Siyasette Bir Kez Olsun Namuslu Olun – Prof.Dr.Duran Bülbül Yazdı

Siyasette Bir Kez Olsun Namuslu Olun – Prof.Dr.Duran Bülbül Yazdı
Yayınlama: 08.06.2026 10:00
A+
A-

Türk siyaseti bir yol ayrımında; namuslularla ve namussuzların ya da diğer bir anlatımla onurlularla ve onursuzların mücadelesine dönüşmüş durumdadır. Aslında bu konu ile ilgili üniversitelerde onlarca doktora tezi yazdırılması gerekir. Siyaset; erdem, onur ve haysiyetle yapılır. Bir kişi harama ve kamu kaynaklarına el uzatmışsa, babamız da olsa katli vaciptir; gereğini yapar ya da yaptırırsınız. Aynı şekilde harama ve kamu kaynaklarına el uzatanların siyasette yaşam hakkı olmamalıdır.

Gelinen noktaya baktığımızda; siyasette harama el uzatmışlar, geldikleri kutsal makamlara hülle ve hırsızlıkla gelmişler; bu yetmemiş, hırsızlık ve hülle ile geldikleri makamları kendi çıkarları için kullanıp kamu kaynaklarını, yetimin ve fukaranın hakkını gasp ederek kanunsuz ve usulsüzce dağıtmışsınız. Bu da yetmemiş; fakirin, fukaranın çocuklarını, kirlettiğiniz makamlarınızı daha da kirleterek ahlak zaafına düşürmüşsünüz, sonra da biz kurtarıcıyız diyeceksiniz. Bunlar yetmiyormuş gibi işgal ettiğiniz partiyi yağmalattıracaksınız. Kripto bir şekilde yerleştirildiğiniz partide; ülkemize, Cumhuriyet’e ve Atatürk’e hakaret edenlerle iş birliği yapacaksınız, bunun adına da halkın hakkını arama diyeceksiniz. Bu, arsızlığın ve soysuzluğun ta kendisidir.

Baştan sona yanlış yapıyorsunuz, bunu sağır sultan bile biliyor. Ama yanlışınız ve ihanetiniz ortaya çıktığı hâlde utanmamak, hesap vermemek, eleştirileri umursamamak sanıyorum siyaset dilinde arsızlık oluyor. Bu yetmiyormuş gibi; ahlaki ilkelere, toplumsal değerlere veya siyasi etik kurallara aykırı davranmaya devam etmek halk dilinde karaktersizliktir, ahlaki yozlaşmadır ve soysuzluktur.

Siyasette en tehlikeli şey hata yapmak değil, arsızlığın ve ahlaki çürümenin normalleşmesidir. Çok kısa sürede siyasette etik değerler aşındı, kurumlara olan güven azaldı. Şeffaflık ve hesap vermekten kaçtıkları için meşruiyetlerini de kaybettiler. Bunların siyasetteki konumunu kibirleri ve arsızlıkları büyüttü. Bu arsızlığın bedelini tüm ülkemiz ödemektedir. Siyasetçilerin kalitesi, hesap verme cesaretinden geçer.

Siyasette hata affedilir, ancak arsızlık ve yolsuzluk affedilmez. Bir toplumun çürümesi, yanlış yapanlardan çok, yanlış yaptığında utanmayanlarda başlar. Siyasi ahlakın kaybolduğu yerde hakikat gürültüye, çürüme ise gösterişe dönüşür. Güç karakteri sınar, sınırsız güç ise arsızlığı cesaret sananları ortaya çıkarır. Siyasette en ağır yoksulluk; vicdan, ilke ve ahlak yoksunluğudur. Biz ise bugün bütün bunları yaşıyoruz. Siyasette halk arsızlığı ödüllendirdiğinde namussuzluk istisna hâline gelir. Siyasetin yüz kızartıcı yanı hata yapmak değil, hatayı ve yolsuzluğu savunacak kadar arsızlaşmaktır. İlkesizliğin ve yolsuzluğun iktidar olduğu yerde erdem muhalefette kalır. Gerçeğin değersizleştiği siyasette en büyük sermaye arsızlık ve utanmazlıktır.

Unutmayın; bir ülkede hesap vermek zayıflık, arsızlık ve yolsuzluk güç sayılmaya başlamışsa çürüme çoktan başlamıştır. Arsızlığın ve yolsuzluğun alkışlandığı yerde liyakat susar, adalet geri çekilir. Siyasi çürüme; yalanın ve arsızlığın sıradanlaşmasıyla başlar. Ahlakın terk ettiği siyaset, gücün kaba kullanımına dönüşür. Utanma duygusunu kaybeden siyasetçi, halk arasındaki son köprüyü de yıkar. Evet, bugün köprü yıkılmıştır. Arsızlığın erdem, ilkesizliğin maharet sayıldığı yerde kaybeden yalnız siyaset değil, toplumun vicdanıdır.

Son söz; güç geçicidir, geriye ya itibar kalır ya da utanç… Tercih sizin.

Öğretim Üyesi - Maliyeci - Kamu Ekonomisti - Yazar