Mustafa Kemal Paşa gibi düşünüyoruz…

11.06.2022 21:43
Okuma Süresi: 4 dakika
A+
A-
Mustafa Kemal Paşa gibi düşünüyoruz…

Anayasadan kaynaklanan ve mevcut hukuk kuralları içerisinde düşüncelerimizi ifade etmeye çalışan yurttaşlarız. Bu ilk paragraf, kalemimizden satırlara dökülen düşüncelerin dayanak noktası ve yurda yurttaşa bir ulusal görevidir.
Anayasal hakkımızı kullanıyoruz.

Hükümet gibi düşünmüyormuşuz, ne yapalım? Muhalefet gibi de düşünmüyormuşuz, olabilir.
Mustafa Kemal gibi düşünüyoruz.
Bugünkü siyasetin üzerinde, siyaset üstü düşünmeye çalışıyoruz. Tarihin izleri, bizlere bakış açımızı ve rotamızı bu yönde çizdiriyor.

İç cephe.
Darmadağın bir yapı. Anketler, şunlar ve bunlar. Havalarda uçuşan yüzdeler. Aday tartışmaları. Derin bir kamplaşma. Hani güzel Türkçede bir deyim vardır ve  kişinin kendine ettiğini kimse etmezmiş derler. Genel manzaraya bakınca, Türk milletinin evlatlarına bu kampalaşmada, bir ötenazi sarmalında. Tarihin sözlerini isitmemis, tarihin yazdıklarına önem vermemiş haldeyiz.

Ben bir Alman, ben bir İngiliz, ben bir Fransız olsaydım eğer ve Türkiye ve üzerinde yaşayan insan kitlesine şöyle uzaktan baksaydım, bir sonraki satırdaki cümleler gibi düşünürdüm sanırım.
” Bu insanlar, tarihlerinden hiç ders almamış ve hiç akıllanmamış …”.

Toprak ise var, işleyemedik.
Su ise gani, kullanamadık.
Güneş, deniz, mavi vatan üç bir yanımız, kıymet bilmedik, bilemedik.
Şair ne güzel anlatmış;
“Orta Asya’dan gelip, bir kısrak başı gibi uzanmış, Asya’dan Avrupa’ya”
Sorumlusu kim bu olan bitenin.
Ne fayda?
Ne fayda?

Güven sorunu.
Ortada bir güven bunalımı var. Demokrasi, barış, sosyal hukuk devleti, eşitlik…  Güzel kavram ve idealler. Gelgelim bizim memlekette, bu kavramlar, sarf edildiğinde altındaki niyet farklı gibi geliyor bana.

Bir örnek verebilirim müsaadenizle. Siyaset “barış” dediği zaman pkk ile el sıkışmayı hedefliyor sanki. Toplumsal barışın yolu, bir nevi ‘”olan oldu, ölen öldü, kalan kaldı, kalan şağlar helalleşsin” niyetinde. Hükumetin Oslo masası ile muhalefetin barış dili aynı kapıya çıkıyor gibi geliyor bana. Yanlış anlamış olabilir miyim acaba?

İdeal demokrasi mi?
Ölene kadar koltuğundan kalkmayan, seçim üstüne seçim kaybedip de, yerinden kıpırdamayan ve bu seçim sistemi, parti iç işleyişi ile mi?
Demokrasi denen kavram, parti içinde yok ki, dışarıda arayıp da bulasın
Demokrasi, demokrasi, demokrasiymiş adı, ne güzel hikaye…

Lafı daha da uzatabilirim aslında da, mevzu derin, mevzu önemli ama kısa söz de makbuldür derler.

Türk milleti tarihi bir sınavdan, tarihi bir süreçten geçiyor.
Bu sınav ve bu süreç ancak ve ancak iç cephenin bütünlüğü ve Mustafa Kemal aklı atlatılabilir.
Mustafa Kemal Paşa gibi düşünüyoruz.
Sözün özü böyle…

Atatürk ile kalın.
Selam ile…

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.