Dünya Barış Gününde Laik Eğitimle Barışmak – Yusuf İpekli Yazdı

“Türkiye’nin eğitim sistemi çöküyor; gerici politikalar gençliği karanlığa sürüklerken, çözüm Atatürk’ün yolunda laik ve bilimsel eğitimde.”

Dünya Barış Gününde Laik Eğitimle Barışmak – Yusuf İpekli Yazdı
Yayınlama: 01.09.2025 23:27
A+
A-

01 Eylül.

Emperyal güçlerin nükleer silah denemeleri, sınırları yeniden çizme girişimleri, dünyayı kafalarına göre yeni baştan şekillendirme hevesleri, silaha dayalı ekonomilerini ayakta tutma çabaları, vekalet yoluyla yaptıkları güç savaşları, kişisel hırs ve kaprisleri gibinedenlerle tabiatın hem doğal dengesini hem de insanların kimyasını bozmaları sonucu bu sene her zamankinden daha sıcak ve kurak geçen yaz mevsiminin hemen hemen sonu…

Güz günleri yani, sevdanın, aşkın, edebiyatın, sanatın hayat bulduğu mevsim, hazan mevsimi…

Yakında yapraklar usul usul yuvalarını terk edecek. İnsanlar gibi ağaçlarda sararıp solacak. Otlar kuruyacak. Göçmen kuşlar günlerce sürecek yolculuğa çıkacak. Tabiat ana yeni doğum için kuluçkaya yatarak mayalanmaya başlayacak.

Okullar açılacak yine. Çocuklar sınıflara doluşup okul bahçelerini şenlendirecek.

Hem de Nazilerin1939 yılında Polonya‘yı işgal ederek 2. Dünya Savaşını başlattığı günün yıl dönümü olan 1 Eylül Dünya Barış Günü‘nde.

Yeni eğitim öğretim yılı çocuklarımıza, velilerimize, öğretmenlerimize hayırlı uğurlu olsun, canı gönülden başarılar diliyorum.

Doğrusu Türk Milli Eğitim Sistemine de başarılar dilemek isterdim. İçimden gelmedi.

Neden?

Milli eğitim sistemi diye bir sistem yok da ondan.

Nasıl yani başında milli kavramı yazılı olan teşkilatın bir sistemi yok mu?

Hani cumhuriyet bir kadın ve eğitim devrimiydi?

Sistem yoksa, neden?

Eğitim sistemi son yirmi yıldır ümmet sevicileri tarafından gerici ve çağdışı yapılara teslim edildi de ondan, başka neden olacak…

Bu amaca ulaşmak için sel önünden kütük kapar gibi bir gece yarısı yazdıklarını ertesi gece bozuyorlar. Anlayacağınız milli eğitim bakanlığı sorunlar yumağı.

Doğru mu, malesef…!

Peki, Türk milli eğitimin de sorun ne, sorumlu kim?

Peşinen söyleyeyim mesele Atatürk‘ün oluşturduğu laik eğitim sistemine karşı duyulan kin, bu kinden beslenen onulmaz düşmanlık. Gaye akla, bilime, teknolojiye dayalı özgür birey yetiştirme ülküsüne sahip laik eğitim sistemini yıpratarak yok etmek.

Atatürk’ün, “Cumhuriyet; sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.” hedefini açığa düşürmek.

Bunun dışında ortaya çıkarılıp, hayata geçirilen ÇEDES, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, öğrencilerin / öğretmenlerin sakal bırakması, şalvar, takke, cüppe ile okula gelmelerinin özendirilmesi, dini eğitime yapılan pozitifayrımcılık, şetiata ve arap kültürüne (!) duyulan özlem, medrese kılıfı içinde ve merdiven altında açılarak faaliyet gösteren yapılarla imzalanan protokoller, niyeti Atatürk ve cumhuriyetini ortadan kaldırmak olan dernek ve vakıflarla hazırlanan projelerle mülakatla yandaş öğretmen atamasıyapmak, imam hatip okullarını kayırarak arka bahçe haline getirmek esasen işin hikaye kısmı.

