Prof.Dr.Duran Bülbül:Özal’ın iktidara gelmesiyle birlikte Türkiye’de tüm Cumhuriyet değerlerinin bir tasfiye süreci başladı

Gazeteci Ayşe Uçar ,Kamu Ekonomisti ve Yazar Prof.Dr. Duran Bülbül ile dikkat çeken bir söyleşi gerçekleştirdi.
Bülbül,Ayşe Uçar’ın sorduğu bir soruya verdiği cevapta Özal’ın iktidara gelmesiyle birlikte Türkiye’de tüm Cumhuriyet değerlerinin bir tasfiye süreci başladığını ve bunun sonucu olarak da Cumhuriyet’le sorumlu daha doğrusu Atatürk ile sorunlu bir yapının iktidar yolu da açılmış olduğunu söyledi.
Prof.Dr. Duran Bülbül Ayşe Uçar’ın sorularına şu şekilde cevap verdi:
-Sn. Bülbül öncelikle teşekkür ederim kabulünüz için ve hemen Türkiye’nin ekonomik açıdan dününü, bu gününü karşılaştırarak bir değerlendirmenizi almak isterim.
-Prof. Dr. Bülbül : Türkiye ekonomisi 1980’li yıllara kadar, daha doğrusu1984 Ocak istikrar tedbirlerine kadar ithal ikameci bir sanayileşme modeli uygulandı ve ithal ikameci sanayileşme temel mantığı da planlı bu Atatürk’ten gelen, alınan geleneğin devamı şeklinde bir iktisadi planlamaya dayanan bir modeldi. Daha doğrusu Türkiye’nin milli sanayisini kurmak, milli gücünü oluşturmak için ülkenin ihtiyaç duyduğu malzemeyi imal edip, onları bu bu ülkede üretip bir sanayileşme modelini denedi. Yani hem tarımda, hem de hizmette bir model oluşturdu.
-Peki hocam bu model uygulandı ve bunun ülkemize getirisi ve ya götürüsü nedir?
-Prof. Dr. Bülbül : 24 Ocak 1980 istikrar tedbirleri adı altına neoliberal bir politikanın Türkiye’ye dayatıldığını görüyoruz ve neoliberal politikaların genellikle mantığı şu; Yükün, özellikle yükün sermaye kurulu üzerinden alınıp işçi, ve çalışan halkın üzerine ikame edildiği, daha doğrusu finansmanı halkın sağladığı bir modele geçildi ve bu da ihraca yönelik bir sanayileşme modeli ortaya koydu. Aslında ilaca yönelik sanayileşmenin temel mantığı şuydu: Siyasi iktidar artık tarım gibi belirli alanlardan , sanayileşme modellerinden vaz geçip, devletin küçülmesi mantığına dayanan, devletin iktisadi alanlardan çekildiği, özel teşebbüse kaydırıldığı ve neoliberal IMF reçetesi, Dünya Bankası reçetesi Türkiye’ye dayatıldı.
-Şimdi bu anlattıklarınızdan nasıl bir sonuç çıkar?
_ Prof. Dr. Bülbül: Aslında bu dayatılan program modeli genellikle demokratik ülkelerde uygulanması söz konusu olan bir program değildir. Bu program anti_demokratik ülkelerde uygulanabilir bir programdır. Daha sonra uygulandığını ve başarıya gidemeyeceğini gördük. 12 ocak istikrar tedbirleri , 12 Eylül faşist diktatörlüğünün namluları altında uygulandı. Türkiye’de Cumhuriyet değerleri ile 1950’de başlayan tasvir sürecinin tema kırılma noktası , askeri diktatörlük sonrası Anavatan Partisi’nin ve onun temsilcisi yani hem Uluslararası sermayenin temsilcisi hem Türkiye’deki temsilcisi Özal’ın iktidara gelmesiyle birlikte Türkiye’de tüm Cumhuriyet değerlerinin bir tasfiye süreci başladı. Ve sonuç olarak Cumhuriyet’le sorumlu daha doğrusu Atatürk ile sorunlu bir yapının iktidar yolu da açılmış oldu.
