Muharrem İnce’nin dönüşü: Unutan seçmen değil, yutan siyasetçi, dörtlü hesap, sıfır ilke!-Nurdan Savaş Yazdı

Siyaset bazen bir ayna, bazen bir sahnedir. Ama Türkiye’de ne yazık ki son yıllarda sadece bir pazarlık masasına döndü. İlke yok, hesap çok. Ve Muharrem İnce’nin yeniden CHP’ye geçmesi, Türk siyasetinin “hafızasız seçmen – ilkesiz siyasetçi” denklemine hapsedilmesinin en güncel örneğidir.
Siyasette bazen geri dönüşler olur. Ama her dönüş bir “dönüşüm” değildir. Hele ki geçmişte “ihanet”, “çete”, “bağımlı seçmen” diyerek ayrıldığın bir yere “özlem” ile geliyorsan, bu dönüş değil, hesap görme operasyonu gibi.
Muharrem İnce’nin CHP’ye yeniden yaklaşması, sadece kişisel bir karar değil; Kılıçdaroğlu, Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu ve kendisi arasında şekillenen çok katmanlı bir iktidar satrancıdır.
Ve bu satrançta, hamlelerin adını koymazsak, seçmen bir kez daha siyaset denen oyunun piyonuna döner.
24 Haziran 2018 seçim gecesi ortadan kaybolan Muharrem İnce, o gece yalnızca sandıkta yenilmedi. Aynı zamanda toplumsal güveni ve siyasal sorumluluğu da yitirdi. “Adam kazandı” mesajıyla umutsuzluğu meşrulaştıran İnce, sadece seçimi değil, halkın güvenini de kaybetti. Kendisine inanan seçmende bir güven çöküşü yaşattı.
Ardından geldiği her kürsüde CHP’yi yerden yere vurdu:
Partide yalnız bırakıldığını söyleyen İnce’ye Kılıçdaroğlu net yanıt verdi.
“Bir kişi iki kez kaybediyorsa bir daha aday olmamalı.”
(Cumhuriyet, 2020)
Sonrası: Tasfiye, küskünlük, “çete” suçlaması, HDP gölgesi eleştirileri, Memleket Partisi’nin kuruluşu…
2025: Aynı CHP’ye Geri Dönüş? Yoksa Hesaplaşma mı?
Bugün İnce ,partisini kapatıp yine kendisine inanları yarı yolda bırakarak CHP’ye geri döndü.
“CHP Atatürk’ün rotasına dönerse ben de dönerim.”(İnce, 20 Haziran 2025) demişti de, sormak gerekiyor: O rotaya dönen CHP mi, yoksa döndüğü sandalyeyi yeniden isteyen İnce mi?
Dün Kumpas, Bugün Özlem: Liderlik mi, Hırs mı?
Geçmişte CHP ve seçmeni için söylediklerine bakınca ;
- “CHP Saray’ın sol versiyonu oldu.” (Sözcü TV, 2021)
- “CHP seçmeni bağımlıdır.” (Memleket Partisi Tanıtım Videosu, 2021)
- “Partide çete var, kumpas kurdular.” (Habertürk, 2020)
- “CHP, HDP’nin gölgesinde siyaset yapıyor.” (TV100, 2021)
Bugün o sözleri sanki başkası etmiş gibi “CHP’ye özlem duyuyorum” diyen bir İnce var karşımızda. Dönüş nedeni: Ne ilke, ne pişmanlık… yalnızca hesap.
Bu dönüş Atatürkçü çizgiye değil, boş koltuğa yapılmış bir dönüş.
Peki şimdi ne değişti? DEM ittifakı hâlâ sürüyor.
CHP “eşit yurttaşlık” anayasası tartışıyor.
Kürt açılımı ve Osman Kavala–Demirtaş çağrıları hâlâ CHP dili.
O halde değişen ne? İlke değil, zemin! Duruş değil, koltuk!
Dörtlü Satranç: Kılıçdaroğlu – Özel – İmamoğlu – İnce Dörtlüsü: Kim, Kimi Kullanıyor?
