Hüsnühal | İlker Güven Yazdı

HÜSNÜHAL bir kimsenin yaşayışında uygun olmayan bir şeyin bulunmama durumu,iyi durum,iyi hal durumudur.Hüsnühal Kağıdı da,bir kimsenin yaşamında kötü bir şey bulunmadığını gösteren resmi kuruluşlar tarafından verilen belge,bir başka ifade ile iyi hal belgesidir.Hüsnühal,davranışı ile takdir toplayan davranış güzelliği anlamı da taşır.Hüsnü,güzel,göze ve kulağa hoş gelen,hayranlık uyandıran ve çirkin karşıtı demektir.İyi (Hal) ise,istenilen,beğenilen nitelikleri taşıyan,beğenilecek biçimde olan ve kötü karşıtıdır.Tasavvufta manevi ve ruhi duygu ve heyecanları,ifade eden hallere çok büyük önem verilmiştir. Ahval yani Haller konusunda yapılan incelemeler sonunda ulaşılan bilgilere,İlm-i Hal veya İlm-i Ahval denir.Bir çeşit Tasavvuf Psikolojisi anlamında olan İlm-i Hal çok önemlidir.Bu nedenle Tasavvuf ilmiyle aynı anlamda kullanılır.Nitekim Sufiler Tasavvufa İlm-i Hal veya İlm-i Ahval derken, Şer-i İlimlere de,İlm-i Kal yani Söz İlmi derler.Bu adlandırmanın nedeni,Tasavvufun ancak yaşanarak anlaşılır olmasıdır.Yani sözle veya yazı ile anlatma veya anlaşılma olanağı bulunmamasıdır.Sufiler Tasavvufi hislerin, heyecanların,manevi hayatın ve Ruhi sırların sözle anlatılmasını mümkün ve caiz görmezler. Zira Sufiler bu duyguları birbirlerine Hal diliyle anlatırlar.Bir başka ifade ile,Ulvi yani Yüce duyguların anlaşılabilmesi ancak yaşanma halinde mümkündür.Tasavvufi düşüncede insan davranışları Ef’al yani Eylemler,Ahlak ve Ahval (Haller) olmak üzere üçe ayrılır.Eylemler insanların iradesi ile oluşur. Ahlak fıtridir yani doğuştan gelir,ancak sürekli bir eğitim ile değişebilir.Ahval yani Haller ise,irade dışı doğrudan insana verilir.Makamlar irade ile ve çalışarak kazanılabilir,Ahval (Haller) tamamıyla İlahi bağış ile,Allah’ın manevi lütfuyla kazanılır.Hüsnühal yani İyi Hal ve güzel davranışlarla Halleri daha saf duruma getirmek mümkündür. Zira manevi Haller,İhlaslı yani Allah’ın rızasını gözeterek,iyi işler yaparak Allah’ın lütfu kazanılabilir.Bu anlamda Hüsnühal yani güzel hal ve haller,güzel davranışların meyvesidir.Bu meyve iş ve davranışların temizliği oranında iyice saflaşarak mükemmel bir tad verir.Hallerdeki değişim sonsuza kadar sürüp gider.Bu durum Hakk’a doğru yapılan seyrisülükün yani manevi yolculuğun sonsuzluğunu ifade eder.Hal ve Zaman kavramları da,birbirine yakın anlamlar taşır.Genellikle zamanı Hal anlamında kullanan Sufiler,geçmiş ve gelecek zamanla pek ilgilenmezler.Zira onlara göre geçmişi ve geleceği düşünmek,içinde yaşanan zamanı ziyan etmekten başka bir şey değildir.En önemli ve değerli zaman,bulunulan Hal denilen şimdiki zamandır.Bu durum Tasavvufta,”Dem bu demdir,dem bu dem” şeklinde ifade edilir.Filozoflara göre iyi insan nedir?Despotizm ve kötülüğün karşısına iyiyi koyan Filozoflar,kötü olanı tanımlayarak iyiyi açıklamaya çalışırlar.Karl Marx’ın Hüsnühal yani İyi hal açıklaması çok açık ve nettir.”