Kadın Mitingi – Suay Karaman Yazdı

Kadın Mitingi – Suay Karaman Yazdı
Yayınlama: 12.01.2026 14:21
A+
A-

4 Ocak 2026 Pazar günü Diyarbakır’da yapılması planlanan bebek katili PKK terör örgütünün başı için ‘Umut ve Özgürlük’ mitingi, yapılan başvurular üzerine iptal edilmişti. Halen terör örgütü olan PKK ve halen bu terör örgütünün yöneticisi olan Abdullah Öcalan için; terör örgütü propagandası yapmak, suç ve suçluyu övmek, halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik, yasalara uymamaya tahrik, suç için anlaşma suçlarını oluşturması nedeniyle bu miting iptal edilmişti.

Sanki 4 Ocak mitingini tamamlarcasına 10 Ocak Cumartesi günü Ankara’da az katılımla Kadın Mitingi yapıldı. Geçtiğimiz yılın Kasım ayında, başta kadın örgütleri olmak üzere yaklaşık 30 örgüt, kadın cinayetleri ile yoksulluktan kurtulmak için ‘haklarımız, hayatlarımız ve özgürlüğümüz için bir aradayız’ sloganıyla miting düzenleme kararı aldılar. Ancak daha sonra yapılan toplantıda miting kapsamında açıklanacak bildirinin Türkçe, Kürtçe ve Arapça yapılması kararlaştırıldı.

Bu karar üzerine Türk Kadın Hareketi, İzmir Kadın Kuruşları Birliği, Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği, Kadın ve Mücadele Derneği, Bağımsız Emekliler Sendikası başta olmak üzere bazı dernekler mitinge katılmama kararı aldılar. Yapılacak bu mitingin Türkiye’nin toprak bütünlüğü ile anayasaya karşı açık bir saldırı olduğu ve ‘terörsüz Türkiye’ masalındaki sözde açılım fikirlerinin kadın dernekleri üzerinden yayılmasının planlandığını açıkladılar. Bunun yanında bu mitingi düzenleyenlerin Türkiye’nin gerçeklerinden kopuk olduklarını ve böylece emperyalist güçlerin topraklarımız üzerindeki hesaplarına destek verdiklerini bildirdiler.

İşin doğrusu ülkemizin çok büyük sorunları varken, sadece kadın mitingi diye ortaya çıkmak yanlıştır. Çünkü feminist bir hareket, sınıfsal bir direnişi engeller; toplum çeşitli yollarla bölünürken kadınla erkeğin birlikte yürümesine karşı çıkarlar ve  düşman kamplara ayrılmasına yol açarlar. Bu yüzden emperyalist güçlerden fon ve hibe adı altında yardım alan kuruluşlar dinsel, etnik ve cinsel bölücülükte öncülük yapmak zorundadırlar.

Toplumda kadın, erkek eşitliğinin sağlanması yasalarla mümkündür ama o yasaların da eksiksiz uygulanması gereklidir. Siyasi partilerde kadın kollarının olması da yanlıştır çünkü eşitsizliğe ve kadın erkek ayrışmasına yol açmaktadır. Siyasi partilerde sadece gençlik kolları olmalıdır.

Bunun gibi mitingleri düzenleyenleri iyice araştırmadan, incelemeden, böyle işlere girişmemek gerekir. Emperyalist güçlerden ödül alanlarla, ‘TR kodlu’ olanlarla, yurtdışından fon ve hibe alanlarla, bölücü örgütlerle ilişkisi olanlarla, terör örgütüne destek verenlerle bir arada olmak, birleşmeyi değil, bölünmeyi meydana getirir. Bu nedenle her türlü miting, yürüyüş, toplantı ve basın açıklaması gibi işlere başlarken bunları iyi bilmek gerekir.

Yine de üç dille yapılan bildiriyi kabul etmeyen ve organizasyondan çekilme iradesi gösteren demokratik kitle örgütlerinin tutumunun desteklenmesi gerekir. Bu örgütlerin çekilme kararının ‘ırkçılık” olarak değerlendirilmesi ise, bilgisizliğin yanında demokrasi kültürüyle bağdaşmayan bir tutumdur. Demokrasi ancak özgür irade, çoğulculuk ve karşılıklı saygıyla savunulur.