Kılıçdaroğlu: “Kayyuma bırakmam”, “kişisel hırsla parti yönetilemez” “Partiyi kimsenin hırsına teslim etmem” diyerek yeniden gölge liderlik kurmak istiyor. Son söylemleriyle Özel’i ve İnce’yi aynı anda hedef alıyor. Asıl derdi: Parti Kılıçdaroğlu’suz yön bulmasın.!?
Özgür Özel:“Ben İnce’ye rozet takamam” dedi ama kürsüde “Genel Başkanım” diye seslendiğinde salon ayakta alkışladı. Yani hem mesafe koydu, hem selam çaktı. Bu, bir liderin değil, bir krizin itirafıdır.Bu tablo, Özel’in liderlik boşluğunu ve tabanın İnce’ye kayışını gözler önüne serdi. Asıl soru şu İnce, Özel’in İmamoğlu’na karşı geliştirdiği bir taktik mi?
Ekrem İmamoğlu: Vizyoner liderlik iddiasıyla öne çıkıp,kampanyasını “yeni Türkiye” üzerine kurmuşken, İnce’nin dönüşü milliyetçi ve seküler tabanı bölen bir engel. Oluşan maduriyetle yükseltilen profiline karşı, İnce gibi bir figürün dönüşü denge değil, sabotaj riski taşıyor.
Muharrem İnce: Muharrem İnce’nin dönüş hamlesini bireysel bir karar gibi görmek naiflik olur. Bu, CHP içindeki kırılganlığın, liderlik çatışmalarının ve boşluk arayışlarının bir ürünüdür.
Bu tabloyu en iyi okuyan da İnce. Ne zaman geri çekileceğini, ne zaman yükseleceğini biliyor. Şimdi zayıflamış Özgür Özel, yıpranmış Kılıçdaroğlu ve alan açmaya çalışan İmamoğlu arasında en organize stratejiyi kuruyor.
Peki İnce’nin gerçek niyet ne?
Kılıçdaroğlu’ndan intikam mı?Özgür Özel’in zayıflığına oynanan bir koltuk fırsatı mı?İmamoğlu’nun önünü kesme girişimi mi? Hepsi olabilir. Ama hiçbiri bir ilkeye ayanmıyor.
İnce son konuşmasında “Kimse benim üzerimden pazar kurmasın. Ben o tezgâhı bilirim.”demişti.
Ortada duran CHP tablosuna bakınca pazar kurulan sen misin, yoksa pazarlığı en çok sen mi yürütüyorsun?demek geliyor insanın aklına…
İlkesizliğe bu kadar alışan bir siyasetçinin, bu kadar emin konuşması artık kimseye güven vermiyor.
İnce, 2021’de “CHP seçmeni bağımlıdır, ne yaparsan oy verir” dedi.
Bugün aynı seçmenden bir kez daha destek istiyor.
Seçmene sorulması gereken soruysa; “Dün sizi aşağılayan bir siyasi, bugün ‘özlem’ diye geri dönerse, ne yaparsınız?”
Millet bu sorunun cevabını, sadece İnce için değil, koltuk için ilkesini satan tüm siyasetçiler için verecektir.
Atatürkçülükle Siyaset Oynamak Vatan Sevgisi Değil, İstismardır.Atatürkçülüğü seçimden seçime hatırlayanlar, Türk milletinin adını anayasadan silmek isteyenlerle kol kola yürüyenler, sonra dönüp “Atatürk çizgisi” diyenler…
Unutmasınlar ki:
Siyasette hafıza kadar namus da önemlidir.Her seçim döneminde Atatürkçülüğü hatırlayıp her kritik anda “eşit yurttaşlık”, “ortak anayasa”, “kimlik temsili” deyip Türk milletini dışlayan bir anlayışla nasıl yürünür?Atatürkçülük bir afiş değil, bir karakterdir.Milliyetçilik sadece bir seçim sloganı değil, bir duruş meselesidir.
Siyasette koltuk için ilkesini satanlar,
Seçmeni aşağıladığı hâlde oy isteyenler,
Sözlerini unutup yeniden meydanlara çıkanlar…
Millet susuyor olsa da unutmaz.
Sandık bazen geç gelir ama asla yanılmaz.
Ve günü geldiğinde, hesap sorar.