İnsanlar sağlıklı beslenmeli,temiz suya ulaşılmalı,şairane konaklamalı, tiyatroya gitmeli,kitap okumalı,seyahat etmeli, aşık olmalı,sevmeli,çit ve duvarlar yıkılmalı,dayanışmalı,yeni olana açılmalı ve kendisini gerçekleştirmelidir. ”Bu ihtiyaçlar karşılığında,tek boyutlu olmaktan kurtulup,bütünsel bir insan olabileceğini vurguluyor.Marx esas olarak,insana ve doğaya iyi davranan toplumsal bir sistem inşa etmek istiyor.Açlığı ve yoksulluğu insanlığın yaşamından yok etmek,Marx’ın ütopyasıdır. Marx,kötülüğün kaynağını insanın beden ve arzularında aramaz.Kötülüğün kaynağının sınıflı toplum ve buna bağlı olarak sömürü düzeni olduğunu dile getirir.Bertolt Brecht,Okuyan İşçinin Sorunları adlı yapıtında,bakın neler soruyor?”Kim yaptı yedi kapılı Mısır Piramidini? Kitaplarda Firavunların adını okursunuz! Kendileri mi,kaldırdı Firavunlar,O koca koca taşları?”diye soruyor.! Bertolt,sistemde sömürü yoluyla büyük hırsızlıklar yapılıyorsa,bende küçük olanları yapıyorum demek etik değildir.Bu durumda her tekil insan ve onun ait olduğu toplulukların da sorumluluğu vardır,diyor. Marx,insan hem kendi kişisel tarihini,hem de insanlık tarihini değiştirebilme yeti ve eylem gücüne sahip varlıklardır,der. Immanuel Kant da,kötülükten insanı daima sorumlu tutmak gerekir diyor.Kant’a göre kötülüğü ortadan kaldırmanın tek yolu,özgürlüğü fark ederek,onu kullanmaktır.Arend de,insanın sonsuz eylem olanağına sahip olduğunu vurgular.Özetle Hüsnühal, özgür insan ve eylemli toplumun yarattığı ortamda oluşabilir.Devlet adamı bir Liderden yoksun olan bir Millet fakir bir Millettir.Kökünü tarihin derinliklerinden alan yüce Türk Milletinin yetiştirmiş olduğu en son büyük adam Atatürk’tür.
20 Temmuz 1922’de gazi Mustafa Kemal TBMM den Başkomutanlık yetkisinin tekrar uzatılması kararını aldı.Kendisini ziyaret için Konya’ya kadar gelen İngiliz generali Townshend ile görüşmek bahanesi ile 21 Temmuz 1922 de Ankara’dan ayrılır. Önce Akşehir’de bulunan cephe karargahına uğrar.Taarruz hazırlıklarını İsmet paşa ile görüştükten sonra,ayrıca Genelkurmay Başkanı ile de,denetlemeye devam eder.Bilahare 24 Temmuz 19222 de,General Townshend Mustafa kemal tarafından kabul edilmiştir. Birinci Dünya Savaşının bu ünlü Generali Mustafa Kemal ile görüştükten sonra büyük bir hayranlıkla ayrılmış.General Townshend bakın ne diyor?”Ben şimdiye kadar 15 Hükümdar ve Cumhurbaşkanı ile özel ve resmi görüşme yaptım.Mustafa kemal’de büyük bir Ruh kudretinin esrarı var.! diyerek adeta büyülendiğini samimi olarak ifade etmiştir. 9 eylül 1922’de Yunan Ordusunun İzmir’den Akdeniz’e dökülmesinden sonra,ingiliz Parlamentosu büyük bir toplantı yaptı.Lordlar kamarası ve Avam kamarasında heyecanlı anlar yaşanır.Toplantıda ilk önce İşçi Partisi Başkanı Macdonald kürsüye gelerek;Nerede Başbakan Loyd George?Bize ne söz verdi ne oldu?Hazineden büyük paralar alıp,bizi boş yere masrafa soktu.Hani Boğazlar bizim olacak,Anadolu taksim olacaktı?Heyhat hiç biri olmadı.! Bunun hesabını bize versin.!dediği zaman Başbakan George,yavaş yavaş adımlarla kürsüye gelerek, ”Arkadaşlar asırlar pek nadir olarak Dahi yetiştirir.Şu talihsizliğimize bakın ki,O büyük Dahiyi asrımızda Türk Milleti yetiştirdi.! Mustafa Kemal’in dehasına karşı elden ne gelir??diyerek kürsüden üzülerek iner ve Başbakanlıktan istifa eder.Allah’ın lütfuna ulaşmış,Yüce Türk Milletinin kurtarıcısı, asrımızın da büyük adamı ve Deha Atatürk Işıklar içinde yat.!!
Tanrı bizleri akıl ve bilimden yoksun bırakmasın.!









