Müjde: “İki yıl daha seçim yok…! – Yusuf İpekli Yazdı

Memur ve memur emeklisi (kamu çalışanı) iki yılda bir heyecanla ağustos ortasını bekler.
Onlar açısından ağustos demek ya nefes almak için umudunun yeşerdiği aydır ya da açlığa ve yoksulluğa mahkum olmaya devam edilen ay.
Çünkü iki yılda bir ağustos ortasında memur ve memur emeklisinin önümüzdeki iki yıl boyunca maaşlarında oluşacak artış oranları belli olur.
İşte bu yüzden 2026 ve 2027 yılları için hükümet ile kamu çalışanlarını temsilen sendikalar toplu sözleşme için masaya oturdu.
Hükümeti Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, kamu çalışanlarını ise en çok üyeye sahip olma sıfatıyla Memur-SenKonfederasyonu temsil ediyor.
Aslında kurulan bu masaya hükümet ile hükümetin pasif ortağının veya alkışçısının kurduğu pazarlık masası demek hiç de yanlış bir yaklaşım olmaz.
Hükümet 2026 ve 2027 yılları için kamu çalışanlarına artış olarak teklifini kamuoyuna açıkladı.
Buna göre,
1- 2026 yılının birinci altı ayı için ℅10,
2- 2026 yılının ikinci altı ayı için ℅6,
3-2027 yılının birinci altı ayı için ℅4,
4- 2027 yılının ikinci için ayı için ℅4.
El insaf…!
Şimdi olayın üzerine memur emeklisi hakkını alamayan Hakkı Dayı’nın bordrosu üzerinden gidelim.
Hakkı Day’ının 2025ağustos ayı maaşı 20.000 TL olsun.
Bu maaş 2026 yılının Ocak ayında ℅10 artışla 22.000 TL, Temmuz ayında ℅6 artışla 23.320 TL olacak.
Arkasından 2027 yılının Ocak ayında ℅4 artışla 24.252,8 TL, Temmuz ayında ℅4 artışla 25.222,912 TL olacak.
Yani 20.000 TL maaş alan Hakkı Dayı iki yıl sonra 25.222,912 TL maaş alacak. Tabi açlıktan ölmezse.
Bu durum için ne derler biliyor musunuz? Ölme eşeğim ölme yaz, pardon seçim gelince yonca biçeceğim.
Diyeceksiniz ki, sadece maaşlar yüzdelik dilimler halinde artmayacak enflasyon artışı da maaşlara yansıyacak.
Yanlış. Çünkü teklifte enflasyon farkından filan söz edilmiyor.
Enflasyon farkından söz edilse bile oranı kim beliryor?
TÜİK…
TÜİK‘i kim yönetiyor?
Malum şahıs…
Eee, elbette umut fakirin ekmeğidir.
Bu haliyle hükümetin kamu çalışanlarını temsilen masaya oturan hükümet destekçisi sendikaya önerdiği teklif kabul edilemez.
Bu teklif kamu çalışanlarına aç kal, perişan ol, sefalet kaderin, şükret hatta hatta bir an önce öl demektir.
35 yıl çalışıp memur emeklisi sıfatı kazanan bir öğretmen olarak üzgünüm, kırgınım, kızgınım…
Kime…?
1- Hükümete.
2- Ondan da çok muhalefete.
Hükümete neden üzgün, kırgın, kızgın olduğum belli. Muhalefet de neyin nesi?
Kamu çalışanlarının mali hakları gündemlerinde bile yok da ondan.
Peki ne olacak? Süreç boyunca neler yaşayacağız?
Açıklayalım.
1- Cumhurbaşkanı çıkıp diyecek ki, çalışanı hiç bir zaman ezdirmedik, dün olduğu gibi bundan sonrada enflayon canavarına ezdirmeyeceğiz.
2- Arkasından Diyanet İşleri Boşkanlığı çıkıp diyecek ki, şükredin, dünya sürgünü bitince cennette bol bol yiyip içeceksiniz.
3- Yandaş doktor, yağcı diyetisyen, tarafgir gazeteci, parmak kaldırıp indiren mebbus çıkıp diyecek ki, çok verirsek çok yersiniz. Şekeriniz yükselir, tansiyonunuz patlar. Niye az veriyoruz, az yiyip sağlıklı olun diye. Sanıyor musunuz ki, sizi sevmiyoruz.
Sonuç!
İlk günlerde kızacağız, sonra ikna olacağız, alkışlayacağız, daha sonra oy vereceğiz…
Ben olsam var ya, önce TÜİK verilerini eksi çıkarır, arkasından maaşlarda ciddi kesinti yaparım.
Nasıl olsa oy çantada keklik…
Peki kamu çalışanlarını temsilen masada bulunan Memur-Sen ne yapacak?
İlk önce esecek gürleyecek. Nitekim dün esti gürledi. Sonra genel başkan seviyesinde şahsi menfaat pazarlığı yapmanın yollarını arayacak. Bu arada grev filan diyebilecek mi bilmiyorum ama, üretimden gelen gücümüzü kullanacağız naraları atacak Arkasından hükümetin enflasyonla yaptığı mücadeleye övgüler yağdıracak. Ve gidip tıpış tıpış imzayı atacak.
Ya diğer sendikalar… Ciddi ciddi iş bırakma, grev filan diyecekler. Yapamazalar biliyorum da, diyelim ki grev kararı aldılar, hükümet tek imza ile grevi milli güvenlik tehdididir diye erteleme kararı verdik diyerek işi bitirecek.
Bu arada halen çalışan memurlar için verilip emekliye verilmeyen seyyanen artış miktarı 18.500TL‘ye ulaştı. Çalışan ve emekli arasındaki makas öyle açıldı ki kapanması mümkün değil.
Memura verilen seyyanen zam emekliye neden verilmedi?
1- Hazine iflas etti, para yok.
2- Çalışan memur genellikle mülakatla atanmış oy deposu, yandaş. Emekliler genellikle eski memur ve hükümetin doğal tabanı değil. Oy yoksa para yok politikası.
3- Uluslararası sermaye o kadar alacaklı ki, faizin faizini ödemek neredeyse olanaksız.
4- Emeklinin sahibi yok, emekli yalnız ve çaresiz.
Anlayacağınız durum vahim. Sorun büyük, çözüm yok. Biliniz ki benim de boş sözlere, kuru vaatlere karnım tok…
YAZARIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN








