Sarı Öküz – Melih Demirel Yazdı

Sarı Öküz – Melih Demirel Yazdı
Yayınlama: 28.11.2025 19:26
A+
A-

O meşhur hikayeyi bilirsiniz…

Hani bir öküz sürüsü varmış, çevredeki birkaç aslanın asla erişemediği…
Sonra bir gün, aslanlardan biri bir hinlik düşünmüş ve sürü başına gidip, “biz aslında sizi rahatsız etmek istemiyoruz ama şu sarı öküz çok dikkatimizi çekiyor; onu verirseniz siz de kurtulursunuz, biz de rahatlarız” demiş. Sürünün önde gelenleri toplanıp “sürünün âli menfaatleri adına” sarı öküzü kurban etmişler. Tabi kısa bir süre sonra benzer bir bahaneyle kapılarına dayanıp başka bir kurban isteyene kadar…”âli menfaatler adına” kurban vermede öyle bir noktaya gelinmiş ki, sürü küçülmüş ve sonunda aslanlara tamamen yem olmuş. O son anda, aslanlara sürekli kurban vererek kurtulacağını zanneden sürü liderleri, “biz bu savaşı ne zaman kaybettik?” sorusuna cevap aramış. Ve içlerinden sağ kalan bir tanesi,  bu savaşı “sarı öküzü verdikleri gün” kaybettiklerini söylemiş…

 Peki bizim için,

Konuya mecazen geniş bir perspektiften bakıp harmanladığımızda, lafı da meclisin dışında tuttuğumuzda, şapkayı da önümüze koyduğumuzda

 “sarı öküz’’ meselesi nedir?

Gelin etliye sütlüye karışalım…

Çapı, tırnağı kadar olmayanlara yüklenilen gereksiz misyon ve bu çapsızlığın kaçınılmaz sonu olan liyakatsizlik ekseriyetidir sarı öküz…

İhanet kaktüslerini sulayıp, sadakat çiçeklerini budamak, kıpkırmızı bahçeleri renk körü bahçıvanlara teslim etmektir sarı öküz…

Bazen boş bırakılan bir seçim sandığı, bazen yetmez ama evet sözlerinin ardında kalan suskunluk, bazen kayıpların ardından aynı sürüyle yola koyulma, bazen ise küçük cep çakılarının zamanla ihanet hançerlerine dönmesidir sarı öküz…

Bazen teknolojiye ayak uyduran büyük başların, online ortamlarda kuyu kazma şeklidir.

Bazen evlat denilen zerzevatların, baba dediklerini uçurumdan atma eğilimidir.

Bazen bir mesir macunudur sarı öküz,  pespaye gülüşlerle ikram edilen.

Bazen ekoseli bir mavi cekettir ‘’ Ne olmuş ya bir kerede biz giyelim’’ denilen.

Bazen bir rozettir, değerlerinin kıyısından geçmemişe, mükafat olarak takılan ve yarına bir çelmedir, yarın ayaklarına dolanacak olan…

Bazen feodaliteye karşı mücadele diye yola çıkıp, yine aynı feodalite tarafından satın alınarak, bağı bahçeyi teslim etmektir derebeylerine sarı öküz…

Bazen Bozacının şahidi şıracıları kahraman yapmak, yağcıya, sıvacıya muhtaç bırakılmak, kendini bilmez kibir abidelerine, yüzyıllık mirasları adeta paspas ederek kula kulluk etmektir…

Bazen vefayı tekmelemek, haini beslemek, hırsıza, arsıza, yolsuza, uğursuza pelerin giydirmektir.

Bazen loş ışıklı gürültülü mekanlarda ceplere sıkıştırılan ABD Menşeili banknot olur, bazen her metrekaresi haram bir betonarme…

Bazen deniz aşırı dostlardan bir umut bekleyip el pençe yakınırken, yine aynı hiddetle kırmızı gül bahçesinin emekçilerine kapıyı göstermektir, yeni yeni kör hainlere yer açılsın diye, öküz…Sarı öküz…

Bazen isyandır sarı öküz meselesi, bir bilge akademisyenin yıllarca dilinde yankılanan ama çokça kulak tıkanılan…

Aslında çokça isyandır sarı öküz meselesi, Düzgün karakterlerin haysiyet meselesi olan bir düzgünün bin bozuğu iki kelimeyle tarumar ettiği…

Şöyle bir baktım da sona gelmişken…

Bence komple isyandır sarı öküz meselesi artık, sarı öküzün intikamını  kafaya takmış üç adama bakan…

Kıssadan hisse,

Darmadağın gözüken ancak, kapasite ve idrak gerektiren bir hikayedir artık bu hikaye…

Sarı öküz yani.

Kalın sağlıcakla.

Siyasetçi, İktisatçı ve Köşe Yazarı