Varlığını Demokrasiye Borçlu Olanlar – Tevfik Kızgınkaya Yazdı

Emperyalizm, zehrini bal kavanozunda yedirir dünyaya,
Emperyalizmin ağasıyla iş birliği içinde olanlar da,
Aynı sahtekarlığı yaparlar kendi halkına.
Yurttaşlarımız yaşadığı sorunlardan bunalmışken,
Her gün bir başka seçilmiş bir belediye başkanı tutuklanırken,
Silivri, seçilmişlerin toplama kampına dönmüşken,
Öğretmenler hakları için yerlerde sürüklenirken…
RTE’den geldi kendine göre dertlerin çaresi,
“Terörsüz Türkiye’de 86 milyon nefes alacak.”
*
İktidardan ışığı alanlar “özgürlük” mitingleri diye hemen meydanlara koştular,
Sanmayın ki Silivri’deki seçilmişler, gazeteciler ya da muhalifler adına.
RTE’nin yok etmek istediği terörü yaratan örgütün başına özgürlük istiyorlar.
Terörist başı özgür kalınca Milletin bütün dertleri bitecekmiş,
Emekçisi, emeklisi, öğretmeni, öğrencisi, kadını herkes mutlu mesut olacakmış…
Şairin dediği gibi,
“Umut fakirin ekmeğiymiş
Ye Memet ye”
*
Milletin umut fakiri olduğu bu düzeni,
Yine Milletin azim ve kararı bozacak demiştik önceki yazıda.
Bu noktadan devam edelim yazmaya.
Millet yaşaya yaşaya anladı, RTE-AKP’nin yedirdiğinin bal olmadığını,
Oyunu bozacak ama, önce karar verecek, kime güvenmeli, kime inanmalı.
Bu aşamada Millete önderlik yapma görevi,
Öncelikle Milletin örgütlü yapıları olan Demokratik Kitle Örgütlerinindir (DKÖ),
Varlığını demokrasiye borçlu olan
Sendikaların, meslek odalarının, derneklerindir.
*
RTE-AKP iktidarı kurallarını fiilen yok etse de,
Temel kurumlardan olan siyasi partilere müdahale etse de,
Demokrasinin temel kurumlarından olan DKÖ varlıklarını sürdürmekte.
Sürdürmekte ama nasıl?
Gerçek anlamıyla amaçları doğrultusunda çalışan, mücadele eden az sayıdaki DKÖ’nün dışında,
- Memleketi yangın yerine çeviren iktidarla iyi geçinmeye çalışanlar,
- Yangın belki bizim mahalleye gelmez diye köşelerinde bekleyenler,
- Aidatlarıyla yönettikleri üyelerinin haklarını ve dertlerini dile getirmeyenler,
- Neoliberalizme uyup etnik kimlik ve mezhep siyaseti peşinde koşanlar,
- Gözaltı ve tutuklanma korkusuyla konforlarından vaz geçmeyip susanlar,
- Kendi aralarında bir araya gelemeyenler, dayanışma içinde olamayanlar…
Varlıklarını borçlu oldukları demokrasiye ihanet ettiklerini göremiyorlar.
*
- Farklı iş kollarında olsalar da işçiler, emekçiler,
Açlık sınırı altında asgari ücretle, iş güvencesinden ve iş güvenliğinden yoksun çalışmıyorlar mı?
Aynı koşullarda yaşamıyorlar mı?
- Sınırlı olan öz sermayeleri ile işlerini, işliklerini yürütmeye çalışan,
Esnaflar, zanaatkarlar, çiftçiler, sanayideki küçük işletmeler,
Ham maddeden, enerjiye, vergilere kadar aynı sorunları yaşamıyorlar mı?
- Yerel ve genel yönetimin çalışanları memurlar, işçiler, öğretmenler, sağlık, yargı, emniyet… kamu çalışanları,
Yoksulluk sınırının altında, iktidarın baskısı altında, güvencesiz çalışmıyorlar mı?
Bu koşullarda sendikalara, meslek odalarına ve birliklere düşen,
Bir araya gelmek ve hep birlikte üyelerinin haklarına, emeklerine ve çalışma koşullarına sahip çıkmaktır.
DKÖ olan, kuruluş nedenleri ve amaçları benzer olan dernekler de dayanışma içinde, hep birlikte çağdaş yaşama sahip çıkmak zorundadırlar.
*
Sendikaların, meslek odaları, birlikler ve derneklerin kendi alanlarında haklarına sahip çıkmaları,
Dayanışma içinde hep birlikte olmaları,
Varlıklarını borçlu oldukları Demokrasiye ve Hukuk Devletine sahip çıkmaları,
Bir parçası oldukları Millete de örnek olacaktır, güven verecektir.
*
Anımsayalım,
100 yıl öncesinde Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde,
Özgürlüğü ve bağımsızlığı için azim ve kararlılıkla yürüyen Millet,
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin duvarına,
“Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir” sözünü kazımıştır.
Bu söz Cumhuriyet Devrimimizin ve demokrasinin de özüdür.
Cumhuriyet Devrimimize ve demokrasiye sahip çıkmanın yolu da,
Öncelikle DKÖ olan sendikaların, meslek odaları, birlikler ve derneklerin,
Millete öncülük yaparak yaratacakları güç birliğindedir.
*
DKÖ ile Millet, güç birliği ile siyasete, siyasi partilere,
- Bizleri, yurttaşlarımızı ayrıştıran, kamplaştıran, düşmanlaştıran, bizleri bir Millet olmaktan uzaklaştıran kimliklerimiz ve inançlarımız üzerine siyaset yapılmasını reddettiğinizi…
- Çalışanıyla, emeklisiyle, genciyle, esnafıyla, çiftçisiyle Milletin yaşamsal sorunlarının çözülmesini,
- Barış içinde, kalkınan bir ülkenin onurlu yurttaşları olarak birlikte yaşamak istediğinizi,
- Çağdaş bir yaşam biçimimiz olan Demokratik Laik Cumhuriyete ve Sosyal Hukuk Devletine sözle değil, politikaları ve uygulamalarıyla bağlı kalmalarını…
Hep birlikte, yüksek sesle söylemek,
Ülkemizin ve Milletimin aydınlık geleceğine karşı sorumluluğunuz ve görevinizdir.








