“Kör Ölür, Badem Gözlü Olur”: Siyasi Hafızaya Darbe – Murat Selamoğlu Yazdı

Bir insan hayata gözlerini yumduğunda ardından rahmet dilemek insani bir refleks olabilir. Ancak hafıza ile vicdan arasında sıkışıp kalmış bir toplumun, ölümle birlikte gerçekleri de gömmesi kabul edilemez. Hele ki bu kişi, siyasi geçmişiyle toplumun hafızasında derin yaralar açmış bir figürse…
Ölümüyle birlikte TBMM Başkanvekili ve DEM Parti milletvekili Sırrı Süreyya Önder, bazı çevrelerde şaşırtıcı bir şekilde “badem gözlü” ilan edildi. Ölümünden sonra hakkında methiyeler dizenler, geçmişte sarf ettiği sözleri görmezden geldi. Oysa siyasi hafıza, duygusal reflekslerle silinemez.
Hatırlatalım:
- “Yetim değilim, Öcalan benim babamdır” diyen kişi, Sırrı Süreyya Önder’di.
- “Öcalan’a terörist başı diyemezsiniz” diyerek kamu vicdanını karşısına alan da oydu.
- “Bizi kente kabul etmezseniz, kapınıza bir başçavuş dayanır” diyerek zımnen tehditvari söylemlere imza atan da…
Tüm bunlar kayıt altında. Hafızası taze olanlar için montaj değil, gerçek.
Bugün aynı isim, vefatının ardından bazı “Atatürkçü” ve “Türk milliyetçisi” çevrelerce “aydın, barış elçisi, nezaket timsali” gibi ifadelerle tanımlanıyor. İşte burada, Türkçenin çarpıcı bir atasözü devreye giriyor:
“Kör ölür, badem gözlü olur.”
Evet, vefat eden birini saygıyla anmak başka, tarihle inatlaşarak onu aklamak başka şeydir. Çünkü unutur gibi yapmak bir halkı kandırmak, geçmişte yaşanan acıları önemsizleştirmek demektir.
Bugün onun ardından dökülen övgüler, sadece onun geçmişini değil, bu milletin yaşadığı acıları da inkâr etmek anlamına geliyor.
Ve bu inkâr, ne insani ne de vicdanidir.
Kandil’e sırtını yaslayanların; Atatürk ilke ve inkılaplarına karşı sistemli mesafe koyanların; PKK’ya “meşru muhatap” diyenlerin, ölümle birlikte aklanması, bu ülkeye değil sadece geçmişin hatırasına, geleceğin de vicdanına ihanettir.
Mesele rahmet dilemek değil, gerçeği gölgelememektir. Sırrı Süreyya Önder, yıllardır terör örgütünün siyasi propagandasını yapan aktörlerden biriydi. Bunu tarih de not etti, büyük Türk milleti de.
Bugün onu “badem gözlü” gösterenler, aslında toplumsal hafızaya neşter vuruyor.
Ve bu neşter, yara iyileştirmiyor; aksine kanatıyor.
Halklar barışsın, fikirler tartışılsın, ölüye saygı olsun. Ama bir şartla:
Hakikatin üstü örtülmesin.
Çünkü bazen biri ölür, ardında şarkılar değil, sorgular kalır.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:








