Yenilen Pehlivan Güreşe Doymaz – Yusuf İpekli Yazdı

Yenilen Pehlivan Güreşe Doymaz – Yusuf İpekli Yazdı
Yayınlama: 08.05.2026 11:47
A+
A-

Yusuf İpekli, Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP genel başkanlığı dönemini, seçim yenilgilerini, parti içindeki dönüşümü ve son dönemdeki kayyum tartışmalarını “yenilen pehlivan güreşe doymaz” benzetmesiyle değerlendirdi.

“Yenilen pehlivan güreşe doymaz!” sözünü ta, bebeliğimden beri  büyüklerimden duyardım.

Çocuk oldum yine duydum. Genç oldum farkına vardım, yetişkindim çok başıma geldi.

Yaşım ilerledikçe gördüm ki hayatın her alanında yenilen pehlivan hiç bir zaman güreşe doymuyor.

Yenildikçe güreşmek istiyor, güreştikçe yeniliyor, sırtı yerden kalkmıyor.

Galiba güreşe olan merakım ebe tarafından dayı başım olan MKE’nin lisanslı pehlivanı Haydar Ali dayının evimizde, köyümüzde sık sık sohbete misafir olmasından kaynaklanmakta. Zira fizik olarak beni de rahmetliye çok benzetirler, özellikle akrabalarım “Maşallah maşallah aynı pehlivan dayısı gibi…” diyerek derin hürmet gösterirlerdi.

Sağolsunlar!

Her neyse gelin biz şu yıkılan pehlivan meselesi üzerinden siyasetin müzmin ana muhalefetinin  bir eski genel başkanını yakından tanıyalım.

Kahramanımız Kemal Kılıçdaroğlu. CHP’nin tam tamına 13 yıl genel başkanlığını yapmış önce bay sonra bay bay diye anılan Kemal Kılıçdaroğlu. Seçmenimin umut diye her seferinde sonsuz destek verdiği bürokrat kökenli genel başkan. Ülkenin Gandi‘si. Atatürk’ün partisinin 7. genel başkanı. Atatürk’ten sonra İnönü ve Ecevit’in makamında 13 yıl oturmuş siyasetçi. Siz ona sol gösterip sağ vuran da diyebilirsiniz.

Şimdi bakınız bizim onunla ilgili düşüncelerimiz asla kişisel yaşantısıyla alakalı değil. Derdimiz geçmişte yaptığı derin hataları bile hoşgörülen siyasetçiyle ve çelişkileriyle…

O zaman soru(n)lar ve yanıtlar…

Kılıçdaroğlu ne zaman genel başkan yapıldı?

Genel başkanlığın gesi dahi konuşulmazken, yani Baykal’ın kaset skandalı ortaya çıkmadan önce televizyonlarda yapılan tartışmalarla ilk önce Kılıçdaroğlu kamuoyuna tanıtıldı. Artık projenin birinci ayağı oluşmuştu. Gökçek tartışmasıyla pazılın parçaları tamamlandı. Gerisi çorap söküğü gibi geldi. Ve gelsin genel başkanlık…

Genel başkan yapılınca neler yaptı?

Parti içindeki ulusalcı kanadı tasfiye etti. Arkasından kendisini genel başkanlığa taşıyan ekibin kökünü kazıdı. Partiyi hızla sağa çekmeye başladı. Danışmanların, milletvekillerinin, parti meclisinin şekli şimali değişti. Geçmişte Atatürk’e ve cumhuriyete ağır söz söyleyenleri partiye kattı. Laiklik gibi partinin temel taşını yok saydı, ağzına bile almadı. Türkiye’nin temel tezlerinden vazgeçti. Radikal sağın savunduğu çözümsüz gibi görülen politikaları sol, solun savunduğu çözümsüz gibi görünen politikaları ise sağ hayata geçirir tezi bir kere daha ve çok şaşırtıcı biçimde doğrulandı.

Yıkılan pehlivan güreşe doymaz ünvanını nasıl / niçin aldı?

Hiç şüphesiz bu ünvanı girdiği aşağıdaki seçimleri kaybederek elde etti.

