Eskiye rağbet olsa bit pazarına nur yağardı – Yusuf İpekli Yazdı

0
A+
A-
Atalarımızın çok değerli bir sözü olan bu cümle, Ekşi Sözlük tarafından, “Yaşlı teyze repliği, yaşlı teyzeler, kendilerine “evlendirelim seni” tarzı takılanlara “eskiye rağbet olsa bit pazarına nur yağardı” diye cevap verir; yaşlandım, kim ister ki beni, benden geçti…”olarak ele alınmış.
Bu söz için TDK, “Her şeyin yenisi sevilir.” demiş.
Her şeyden kasıt ev, araba, eşya, kıyafet gibi nesneler değil elbette düşünce, fikir, eylem, tavır, vaat kastedilmiş olmalı.
Ben söyleyeceğimi söyledim.
Gerisini pamucağı alerji yapan üç kuruşluk kavak gibi oradan oraya sallanan butlan-anlar ile halkın gönlünden şutlan-anlar düşünsün…
Ne çok söze gerek var ne de boş söze!
YAZARIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN
1964 yılı Ankara Kalecik doğdu. Sınıf öğretmeni, Türkçe bölümü mezunu, halen özel eğitim öğretmeni. Edebiyatla ilgileniyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından verilen Somut Olmayan Kültürel Varlıklar kapsamında HALK ŞAİRİ ünvanı sahibi.
Eserleri
1.Çığlığa Çağrı (Şiir)
2.Sensiz Akşamların Yorgun Geceleri (Şiir)
3.Gökyüzüne Kafa Tutan Sağanak (Şiir)
4.Okulumuz Avrupa'da (Gezi Yazıları)
5.Benekli (Çocuk Şiirleri)
6.Bir Garip Gönül Hikayesi (Şiir)
7.Oba (Roman)
8.Köşeli Yazılar I (Köşe Yazıları)
9.Köşeli Yazılar II (Köşe Yazıları)
Benzer Konular
Ceyhun Atuf Kansu, Türk edebiyatının sadece lirik bir sesi değil, aynı zamanda Cumhuriyet idealinin en bilinçli savunucularından biridir. Bir çocuk hekimi olarak Anadolu’yu karış karış gezen Kansu, halkın içindeki cevheri ve acıyı bizzat yerinde görmüştür. Onun “Atatürk Olmak” eseri, bu gözlemlerin bir meyvesidir. Kitap, Atatürk’ü klasik bir tarihsel figür olarak...
İkinci Dünya Paylaşım Savaşı, 1 Eylül 1939 günü Nazilerin Polonya’yı işgaliyle başlamıştı. Ardında elli milyonu aşkın ölü, milyonlarca yaralı ve sakat insan, enkaz yığını haline gelmiş kentlerle acı ve gözyaşı bırakarak, 1945 Mayıs ayında son bulmuştu. İnsanlık tarihinin bu en acımasız ve en kanlı savaşının başladığı gün, yani 1 Eylül...
Çok değil, bundan birkaç yüzyıl öncesine kadar ölüm birçok yerde kolektif bir kabulle karşılanmaktaydı. Batı’dan örnek verecek olursak sanayileşme öncesi dönemde ölüm sıradan ve bayağılaşmış bir şekilde hafızalarda yer ediyor ve kucaklanıyordu. Bilhassa erken Ortaçağ’da ölüm, Phılıppe Arıes’ın tabiriyle ehlileştirilmişti. Nitekim bu dönemde ölüm, trajik bir mesele değil, tüm insanlığın...
06.09.2026 21:22
Evlerden Hastane Koridorlarına – Hande Ustamahmut Yazdı için yorumlar kapalı
Hiçbir kelimeyi düzgün yazamıyor. Ama milliyetçiymiş… Ulan sen, önce dilini öğren! Milliyetçiysen milletinin dilini iyi bileceksin! Milliyetçi böyle, ya dinci? Yalan dolan, ahlaksızlık, hırsızlık, yolsuzluk ne ararsan bulunur. Ama dindarmış… Ulan sen, önce dinlerin varoluşundaki temel kavramları uygula! Dinciysen, dinin ahlaki bir tabanda toplumsal düzeni sağlamayı amaçladığını bileceksin! Milliyetçilik, dincilik...
Başlıktaki sorunun cevabı için başka bazı sorular da sormak lazım. Bunlar, 1) Okul zili nerede çalacak? 2) Okul zili nasıl çalacak? 3) Okul zili kimin için çalacak? Veya; 4) Okul zili neyi, niçin, nasıl, ne zaman, kiminle çalacak? Okullar açılıyor. Veliler inanılmaz telaşlı, öğretmenler çok panik, çocuklarda büyük heyecan. Veliler...
1840’ların çalkantılı Paris’i, politik tartışmalar ve entelektüel çevrelerin yorucu atmosferi George Sand’ı epeyce bunaltmıştı. Sanayi devriminin insan ilişkilerini mekanikleştirdiği, şehir hayatının insani değerleri giderek yuttuğu o yıllarda Sand (Gerçek adı, Amantine Lucile Aurore Dupin), çareyi doğup büyüdüğü Berrichon kırsalına kaçmakta buldu. İşte 1846’da yazdığı Şeytanlı Göl (La Mare au Diable),...
Önce “Terörsüz Türkiye” dediler sonra “millî dayanışma ve toplumsal bütünleşme”. İkisi de sihirli söylemler. İtiraz mümkün mü? Kim terörle yaşamak ister ki? Kim millî dayanışmaya karşı çıkabilir? Elbette hiç kimse bu sorulara farklı cevap vermez. Ama aslında çok da terörsüz ya da dayanışma içinde bütünleşmiş bir toplum sonucu görünmüyor. Görünen...
Zafer… 26 Ağustos 1922 sabahı gürleyen top sesleri, özgürlüğü ve bağımsızlığı yok edilmek istenen bir ulusun kurtuluşunun müjdecisiydi. 26 Ağustos günü Afyon Kocatepe’de başlayan Büyük Taarruz, 30 Ağustos günü Kütahya Dumlupınar’da Başkomutanlık Meydan Savaşı zaferiyle kesin sonuca vardı. Böylece yaklaşık 300 yıldır dünyayı sömüren emperyalizm ilk kez yenilgiye uğratılmış ve...








