Orta Doğu Gerilimlerinin Türkiye’ye Mali Yansımaları Atılım Üniversitesi’nde Tartışıldı

Küresel ekonomi ve jeopolitiğin en sıcak gündem maddesi olan “Orta Doğu’daki çatışmaların ekonomik faturası”, Atılım Üniversitesi’nde düzenlenen dev bir organizasyonla masaya yatırıldı. Akademi ve devlet bürokrasisinin zirvesini bir araya getiren ve Medya Siyaset Yazarı Prof. Dr. Duran Bülbül‘ün de konuşmacı olarak katıldığı konferansta, Türkiye’nin bölgesel riskleri nasıl fırsata çevirebileceğine dair 4 maddelik kritik bir strateji belgesi ortaya çıktı.

Atılım Üniversitesi İşletme Fakültesi Maliye Bölümü, akademik derinlik ile bürokratik tecrübeyi harmanlayan tarihi bir beyin fırtınasına ev sahipliği yaptı. Cengiz Yenerim Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen “Kriz Enerji ve Bütçe: Orta Doğu Gerilimlerinin Türkiye’ye Mali Yansımaları” başlıklı konferans, sıradan bir panelin ötesine geçerek Türkiye’nin yeni dönemdeki mali ve jeostratejik rotasının çizildiği bir merkeze dönüştü.
Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığı gibi devletin karar alma mekanizmalarından üst düzey temsilcilerin katıldığı etkinlikte, çatışmaların gölgesindeki Türkiye’nin ekonomik direncini artıracak somut hamleler tartışıldı.
Panelistlerden Çarpıcı Stratejik Analizler
Alanında uzman isimlerin söz aldığı panelde, Türkiye’nin önündeki riskler ve tarihi fırsatlar şu başlıklarla vurgulandı:
Lojistik Üs Olma Fırsatı (Prof. Dr. Doğan Cansızlar): Orta Doğu’daki krizin enerji fiyatları üzerinden küresel enflasyonu tetiklediğini belirten Cansızlar, bu durumun Türkiye için yeni bir kapı araladığına dikkat çekti. Orta Koridor’un kalbinde yer alan Türkiye’nin; boru hatları, LNG terminalleri ve dev depolama kapasitesiyle dünya enerji ticaretinin vazgeçilmez bir “dağıtım merkezi” (hub) haline gelebileceğini vurguladı.
Mali Kalkan Olarak Vergi Teşvikleri (Prof. Dr. Nevzat Saygılıoğlu): İstanbul Finans Merkezi (İFM) odaklı yeni vergi düzenlemelerine dikkat çeken Saygılıoğlu, savaşın ekonomik sarsıntılarını sönümlemenin yolunu gösterdi. Küresel şirketlerin yönetim merkezlerini Türkiye’ye taşıması halinde sunulan 100% kurumlar vergisi istisnası ve nitelikli personele yönelik gelir vergisi muafiyetlerinin, Türkiye’yi bölgenin “yönetim ve finans kalesi” yapacağının altını çizdi.
Enerji ve Gıda Arz Güvenliği (Prof. Dr. Duran Bülbül): Hürmüz Boğazı’ndaki jeopolitik risklerin navlun ve sigorta maliyetlerini patlatarak gıda enflasyonunu körükleyebileceği uyarısında bulunan Bülbül, Türkiye’nin avantajına dikkat çekti. Rusya ve Irak gibi alternatif tedarikçilerle fiziksel arz güvenliğinin sağlandığını belirten Bülbül, bu dayanıklılığın makroekonomik istikrar için paha biçilemez olduğunu kaydetti.
Bütçe Disiplini ve Uluslararası Güven (H. İbrahim Azal ve Kutluhan Taşkın): Hazine ve Strateji Başkanlığı cephesinden gelen mesajlar ise güven verdi. Türkiye’nin risk priminin (CDS) 2018’den bu yana en düşük seviyelerde seyrettiği belirtilerek, jeopolitik şoklara rağmen uluslararası sermaye piyasalarına erişimin kesintisiz sürdüğü ve bütçe disiplininin sağlam bir çıpa işlevi gördüğü aktarıldı.
Türkiye İçin 4 Kritik Çıkarım: Konferansın Sonuç Bildirgesi
Panelin sonunda, Türkiye’nin kısa ve orta vadeli ekonomi politiğine rehberlik edecek 4 altın kural belirlendi:
Enerji Hub’ı ve Orta Koridor: Batı finans sisteminin Körfez sermayesiyle bağlarının sarsıldığı bu konjonktürde Türkiye, sadece bir transit geçiş güzergahı olmaktan çıkıp; enerji üretim, depolama ve lojistik yönetim merkezi olmalıdır.
Yeniden İnşa ve Savunma Sanayii: Orta Doğu ve Ukrayna’daki silahların susmasının ardından başlayacak “yeniden inşa” süreci, Türk müteahhitlik ve üretim sektörleri için devasa bir pazar yaratacaktır. Artan bölgesel güvenlik ihtiyacı ise Türk savunma sanayii ihracatında bir çarpan etkisi yaratacaktır.
İFM ile Finansal Çekim Merkezi: İstanbul Finans Merkezi’nin hukuki güven zemini ve vergi avantajları kullanılarak, küresel şirketlerin ve bölge sermayesinin operasyonel merkezleri Türkiye’ye çekilmeli, böylece aşılmaz bir mali savunma hattı kurulmalıdır.
İthal Ara Malı Bağımlılığının Azaltılması: Küresel lojistik (navlun/sigorta) maliyetlerindeki artışın enflasyonist baskısını kırmak için HIT-30 gibi programlarla yüksek katma değerli yerli üretime acilen geçilmeli; cari denge bu yolla koruma altına alınmalıdır.
Sonuç olarak; Atılım Üniversitesi’nde gerçekleşen bu tarihi zirve, Türkiye’nin jeopolitik krizleri sadece “yöneten” değil; bu enkazın içinden bölgesel bir lider ve güvenli bir finansal liman olarak çıkabileceğini bürokratik ve akademik bir mutabakatla kanıtlamıştır.


Prof.Dr.Duran Bülbül










