Zafer kazananlar tarafından kutlanır | Nurdan Savaş

Lozan Anlaşması Türkiye Cumhuriyet devletinin kuruluş anlaşması
ve bağımsızlığının hukuki bir belgesidir.
Hukuki belgeler dayanağı olmayan mesnetsiz tarih kavgalarına ve kişisel hırslara alet edilemez,tartışmaya açılamaz.
Hiç bir tarihi olay,
kanıtı olmayan söylemler ile belgeye dayandırılmaksızın SİYASETEN onaylanan bir
durum olamaz…
Tarih kanıtları açıktır.
Bunu sürekli pişirip önümüze koyanların hedeflerine giden yolda amaçladıkları hilafet böğürtülerinin önünde engeldir.
Buna oyun eğen ve alet olan SİYASETİN iktidarlarının
kesin ve net bir şekilde
tarihsel kanıtlarıyla
bu olay çözülmelidir.
SİYASET, TARİHİN ONAY MAKAMI DEĞİLDİR!
Hele koskaca imparatorluktan
2. Abdülhamit döneminde Osmanlı’nın yaklaşık 1.5 milyon kilometrekare toprak kaybetmiş Osmanlı-Rus Savaşı’nın kaybedilmesi üzerine imzalanan Berlin Antlaşması ile Romanya, Sırbistan ve Karadağ’ı ve Ayrıca Kars, Ardahan ve Batum’u Rusya’ya verenlerin”Lozan, bizim gözümüzde savaşarak kazanıp masada kaybettiğimiz müsvedde kağıt hükmünde yırtılıp atılması gereken bir antlaşmadır.”demesi yok hükmündedir.
Tarih bilim adamları ile konuşulur kanıtları ,belgeleri ile tartışılır.
Ağzından köpük akıtanların işi hiç değildir.
Elbette devletimize düşman ve yok edip 100 yıl önce parçalamak isteyenlerin kripto düdükleri için kademe kademe hezimettir.
Hezimete uğrattıklarımızdır…
Onlar için gurur belgesi değil,hezimettir.
Lozan,düşmanı hezimete uğratanların zaferidir ve zafer kazananlarca kutlanır.
Parça pincik olmuş topraklarımızı sevr ile bölüşenleri ters yüz eden Atatürk elbette en büyük düşmanları ve halâ önlerindeki en büyük engel…
Ölüsü bile korkutuyor onları…
Vatan parçalanmış,istilaya uğramıştı.
Tarihten silinmek istenen bir milletin öcüdür Lozan,bağımsızlığımızın,var oluşumuzun,var olacağımızın tüm dünyaca kabul görmüş devletimizin kurucu ve bağımsızlık tapusudur.
O günün koşullarında ülkenin kurtuluş ve bir çok kuruluş kararına imza atan şanlı T.B.M.Meclisinde orada oluşunu ve bir vatana sahip oluşunu unutup saygısızca Lozan’ı hezimet olarak sunabiliyorlar saygısızca…
Tarihimiz uzun, hafızamız kısa bir milletiz…
Kulaktan duyma kolaycılığında okumaktan uzak ve aciz.
Böylece 12 adanın kaybedilmesi yalanını da arsızca saptırabiliyorlar ve alıcı da bulunuyor bu yalanlara …
Oysa Lozan Konferansı’nın büyük fırtınalarından biri, 18 Aralık’ta yapılan toplantıda koptu.
Boğazlar meselesinde görüşmeler anlaşma yolunda yürüyor diye sevinilirken, İsmet Paşa’nın birkaç noktaya itirazı üzerine, Lord Curzon birdenbire öyle bir hiddet gösterdi ki, “Acaba konferansı dağıtmak mı istiyor?” şüphesine düşmemek mümkün değildi.
Resmi tutanaktan (kısaltılarak):
“İsmet Paşa, Boğazların askerlikten arındırılması konusundaki hükümleri, Türk Temsilcilerinin şu kesin şartla kabul ettiklerini açıkça belirtmek istemektedir:
‘Marmara Denizi’ sözü ‘Boğazlar’ teriminin kapsamından çıkarılmalıdır.
Askerlikten arındırılmış bölgeler dışında, Türkiye’nin, Marmara Denizi’nde kullanmak isteyeceği savunma araçlarında hiçbir kısıtlama yapılmamalıdır.
