Hangi Demokrasi, Hangi Seçim, Hangi Sandık? – Hatice Topçu Yazdı

Hangi Demokrasi, Hangi Seçim, Hangi Sandık? – Hatice Topçu Yazdı
Yayınlama: 11.07.2025 22:37
A+
A-

Öyle bir yerdeyiz ki neredeyse bütün partiler demokrasi havarisi kesilmiş. Hepsi demokrat ve hepsi milli iradeye saygılı.

Dillerden düşürülmeyen demokrasi ancak yaşanan otokrasi!

Dillerden düşürülmeyen milli irade yaşanan lider sultası!

Sanmayın bu sadece iktidarlarda böyle. Hepsi hepsi söz dinleyecek adamları yönetime alma peşinde. Milletvekili listelerinden tutun, belediye başkan adaylarına, delege seçimlerine kadar hepsi lider odaklı ve liderin iki dudağı arasında.

Neden mi?

İçinde yaşadığımız çağ söylenenlerle yaşananların farklı olduğu bir çağ.

İçinde yaşadığımız çağ yalanların gerçek gibi sunulduğu bir çağ.

İçinde yaşadığımız çağ algı oluşturma ve algılarla milyonların yönetildiği bir çağ. Dolayısıyla yaşadığımız çağ süslü sözler, gerçek dışı görüntülerle perdelenmiş karanlık bir çağ..!  

Bu konularda nerede olduğumuzu Araştırmacı Yazar Banu Avar’ın “Alaycı Kuş” kitabını okuyarak görebilirsiniz.  Hatta kendisiyle bu kitabı konu alan Medya Siyaset YouTube kanalımızda yaptığım programı izleyebilirsiniz.

Gerçekten akıl almaz şeyler yaşıyoruz. Hatta hayal bile edemediğimiz bir distopyanın içindeyiz desem pek de haksız sayılmam. Bazen bunca yalanın içinde gerçek ne diye düşünmeden edemiyorum. Çünkü yalanlar denizinde gerçeğin ayırdına varabilmek, yalanla gerçeği ayırabilmek kolay değil.

Kapitalizm eğitimi, sağlığı, tarımı, akarsuları kontrol altına almış, insan varlığının, gelişimini yok saymıştır. Emperyalizm potinlerini giymiş barış ve demokrasi adıyla dünyayı dizayn etmeye, soykırımlar yapmaya devam etmektedir. Bütün bu olguların insan odaklı sunumları da yine sermaye tarafından yapılmaktadır.

Örneğin cinsiyet eşitsizlikleri için “cinsiyet eşitliği” projeleri, çalıştayları düzenlenirken gerçekte kadınlar şiddete uğruyor, katlediliyor, iş yaşamında ayırımcılığa uğruyor.

Sağlık konusunda bilgilendirme çalışmaları yapılırken insanlar ilaca bağımlı hale getiriliyor. Bu bağımlılığın çocuklara kadar indirilmesinden çekinilmiyor. Neredeyse ‘dikat dağınıklığı’ olmayan çocuk yok. Oysa uyarıcıların çok fazla olduğu bir çağda dikkat dağınıklığından daha doğal ne olabilir ki?

Eğitim dinci, piyasacı, sınavcı ve ezberci hale getiriliyor. Neden eğitim süreçlerinden geçenler olanlara itiraz etmesin, biat etsin diye.

Silahlanma konusuna gelince bugün dünyada kaç ülkenin elinde nükleer silah var kimse bilmiyor. Bu konuda ABD ve İsrail sözüm ona nükleer silahlar ellerinde var diye başka ülkelere saldırıyor. Kimse onlara senin nükleer silahların yok mu? sorusunu soramıyor.

Emperyalizmin bahanesi ve o bahaneleri gerçek gibi sunma aparatları çok.

Hukuk sistemleri belirlenen kurallar dışında davranan bireyler cezalandırılır. Ama hangi bireyleri gücü olmayan sıradan bireyleri. Güce yaslananların durumları başka.

Peki ya saldırgan devletler, ben sizin efendinizim istediğimi yaparım diyenlerden kimse hesap sorabiliyor mu?

Onları kontrol edebilecek hiçbir mekanizma yok. Hiç de olmadı. Sadece yaşanılan yüzyıllara göre isimleri değişti.  Özetle gücü ve parayı elinde bulunduranlar akla gelebilecek her şeyi yapabiliyor ve bunun adına da düzen deniliyor. Demokrasi, eşitlik deniliyor.