– Tüm bu anlattıklarınız ile ekonomiyi birleştirecek olursak hocam, Atatürk’ün İktisadi politikaları da ötelenmiş mi oldu?
-Prof. Dr. Bülbül: 12 Eylül faşizmi ülkedeki aydın kesimi, bilim kesimlerini, çağdaş kesimleri, ülkede devrim diyen, bilim diyen kesim tasfiye edildi. Bilimden uzaklaşıp, tarikat ve cemaatleri önceleyen iktidarlara bırakıldı.
-Bugün ne yapılması gerekir, anlattığınız bu yanlış uygulamalar nasıl düzeltilir?
– Prof. DR. Bülbül: Temel sorun şu ki; dikkat edersek Türkiye’de bir ileri demokrasi söylemi çoğalıyor. Demokratik Hukuk Devleti normlarını, devlet açısından bakıldığında Türkiye2nin 136 zaman zaman 134 ülke arasında sonlarda olduğunu görüyoruz. Şimdi, demokratik değerlerini kaybetmiş. hukuk normlarını kaybetmiş, bütçe hakkını kullanamamış bir meclis, bütçe hakkını kullanamayan bir halk, vergileme hakkını savunamayan bir halk onun için bu değerleri doğru oluşturan, demokrasiyi gerçekleştirmiş bir yürütme gerekir.
-Çizdiğiniz bu çerçevede, devleti oluşturan, Yasama, Yürütme ve Yargının tek elde toplanması, DPT ( Devlet Planlama Teşkilatı) ve Hıfzıssıhha gibi önemli kurumların kapatılması ile devletin ortak aklını nasıl değerlendiriyorsunuz?
-Prof. Dr. Bülbül: Bunların hiç biri tesadüf değil. Bilinçli olarak yapılmıştır, bu bir karşı devrimdir. Türkiye’de 150 üzeri parti var ve tüm bu partiler Neo_liberal partilerdir. Ne yazık ki, tüm partiler Neoliberalizmden yana ,kurtuluşu IMF de ve neoliberalizmde arıyorlar. Türkiye’deki tüm partilerin çağdaşlığa doğru , Atatürk değerlerine gitmeleri gerekirken maalesef karanlığa, muhafazakarlığa doğru gidiyorlar çünkü bunlardan besleniyorlar. Oysa ki şunu düşünmeleri gerekiyor. Atatürk yerle bir olmuş ülkeyi nasıl ki dünyada 15 yılda en saygın 11. ülkesi yapmış ve Türk parasını dünyada en değerli yerine getirmiştir. Bugün Türk halkının % 70 i yoksulluk sınırının altında, asgari ücret denilen olgu ile yaşıyorlar.
-Değerli hocam, kurtuluş reçetesi nedir?
– Prof. Dr. Bülbül: İngiltere, ABD, Çin Atatürk politikalarına dönerken, Türkiye’nin Neoliberal , o hasta adam politikalardan medet umması gaflet ve delalettir. Bizim şuna ihtiyacımız vardır; Refah milliyetçiliğine, refah ekonomisine, iktisadi milliyetçiliği merkezine koymuş bir iktidara, bir üçüncü yola ihtiyacımız var. Oysa birazcık geriye gitseler, çok eskiye değil Atatürk’e gitsinler, Atatürk’ü hatırlasınlar. Diyecekler ki; Anadolu’nun karanlık steplerinde yerle bir olmuş, ışığı, şeker pancarı, buğdayı olmayan , bacası tütmeyen bir Anadolu’yu Atatürk 15 yılda inşa etmiş, imar etmiş. Sanayileşmede dünya %16 iken Türkiye % 96 sanayileşmiş. Buğdayı, domatesi, biberi, pancarı satarak yapmış. İşte reçete önümüzde. Tek yapılması gereken uygulamak ve uygulayıp başaracağız.
-Kıymetli bilgilerinizi , önerilerinizi bizimle paylaştığınız ve vaktinizi ayırdığınız için çok teşekkür ederim.
DEVAM EDECEK…








