Mehmet Uçum’un ısrarındaki sırlar – Hakan Paksoy Yazdı

Mehmet Uçum’un ısrarındaki sırlar – Hakan Paksoy Yazdı
Yayınlama: 06.07.2026 22:17
A+
A-

Mehmet Uçum’un “Terörsüz Türkiye’ye geçiş sürecindeki son durum” başlıklı yazısının (5 Temmuz, Anadolu Ajansı) satır aralarında ilginç mesajlar var.

“Terörsüz Türkiye” hedefiyle ilgili bu açıklamaları hem dikkatli okumak hem de yazarın “Terörsüz Türkiye’ye geçiş ürecindeki son aşama” başlıklı önceki yazısıyla (18 Mayıs 2026, güncelleme: 28 Haziran, A.A.) birlikte değerlendirmek şart. Çünkü o yazıda verilen “Herkese siyaset sırası gelecek ama sabır” mesajının tekrarı (ya da ısrarı) yapılıyor; hem de “Süreç başarısız olursa sorumlusu siz olursunuz,” denilerek bir ithamda bulunuluyor.

Mesajlar kime mi? Anlamak için önce Mehmet Uçum’un anahtar kavramlara yüklediği anlamlara bakalım. Uçum bu iki kavramı yazısında:

Diyalog: “Terörün kesin ve devamlı surette her mecradan tasfiyesi için terörle ilgili muhataplar ve bağlantılı legal yapılarla yürütülen temastır. Diyalog, müzakere değildir.”

Müzakere: “Demokrasiyi ve özgürlükleri geliştirmek için Türkiye toplumunun tüm kesimlerinin doğrudan veya temsilcileri vasıtasıyla demokratik siyaset zemininde içinde olduğu ve Türkiye’nin tamamına ait bir siyaset tarzıdır.”

Şeklinde açıklıyor.

Görüldüğü üzere müzakere edilen kişiler için meşruiyet şartı var. Diyaloğa girenler içinde ise teröristler de var. Peki, bu teröristlerle devlet pazarlığı yapacaksınız da sonra ne yapacaklar? Zaten dananın kuyruğu buradan kopuyor.

Müzakere tanımı şöyle devam ediyor: “… ancak Terörsüz Türkiye’ye geçiş sürecinin tamamlanmasıyla geçiş sürecinde diyalog yürütülen muhataplar vesayetsiz demokratik siyaseti benimseyerek kademeli bir şekilde müzakere süreçlerinin olağan meşru aktörleri arasına katılır.”

Yani Mehmet Uçum; her toplantıda ya da mitingde konuşan, hapisten çıkardıkları katile ya da teröristlerin başındaki bazı isimlere (mesela Bese Hozat) “Zamanı gelince siyasete katılacaksınız, aceleniz ne?” diyor.

Bunu yazarken de “bir kısım demokratik siyasi aktörler üzerindeki terör vesayetinin sona erdirilmesi” gerektiğini söylüyor. Anlaşılan teröristlerden ciddi bir baskı var ve bu da müzakereler üzerinde etkili oluyor. Bu durum, “Eski ya da yeni tarzda illegal oluşumlar yoluyla bazı demokratik siyasi yapılar üzerinde kurulan ‘gayrimeşru ve üstenci kadro vesayetidir.’ Bu sorunun tamamen ortadan kaldırılması ve bundan sonra bu tarz yeltenmelerin önüne geçilmesi de tasfiye sürecinin önemli bir boyutudur,” ifadesinden anlaşılıyor.

Ancak yönetenler için daha da önemlisi; Uçum’un seslendiği teröristlerin kamuoyu için daha uyarıcı olması ve milletin süreci anlayacağı korkusu olduğu görünür hâlde.

Yazıda (5 Temmuz) içerideki hayalperestlere havuç, teröristlere ise hem havuç hem de sopa olan bir cümle daha var: “Terörsüz Türkiye vizyonu, içeride Kürtlerin devletle ve milletle bütünleşmesini güçlendirmek ve bölgedeki tüm Kürtlere sahip çıkmaktır.” Artık sağır sultanın duyduğu ve bildiği bir hususu, biraz daha resmî bir ağız teyit ediyor. Ama dünya yeniden şekillenirken ve bunun için yapacak bir yığın iş varken bu, süngünün üzerine oturmaktan başka bir şey değildir.

Mehmet Uçum’un 18 Mayıs’taki yazısında şu cümleler yer alıyor: “Bugün etnik siyaset aracı olarak kullanılan ‘Kürdistan’ ismini bu kullanımın sorunları üzerinden değerlendirmek gerekir. Konu kimin yanlış yapıp yapmadığı meselesi değil, etnik siyasetin Türkiye’nin bütünlüğünün önüne çıkarılmasıdır.” Yazar, Türkiye’nin bir kısmına “Kürdistan” denmesine itiraz etmiyor. Bunu kullanmanın sorunlar yaratacağını söylüyor. “Türkiye’nin bütünlüğü tehlikeye girer,” de demiyor; “Türkiye’nin bütünlüğünün önüne geçirmeyin,” diyor.

Devam eden cümleleri daha vahim: “Türk milletinin Türkiye’nin bütünlüğü ve bütünlüğün temel unsurları konusundaki değişmez kabullerini ve hassasiyetini dikkate alarak dil kurmanın geçiş sürecine katkı yapacağı unutulmamalıdır.” Halktan çekindikleri ne kadar da açık değil mi?

Peki, şimdi dikkat ettiler; süreç maksadına ulaştığında ne olacak? O zaman istedikleri gibi konuşabilecekler mi?

Mehmet Uçum, 18 Mayıs’taki yazısını Cumhurbaşkanı’nın şu sözleriyle bitirmişti: “Biz kararlıyız. ‘Terörsüz Türkiye’ hedefini istemeyenleri sevindirmeyeceğiz, buna fırsat vermeyeceğiz. Bütün engelleri vakar içinde aşarak ‘Terörsüz Türkiye’ hedefine mutlaka ulaşacağız.”

Vallahi Türk Milleti “Azim ve  kararını” geçmişte gösterdi. Biz de tarihin en vakur milleti olan Türk Milleti’nin vakarı içinde itirazlarımıza devam edeceğiz.

Millî Düşünce Merkezi Genel Başkanı