Üstelik AKP genel başkanı Temmuz 2025 tarihinde partisinin 32. İstişare ve Değerlendirme Kampında yaptığı konuşmada, ‘Türk, Kürt, Arap’ üçlemesi yapmıştı. 10 Ocak’taki mitingde de bildirinin neden bu üç dille yapıldığını sorgulamalıyız. Bugün ülkemizde herhangi bir dil kullanımı konusunda yasak yokken ve birçok dil konuşulurken sadece bu üç dile vurgu yapmak gizemini korumaktadır, bunun üzerinde düşünülmesi gerekir. Temel hak ve özgürlükler ile ekonomik koşullar için mücadele edilmesi gereken bir ortamda daha fazla demokratik kitle örgütünü bir araya getirmek yerine, açıklamanın özellikle üç dille yapılmasının dayatılması, mücadelenin özünü gölgelemektedir. Bu bağlamda diğer siyasi partiler önemli değil ama özellikle CHP kadın örgütlerinin bu mitinge katılmaları yanlış olmuştur.

Bugün ülkemizde yaşanan tüm olumsuz koşullara karşın birlik olmak gerekir. Ancak bu birlik, dinsel, etnik ve cinsiyetçi kimliklerin siyasal ayrışma zeminine dönüştürülmesiyle kurulamaz. Birlik için Atatürk ilke ve devrimleri göz önüne alınmalıdır, emperyalizm karşıtlığı ve tam bağımsızlık öne çıkarılmalıdır; zaten bu şekilde başarının geleceği de belli olacaktır.

Azim ve Karar

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:

13 Temmuz 1959 tarihinde İstanbul’da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Ankara’da tamamladı. Jeoloji Mühendisliği Bölümü (1983) ve İşletme Bölümü (1998) mezunu. Lisans üstü çalışmalarını Trafik Planlaması ve Uygulaması anabilim dalında (2002) ve Hayvancılık İşletme Ekonomisi anabilim dalında (2003) tamamladı.1983-1985 yıllarında ODTÜ Mimarlık Fakültesi’nde yarı zamanlı öğretim görevlisi olarak çalıştı. 1986-1987 yılları arasında Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda yedek subay olarak askerlik görevini tamamladı. 1988-2006 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi’nde Öğretim Görevlisi olarak çalıştı. 2006-2018 yılları arasında Gazi Üniversitesi’nde Öğretim Görevlisi olarak çalıştı. Gazi Üniversitesi’nin bölünmesiyle 2018 tarihinden beri Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nde Öğretim Görevlisi olarak çalışmaktadır.1993 yılında “Bilgisayara Giriş ve Basic” ile “Fotogrametri” kitaplarını yayınladı. Mart 2019 tarihinde “İnadına Cumhuriyet” adlı kitabını yayınladı. Kasım 2021 tarihinde “Türkiye Uçuyor” adlı kitabını yayınladı. Bir süre Cumhuriyet ve Ulus Gazeteleri ile Türkiye Sorunları Dergisi’nde yazı yazmıştır. Kasım 2005-Haziran 2020 tarihleri arasında İlk Kurşun Gazetesi’nde her hafta yazıları yayınlanmıştır. Halen Azim ve Karar Sitesinde yazı yazmaktadır.“Parçalanma Dil İle Başlar” makalesiyle, Dil Derneği tarafından 26 Eylül 2016 tarihinde 84. Dil Bayramı Onur Ödülü’ne layık görülmüştür. Atatürkçü Düşünce Derneği’nin eski Genel Sekreteri’dir. 1961 Anayasası ve Çağdaş Demokrasi Vakfı’nın Başkanı’dır. Halen Tüm Öğretim Elemanları Derneği’nin (TÜMÖD) Genel Sekreteri’dir. Evli ve iki çocuk babasıdır.