√ 29 Mart 2009 yerel seçimler (Genel başkan değildi, İBB adayı idi)

√ 12 Eylül 2010 Anayasa Referandumu

√ 12 Haziran 2011 Genel Seçimler

√ 30 Mart 2014 Yerel Seçimler

√ 30 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı Seçimleri

√ 7 Haziran 2015 Genel Seçimler

√ 1 Kasım 2015 Erken Genel Seçim

√ 16 Nisan 2017 Anayasa Referandumu

√ 24 Haziran 2018 Genel Seçim

√ 31 Mart 2019 Yerel Seçim

√ 14 ve 28 Mayıs 2023 Cumhurbaşkanlığı Seçimleri (her ikisinde de kaybetti)

Üstelik her seçim sonucunu başarı olarak gördü. Bu seçimlerin birinin bile sonunda istifa etmeyi aklının ucundan geçirmedi. Altılı masa, Ekmelettin vakası, mühürsüz oylar onun siyasi günahları olarak tarihe geçti. Yenildi, bir daha yenildi, olmadı yine yeniden yenildi. Oysa siyasal iletişimciler Ekmelettin yerine Büyükerşen, kendi yerine İmamoğlu veya Mansurcumhurbaşkanı seçilebiliyordu diyor.

Kurul-taylar…

Adet olduğu üzere sırtı her yere gelişte kurultay toplandı. Kendi seçtiği delegeler sayesinde yeniden genel başkan seçilmiş olsa bile her seferinde büyük yara aldı. Son kurultayda ise kendi seçtiği delegeler bile onu kurtarmaya yetmedi. İkinci tur başlamadan adaylıktan çekilme erdemliliğini göstermemesi adalet yürüyüşünü bile gölgede bıraktı. Gerçi pek tekin değildi ama İnce’nin başına gelenler ortada.

Kayyum meselesi

Kurultay yenilgisini bir türlü hazmedemedi. Gözünü siyasi kin bürüdü. Halk geçim derdine düşmüşken kazanılan yerel seçim başarısını bile hiçe sayarak on üç yıl genel başkanlığını yaptığı Atatürk’ün partisini yok yere tartışmaya açtı. Üstelik bunu sağdan transfer ettiği makam düşkünü siyasiler aracılığıyla yaptı. Şimdi eli ovuşturarak kayyum olmayı bekliyor. Oysa bilmiyor ki, kayyum olması halinde sırtı yeniden yere gelecek ortada ne parti kalacak ne pırtı…

Sonuç

Halk der ki, elmanın kurdu içinde yetişir.

Aslan sosyal demokratların da kurdu her dönemde olduğu gibi bugün de malesef kendi içinden çıktı. Hem de seksen yaşına bir adım kalmış bir siyasi figürün siyasi hırsı ve siyasi kaprisi yüzünden. İşte aslan sosyal demokratları iktidar yapmayan en önemli unsur siyasi hırs ve kapristir. Çünkü Anadolu halkı evinin içi kavgalı aileye asla kız vermez(di).

Gerçi örnek çok.

Temsil misal rahmetli babam aklı seksen beş yaşına kadar 30 koca yıl köyde muhtarlık yaptı. Allah rahmet eylesin Ecevit, Erbakan, Türkeş gibi ilginç örnekleri görünce diyorum ki, galiba koltuk (sandığımızdan) daha mühim.

Hem de yıkıla yıkıla yenilmeye doymayan pehlivanların sandığı gibi….

YAZARIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN 

1964 yılında Ankara Kalecik doğdu. Sınıf öğretmeni, Türkçe bölümü mezunu, halen özel eğitim öğretmeni. Edebiyatla ilgileniyor. Eserleri 1.Çığlığa çağrı (Şiir) 2.Sensiz akşamların yorgun geceleri (Şiir) 3.Gökyüzüne kafa tutan sağanak (Şiir) 4.Okulumuz Avrupa'da (Gezi Yazıları) 5.Benekli Çocuk Şiirleri) 6.Bir Garip Gönül Hikayesi (Şiir) 7.Oba (Roman)