‘Muhafazakâr Devrimcilik’ ve ‘Türkiye Yüzyılı’

‘Muhafazakâr Devrimcilik’ ve ‘Türkiye Yüzyılı’
Yayınlama: 25.10.2022 21:30
Düzenleme: 25.10.2022 16:08
A+
A-

Siyasi literatürümüze ‘Muhafazakâr Devrimci’ kavramı da girdi. AKP Genel Başkanı Erdoğan, TÜGVA (Türkiye Gençlik Vakfı)’nın genel kurulunda yaptığı konuşmada kullandı. Yeni kavram, AKP’nin kuruluş yıllarındaki ‘Muhafazakâr Demokrasi’ iddiasının yanında yerini aldı.

(Muhafazakâr demokrasi, din, siyaset ve İslam başlıklı yazım 2013 Kasım’ında MDM internet sitesinde yayımlandı. Türkiye’nin Rotası kitabımda da ilk makale olarak yer aldı. Muhafazakâr demokrasi incelemesi AKP’nin iki yayını* üzerinden yapılmıştı.)

Muhafaza etmenin kelime anlamı korumak, saklamak. Muhafazakâr tutucu, muhafazakârlık tutuculuk anlamları davar.  Ancak muhafazakâr biri, toplumda dindar veya dinî değerlere önem veren bir kişi olarak algılanıyor. Dolayısıyla muhafazakârlık dinî değerleri korumayı önceleyen bir düşünce olarak yerleşmiş durumda.

Muhafazakârlığı birey olarak uyguladığınızda bir problem çıkmaz. Çünkü kişi sadece kendi egemenlik alanında hareket etmektedir. Bir başkası bu davranıştan etkilenmez. Ancak bu bireyden çıkıp topluma uygulanmaya başladığında problemler yaşanmaya başlar. Artık başkalarının davranışlarına müdahale başlamıştır. Yani insanlar bir başkasının düşüncelerine göre davranmaya yönlendirilmektedir.

AKP, ilk yıllardaki iki yayınıyla bu konudaki düşüncelerini açıklamış. Dinin jeopolitik yapıdaki stratejik önemini vurgulayarak buna göre politikalar üretmekten bahsediyor.Bununla da bölgesel güç olunacağı iddiasında.

“Toplumsal birlik ve beraberliğin tesisinde, asayişin ve güvenliğin temininde insanların ahlâk ve fazilet ekseninde bilinçlendirilmesi; her türlü aşırılık, zulüm ve terörist faaliyetlerden arındırılması sürecinde inancın önemli bir işlevi vardır.” ifadesi de bu iki yayındaki cümlelerden.Terörle mücadelede de dinin etkili olacağını düşünülmüş.

Maliye Bakanı Nurettin Nebati’nin doktora tezindeki Cumhuriyet ile ilgili düşünceler de dikkat çekici. “Cumhuriyet kurulurken … sıklıkla başvurulan … din, iktidar sağlamlaştıktan sonra sistemli bir şekilde kamusal alanın dışına itilmiş, baskılanmış, ötekileştirilmiştir.”  Tezin (kısa) başlığı da manidar: “Millî Görüşten Muhafazakâr Demokrasiye.”

Muhafazakârlık ve devrimcilik(!)

TDK, devrimi belli bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değişiklik, ihtilal, inkılap olarak tanımlıyor. Devrimci de bunları yapan kimse elbette.

Soru hemen kendini gösteriyor. Muhafazakâr devrimci neyi muhafaza edip neyi değiştirecek?

Bu kavramı ortaya atan AKP Genel Başkanı Erdoğan, kavramı “Millî ve manevî değerlerimize tavizsiz şekilde sahip çıkan; haklarımızı, menfaatlerimizi her şartta koruyan yanımızla muhafazakârız … demokrasi, hak ve özgürlüklere, her alanda devrim niteliğinde adımlar atan; dünyadaki zulme ve adaletsizliklere itiraz eden yanımızla da devrimciyiz … kendi medeniyetinin değerlerinden yana olarak … geliştiren ve atılım içinde olan gerçek bir devrimciliktir bu. Muhafazakâr devrimcilik işte budur.” diyerek tanımlıyor.

Bahsedilen haklar ve menfaatler devletin ve milletinse korunması zaten yöneticinin görevi. Cevaptaki belirtici unsur millî ve manevi değerlerolarak öne çıkıyor.

