Milli kanserimiz : ‘Enflasyon!’ – Melih Demirel Yazdı

‘’Faiz sebep, enflasyon neticedir. Kusura bakmasınlar.’’
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2021
Tarihler 2021… Tüm dünyanın pandemi etkisiyle, ekonomi normları çerçevesinde faiz yükselttiği ortamda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘’Nas’’ politikaları kapsamında verdiği talimatla, yine Maliye bakanı Erdoğan’ın… Pardon… düzeltiyorum, gözlerinin ışıltısından hatırladığımız dahiyane ekonomistimiz, bakan Nebati’nin gururla faiz düşürüp, Venezuela ile yarıştığımız dönemler. Tabi nasıl gururla düşüyor faizler hepiniz hatırlarsınız… ‘’Bu kardeşiniz iktidarda olduğu sürece faiz yükselemez.’’ Söylemleri, ‘’Nas var. Nas’’ söylemleri havada uçuyor… Faiz düştükçe de, e tabi haliyle Milli Kanserimiz haline gelen ‘’Enflasyon’’ da zirveye tırmanıyor. Pandemi etkisine karşın ters istikamette alınan önlemlerin, dini argümanlar ile birleşmesiyle baktılar sonuç yok, kebapçıyı manavı esnafı kızağa çekmeden, ‘’ Milletimizi Enflasyona ezdirmedik. Ezdirmeyeceğiz.’’ (Göreceli) Nidalarıyla, ekonomi dâhisi bakanımız, ışık saçanımız, görevden af ediliyor.
Işık saçanımızın ardından gelen isim ; Mehmet Şimşek. Erdoğan:’ın 2019 yılında yaptığı bir konuşmada;
‘’ Peki bu nasıl doğruluk? Peki yanında kim var? Yine bir başka isim o da Sayın Babacan var. Onun da imzası var bu işin altında. Başka kim var? Mehmet Şimşek var. Başka kim var? O zaman Ulaştırma Bakanı olarak Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun içinde olan Feridun Bilgin var. Hani bunlar dürüsttü ya. Dürüstlüğü bunlar kimseye bırakmıyordu? Bunlar Halk Bank’ı da dolandırmaya çalışıyorlar.’’ Dediği
Mehmet Şimşek. Neyse, kol kırılır yen içinde kalır mı desek, veyahut dönem şartları, yada Deniz – Yılan hikayesi vs. takdir sizin.
Gelelim günümüze. Sayın Şimşek göreve geldiği günden beri ağzına pelesenk olan bir söylem var.
‘’Enflasyon ha düştü, ha düşecek, şimdi düşüyor, sene sonu, ay başı ‘’ derken… Düzelmeyi bekleyen emeklilerin, kederden gittikleri ebediyette gün itibariyle 606’sı çıktı. Allah rahmet eylesin. Kalanların ‘’Survivor’’ durumu da malumunuz. Asgari ücretli, işçi emekçiyi de ekleyelim Ada’ya kimsenin hatırı kalmasın. Işık saçanımız döneminden ziyade, daha realist yaklaşımlar ile her ne kadar ‘’Ortodoks, heterodoks ‘’ larla kelimeleri süsleyip, geçim derdinden robotlaşmış zihinlerimizi karıştırmasa da, dünyanın faiz düşürdüğü dönemde, mecburiyet esaslı faiz yükselterek treni kaçırdı…
Haydi kemer sıkıyoruz dediyse de bakmayın. Malumunuz konvoylardan, resepsiyonlardan, uçaklardan, saraylardan anlarsınız ki, sıkılan kemer bizim. Ee ondada delik kalmadı!
Bakan bey baktı ki çare yok. Dahiyane bir fikirle yıllardır, %8 olan KDV’yi 10’a, 18’i ise 20’ye çıkarttı.
Tabi bizim kemer de delik kalmadı ya hani, onu da belimizden çıkartıp boynumuza taktı.
Yani teessüf ediyorum ki ışık saçanımızı arıyoruz. Nitekim O giderken enflasyon %38’di, bugün 48!
ADALET SEBEP – KÖTÜ EKONOMİ SONUÇ!
Gözaltıların, tutuklamaların her hafta talihlisini beklediği ortamda, Anayasa mahkemesinin kararlarına saygı duyulmadığı ortamda, dünyadaki çete liderlerinin metropollere yuvalanıp, sonrasında yakalansa dahi güven sarstığı ortamda, temiz yatırım ve yatırımcıyı çölde memba arar gibi mi arayıp bulacağız?
Bulunamadığı noktada da, Kallavi beylerin dokuz haneli vergilerine muafiyet getirip, Survivor adasındaki gariplerin, daha ceplerine girmeden, üç kuruşluk maaşlarını sıkıp suyunu ‘’vergi’’ diye damlatarak mı çarkı döndüreceğiz?
Dün yine ‘’Enflasyonu kalıcı olarak düşürerek vatandaşlarımızın alım gücünü artıracağız’’
dedi Şimşek…
Arşivleri karıştırırken enflasyon, asgari ücret vs. terimleriyle bir klasik çıktı karşıma, muhakkak sayın Şimşek’te biliyordur…
1993’de Sesleniyor Erdoğan, dönemin hükümetine ;
‘’ Bu kardeşinizin her zaman bir hesabı var. Bir bardak çay kaç para?… Simit kaç para?… Üç tane çocuğunuz, hatun dört, siz beş. Bakın çay ve simidin dışında başka bir şey yemeyeceksiniz. Ay 30 gün. Ne yapar?… Evin kirasını kim ödeyecek? Elektrik, su parasını kim ödeyecek? Çoluk çocuğun okul masrafını kim karşılayacak? Soruyorum sizlere; Bu zalim yönetim, bu aziz millete bir bardak çayla bir simidi bile layık görmüyor. Bunların peşinden nasıl gideceksiniz? ”
Tamamen tesadüf… Kaderin cilvesi…