Semadirek, Gökçeada ve Bozcaada, Çanakkale Boğazının tamamlayıcı parçalarıdır; böyle olunca, bunlar, yabancı bir devletin egemenliği altına konulamazlar.
Bundan başka, Limni’de bir Yunan donanmasının bulunması Boğazlar rejimini tehdit edecektir.
Bu yüzden, Limni üzerinde egemenlik sorununu tartışma hakkını saklı tutmakla birlikte, Türk Temsilci Heyeti, bu adanın kıyılarında Yunan donanmasının bulunmasını hiçbir şekilde kabul edemez.
İsmet Paşa’nın kabul edilmesini istediği çözüm yolu, bir savaş donanmasına Boğazlardan zor kullanarak geçme olanağını vermeyecek bir düzenlemedir.’
***
Lozan; Bütün tarafların tek masada toplandığı uluslar arası medyanın dikkatle takip ettiği çok uluslu bir barış antlaşmasıdır.
Ayrıca Lozan’ın zabıtlarında en ufak bir söz bile (kahve molaları ve oturum planı da dahil) kayda geçmiş bir anlaşmadır.
Saltanatın kaldırılmasının yegane sebeplerinden biri Lozan’dır.
Elbette saltanat isteyenlerin Lozan’ı hezimet olarak görmesi normaldir.
Osmanlı ile imzalanan Sevr antlaşmasının utanç dolu ve teslimiyetçi antlaşma olduğunu görmezler konuşmazlar hezimet olarak görmezler nedense?
Hele Sevr’in Lozan’dan iyi olarak nitelendirenlere üstad tarihçi diye saygı duyanları da var bunların…
Biz ülke olarak Birinci Dünya Savaşından en büyük hezimete uğrayan taraf olarak tarihe geçtik.
Dünya savaşı sonrası yok olmaya yüz tutmuş bir millet olarak Lozan masasına oturduk.
Filistin ve balkanlarda inanılmaz büyüklükte topraklar kaybettik.Ve en önemlisi başkent İstanbul yıllarca işgal altında kaldı.
Bunun sonucunda bir ölüm kalım mücadelesinden ciddi şekilde ölümcül yaralar alarak sağ çıktık.
Diğer yandan İstiklal Harbini mali bakımdan, hazır ve zinde asker bakımından yüksek irtifalarda, teçhizat ihtiyacını kendi karşılayan bir millet olarak vermedik.
Ruslardan, Türki Federasyonlardan yardım alarak devam ederken;hem savaşıp hem de,Birinci Dünya Harbinde yenilgiye sebep olan iç mihraklarla uğraşmaktaydık.
Türkiye Lozan’a 1914’deki sınırlarla değil,1918 Sevr sonrası çizilen sınırları ile gitti.
Mondros gibi, Serv gibi ağır mütarekelerin üstesinden gelip gitti.
Resmi ordusu terhisli, silahları düşman depolarında bırakıp başlattığımız bir mücadelenin sonunda imzalanmıştır Lozan.
Keşif uçağı, tarım kontrol uçağı yasaklı halde oturduk Lozan masasına.
Lozan masasına bu ahval içinde oturdu Türkiye.
Bu ahval ve şeraitte yapılacak olanın en iyisi yapılmıştır.
Durum böyle iken Lozan da toprak kaybettik demenin akla ve izana açıklaması olamaz.
Yokluk,yoksulluk şartlarında vatan savunması yapanları eleştirme arsızlığında olabilirken elinde bugünün şartları ile yurt dışında bulunan ve sancağımızın dalgalandığı bir karış toprağımızı kaybedip başarı diye ballandıranlar gezdirilmekten harab olan Süleyman Şah türbesini nereye koyacaklar bu durumda?
Ya da, Lozan’dan
11 sene önce Uşi antlaşması ile elimizden çıkmış olan 12 adaları verdiler diye tarihi saptıranların
burnumuzun ucundaki 18 adanın Lozan Antlaşması’nın 13. maddesi gereğince sadece polis ve Jandarma kuvveti bulunabilecek, deniz üssü ve istihkâm kurmanın yasak olduğu adaların silahlanmasını,bayrak asılıp ızgara yapılması küstahlığını nereye koyacaklar?