Bu nedenle milli eğitim laik eğitim ile kanlı bıçaklı.

Ya sorumlu…

Bakınız sorumlunun milli eğitim bakanı olduğunu filan düşünmeyin.

Sorumlu, arazi topluluştırmasına ve kamulaştırmasına, sit alanı belirlemeye, orman vasfı oluşturmaya veya orman vasfına son vermeye, maden sahası çizmeye, yüksek okul, fakülte, enstitü açmaya – kapatmaya karar verendir. Orman yangınlarına müdahaleyi bile himayesinde bulunduran tek yetkili kimse sorumlu odur. Valiyi, kaymakamı, hakimi, savcıyı, Danıştay, Yargıtay, Sayıştay, HSYK, adli tıp kurulu, YÖK, rektör, komutanları atayan, tayin eden, affeden, görevden alandır. Sorumlu vakıf kuran – vakıf kapatan, fon kuran -fon lağveden, özelleştiren, kamulaştıran, ana statü hazırlayan, yönetmelik yayımlayan, uluslararası sözleşme feshine karar veren üst akıldır. Sorumlu düşünen, sorgulayan, eleştiren, özgüveni yüksek, aydın, akılcı, bilime inanan, demokratik kurallar içinde bağımsız hareket etme güç ve yeteneğine  sahip, okuyan, inceleyen, araştıran bireyler istemeyen düşüncedir. Para politikasını, enflasyon oranını, taban fiyatı, döviz kurunu belirleme yetkisi kimdeyse milli eğitim sisteminin içler acısı mevcut halinin müsebbibi de odur.

Önerim mi, şu…

Ey laik eğitimden intikam almak isteyenler, gittiğiniz yol yol değil. Zengin  çocuğuna bir şey olmuyor. Ne geliyorsa yoksul halk çocuklarının başına geliyor. Sistem inançsız, umutsuz, idealsiz, katil, tacizci, tecavüzcü, uyuşturucu bağımlısı, işsiz güçsüz, aylak, abuk subuk insanlar üretiyor. Öngördüğünüz sistem iflas etmiştir. Gelin bu sistemden vazgeçin.

Yolunuz Atatürk’ün yolu olsun. Çağdaş dünya ile bütünleşin. Üniversiteler, sendikalar, meslek örgütleri özgür ve özerkleşsin. Yönetime liyakat sahiplerini atayın. İhaleler şeffaf, kamu harcamaları denetime tabi olsun. Halkın iradesini hakim kılın. Yargıya ve kararlarına güveni artırın.

Gelin, 1 Eylül Dünya Barış Gününde kavgalı ve küs olduğunuz laik eğitim sistemiyle barışın.

Özgürleşelim. İnsanların yüzü gülsün, hep birlikte mutlu, mesut yaşayalım.

Neden biliyor musunuz?

Laik eğitim sistemi, İslamköylü Çoban Sülü‘yü cumhurbaşkanı, Erzincanlı kamyon şoförü Topal Dursun’un oğlu ile yine Erzincanlı hal müdürünü başbakan, Kasımpaşa‘da yetişen Recep Tayyip Erdoğan‘ı hem başbakan hem de güçlü cumhurbaşkanı yaptı.

Yeter mi?

Ne yetmesi efendim, yeter de artar bile. Yeter de artar…!

YAZARIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN 

1964 yılında Ankara Kalecik doğdu. Sınıf öğretmeni, Türkçe bölümü mezunu, halen özel eğitim öğretmeni. Edebiyatla ilgileniyor. Eserleri 1.Çığlığa çağrı (Şiir) 2.Sensiz akşamların yorgun geceleri (Şiir) 3.Gökyüzüne kafa tutan sağanak (Şiir) 4.Okulumuz Avrupa'da (Gezi Yazıları) 5.Benekli Çocuk Şiirleri) 6.Bir Garip Gönül Hikayesi (Şiir) 7.Oba (Roman)