Umutsuzluk Çare Değildir – Tevfik Kızgınkaya Yazdı

Onaylanmasının üstünden 4 gün geçse de,
Çerçeve yasanın toplumda yarattığı tepkiler, hayal kırıklığı ve umutsuzluk sürüyor.
Adı “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” olsa da,
Çerçeveyi çizenlerin amaçları ve hedefleri farklı.
Bu gerçeği gören toplumda tepkilerin olması da çok doğal.
*
Gerçek amaçları ve hedefi bir kez daha vurgulayalım,
Cumhur ittifakının amacı, oluşturduğu ittifakla Anayasa değişikliği yapmak,
RTE’nin yeniden seçilmesini sağlamak ve tek adam düzenini korumak.
DEM’in amacı Anayasaya Kürt kimliğini, ana dilde eğitimi ve yerelde özerliği yazdırmak.
Hedefleri ise ortak, üniter devlet yapımız ve Demokratik Laik Cumhuriyet.
*
Toplumdaki tepkilerin merkezinde ise,
Çerçeve yasa tasarısına hayır demesi beklenen Yeni Parti var.
Bu noktada duygusal değil akılcı olalım,
Görülmesi gereken,
Yeni Partinin tüm milletvekilleri hayır dese de,
AKP, MHP, DEM, eklenen CHP ve bu siyaseti benimseyenlerin 426 oyuyla,
Bu tasarı onaylanacaktı.
*
Süreci somut olayların somut tahlili ilkesi temelinde irdelemeye çalışalım.
Kurgu, “terörsüz Türkiye” diye kurulan komisyonla başladı.
Komisyona katılması baskısıyla,
CHP kurgunun bir parçası yapıldı ve sürece meşruiyet kazandırıldı.
Komisyon raporuna CHP olarak atılan imza,
Çerçeve yasanın oylamasında Özgür Özel’in söylemiyle,
Yeni Parti yöneticilerinin “evet” demelerinin de nedeni oldu.
Bilinmelidir ki, bu “mecburi evet” duruşu,
Anayasa değişliğinde de siyasi baskı olarak yeniden var olacaktır.
*
Pekala, her şey oldu bitti mi? Hayır.
Sürecin en başında yapılması gerekenler, bundan sonrası için de geçerlidir.
Amaç, terörsüz Türkiye ve barışsa…
Amaç, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmeyse…
Bu amaçlara çerçeve yasayla ulaşılamayacağı açıktır.
Olası yasal düzenlemeler ve Anayasa değişikliği karşısında,
Yeni Parti kendi çözüm önerilerini ve politikalarını ortaya koymak zorundadır.
*
İktidar hedefi olan Yeni Parti’nin,
- Kürt sorunu diye tanımlanan bu sorununa karşı çözüm politikalarını,
- Adaleti, demokrasiyi ve iç barışı gerçek anlamıyla sağlayacak yasal düzenlemelerle ilgili önerilerini,
- Ekonomi, eğitim, sağlık gibi temel insan hakları ile ilgili politikalarını açıklaması,
- Milletin seçtiği Belediye Başkanlarının tutuksuz yargılanmasının,
- Kayyum atamalarının kaldırılmasının,
- Anayasa’nın ilk dört maddesinin ve demokratik, laik niteliğinin olmazsa olmaz koşulları olduğunu da dile getirmesi,
Toplumda var olan tepkileri, hayal kırıklığını ve umutsuzluğu kıracak,
Milletin güvenini yeniden kazanmasını sağlayacaktır.
*
Oğuz Oyan’nın söylemiyle,
“Türkiye’nin düzen siyasetinin karşısında bağımsızlıkçı, aydınlanmacı ve emek merkezli gerçek bir Cumhuriyetçi muhalefete olan ihtiyacı, hava kadar, su kadar yaşamsal ihtiyaç düzeyine yükselmiştir.”
RTE-AKP’nin yaratmaya çalıştığı “siyasi körlüğe” kapılmadan ufkun ötesini görmek gerekmektedir.
Cehenneme giden yol iyi niyet taşlarıyla döşelidir.
*
Sözün sonu, egemenliğin kayıtsız şartsız sahibi olan Millete,
Umudu yaratan, yeni bir partinin kurulmasını isteyen ve adını koyan Millet,
Yapıcı eleştirilerle, yarattığı umuda sahip çıkmalı, yaşatmalı ve çoğaltmalıdır.
Bilmeliyiz ki,
Umutsuzluk çare değildir.