Şimdi bu noktada bilim bağımsız diyebilir miyiz?

Böyle bir dünya düzeninde bir de teslim alınmış ülkeler var. Onların durumu iyice perişan. Tam anlamıyla diz çökmüş durumdalar. Örneğin dünün terörist başını bugünün ‘kurucu önderi’ yapmaktan çekinmiyorlar. Anayasa değişikliği teraneleriyle ülkeyi bölmeye çalışan bunu da ülkeyi bölebilmek için türlü yöntemlerle gerçeği perdelemeye çalışıyorlar. Çünkü her şeyi o denli kuşattılar ki artık bize kimse bir şey yapamaz, hele emperyalizmin desteği de arkamızda olduktan sonra! Diye düşünüyorlar.

Demokrasi ve eşitlik ambalajıyla ülkeyi bölme planını ‘kurucu önder’ söylemleriyle önümüze koyanlar 1923’ü hedef almışlardır. Üniter, laik Cumhuriyet hedef almışlardır. Yeni bir kuruluş süreci sözleriyle niyetlerini belli etmekten Atatürk’ün kurduğu partiye saldırmaktan geri durmayanlar ‘Atatürk Miti’ demekten dahi çekinmiyorlar.

Bunlardan liberal Taner Akçam “Acaba Kürt Sorununun Önündeki Engel ‘Atatürk Miti’ mi?” başlıklı yazısında bakın ne diyor: “İçinde girdiğimiz süreç yeni bir kuruluş sürecidir. Kürt açılımı bu rejim içinde Kürt meselesini çözmek değil, aslında yeni bir devlet kurma projesidir. Yani 1923 denen ve tutmayan bir devlete son verme projesidir.” Ve açıkça: “1923 bitti, yeni kuruluş şart” diyor.

Geçmişte yaptığı gaflardan hiç ders almayan AKP’li eski Milletvekili Cumhuriyetimizi hedef alarak akıl, edep ve gerçek dışı paylaşımlarda bulunuyor. Bu konuda Atatürkçü Düşünce Derneğimizin suç duyurusu metnini aşağıda bilginize sunuyorum.

Bütün bunlara rağmen halen seçime, sandığa bel bağlayanlar, demokrasiyle sorunları aşacaklarını düşünenler yanılıyorlar. Geçmişte çok yanıldılar halen yanılıyorlar. Ya da yanılmıyorlar bilerek ve isteyerek böyle davranıyorlar.

Gerçek yeni bir kurtuluş ve ‘Yeniden Atatürk Cumhuriyeti’ dir.

Türk Milleti Milli Mücadele sürecinde yaptığı gibi batı emperyalizmi ve yerli işbirlikçilerine meydan vermeyecektir. 103 yıl önce yaptığı gibi onları yeniden ülkemizden söküp atacak ve tam bağımsızlık yolunda durmadan ilerleyecektir.

Yeter ki gösterilenle olanı ayırt edebilelim. Yeter ki teslim olmayalım.

Yaşasın Kemalist Cumhuriyet!

Rize’de doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Rize’de tamamladı. Lisans eğitimini işletme alanında, yüksek lisans eğitimini; Eğitim Bilimleri, Eğitim Yönetimi ve Denetimi alanında tamamladı. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Eğitim Yönetimi ve Politikaları Ana Bilim Dalı, Eğitim Yönetimi ve Teftiş Doktora Programına devam etti. Eğitim iş kolunun çeşitli kademelerinde görev yaptı. 21.02.2019 tarihinde kamudaki eğitim yöneticiliği görevinden emekli oldu. Eğitimci-Yazar-Şairin; TODAİE Hazırlık Kılavuzu, iki adet şiir, on bir adet çocuk ve genç edebiyatı olmak üzere toplam 14 adet kitabı bulunmaktadır. Ayrıca eğitim bilileri aralında ulusal ve uluslararası dergilerde yayımlanmış makaleleri bulunmaktadır. Meslek hayatı boyunca çok sayıda ulusal proje ile Avrupa Birliği projesi yazmış ve yönetmiştir. Eğitim bilimleri, proje döngüsü ve kişisel gelişim alanlarında çok sayıda eğitici eğitimi sertifikasına sahip olup yetişkin eğitimleri vermiştir. Halen çeşitli gazete ve haber sayfalarında makaleler yazmaktadır. Medya Siyaset Yayın Grubu Genel Yayın Koordinatörü ve programcılığı yapmaktadır.