Muhafazakâr devrimcinin kim ve nasıl biri olduğunu anlamak için TÜGVA 5. Olağan Genel Kurulu’ndaki konuşmaya bakmak gerekiyor. Çünkü ilk olarak orada kullanıldı.

TÜGVA, Türkiye Gençlik Vakfı’nın kısaltılmışı. Daha önceki Millî Gençlik Vakfı’nın 21’inci yüzyıl versiyonu.

Düşmanlık üzerine kurulan devrimcilik

Genel kurul konuşmasından bazı cümleler:

“81 vilayetteki tüm yapılanmasıyla birlikte her geçen gün daha iyiye, daha güzele gitmek suretiyle gençliğimizin -hep söylüyorum ya, birileri rahatsız oluyor- dindar bir nesil olarak geleceğe hazırlanmasında TÜGVA’nın konumu çok çok önemli.”

“İyi ki sizler gibi ülkemizi huzuru kalple emanet edeceğimiz kadrolara sahibiz. Sizleri görünce Üstat gibi diyoruz ki ‘Surda bir gedik açtık. Mukaddes mi mukaddes ey kahpe rüzgâr artık ne yandan esersen es.’  Ne diyor İslam? ‘Ey düşmanım sen benim ifadem ve hızımsın. Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın.’ Bu anlayışla bu yolda yürüyoruz.” 

Öncelikle, Ey düşmanım diyen İslam değil Necip Fazıl.Bunun açıklanması dil sürçmesiyle bile olsa gençlere verilen mesaj ürkütücü boyutta. Ülkenin (veya davalarının (!) ) emanet edildiği gençlik kendileri dışındakilere düşman diye bakacak. İlişkilerini de bu düşmanlık üzerinden kuracak. Benzer konuşmalar hep yapıldı.

“Türkiye’nin manevi dünyasını gölgeleyen bu zincirlerden kurtulduğunu ve kendi yaklaşımlarımızı kendi tekliflerimizi … milletimizin takdirine sunuyoruz. Türkiye yüzyılının inşası konusunda en çok siz gençlere güveniyoruz.” En çok da ‘muhafazakâr devrimcilere’ güvendiğini vurguluyor.

Geçmişten örnek de veriliyor. “Bizim gençliğimiz hep Ayasofya’nın açılması, inançlarımız ve değerlerimiz üzerindeki baskıların kalkması, bu özlemle, bu mücadeleyle geçti … Ama Rabbim bu açılışı bize nasip etti”. Bu cümlelerin ardından gelen “Bunun daha gerisi de olur mu, olur. Yeter ki biz bir olalım…” sözleri Cumhurbaşkanlığı sitesinde yer almıyor. Belli ki bazı cümle ve sözcükler siteden özenle ayıklanmış.

Biraz da karşı devrimcilik

Cumhurbaşkanı’nın Azerbaycan’dan dönerken uçakta söylediği bir söz var ki doğrudan 1923’ten sonraki devrimleri işaret ediyor: “Yakıp yıkan, taş üstüne taş koymayan sözde devrimciliğin aksine; geliştiren ve atılım içinde olan gerçek bir devrimciliktir bu.”

AKP’nin parti programında Cumhuriyetin temel nitelikleri korunarak devlet yönetiminin esas hükümlerine yer verilecektir. Kuvvetler ayrımı ilkesi hassasiyetle uygulanacaktır. Yasama, yürütme ve yargı güçleri arasında ve denge denetim sağlanacaktır.”ifadeleri hâlâ duruyor. Tam tersi gerçekleşen bu cümleleri kaldırmaya da gerek duymuyorlar. Uyan da okuyan da yok zaten. Olsa bile fiilî durumlar alışılmış hâllerden.

Anlaşılan o ki muhafazakâr devrimcilikle Türk Devrimine karşı yeni bir hareket başlıyor. Karşı devrimciliğin yeni bir elbise giydirilmiş hâli. Güzel de bir hedefin arkasına saklanılmış: Türkiye Yüzyılı. Ama unutulmasın ki düşmanlıklar üzerine kurulan bir dava hedefine ulaşamaz. Velev ki ne kadar güzel cümlelerle anlatılırsa anlatılsın. Bir gün mutlaka yenilecektir.

*Muhafazakâr Demokrasi(2003)ile AK Parti ve Muhafazakâr Demokrasi(2004). Her ikisi de Yalçın Akdoğan tarafından kaleme alınmıştır.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:

Millî Düşünce Merkezi Genel Başkanı
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.