliğe kadar yükselmiş insanlar karşımıza çıktı. Bu toplantıların düzenlenmesinde çok aktif rol almışlardı.

Bütün bunlar ideolojik hedef uğruna devletin ve milletin yapısının bozulması anlamına gelmektedir. Toplantılarda konuşanlar da İslam kardeşliği derken kimlik mücâdelesi vermektedirler. Bunu da duymak istemeyen kulaklara bağırıyor, görmek istemeyen gözlere sokuyorlar.

Bu yeni bir çözüm / açılım süreciyse ya da PKK’yla mücâdele stratejisi ise eskisinden çok daha büyük bir yanlıştır. Başka bir Kral Kobra Yılanıyla aynı çuvala girmek gibidir. Devlet,hiç vakit geçmeden tedbirini almalıdır.

Millî Düşünce Merkezi Genel Başkanı
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.