Emek Mücadelesinde Kırılma: Zülâl Kalkandelen ‘Sarı Sendika’ Uyarısı Yaptı

Emek Mücadelesinde Kırılma: Zülâl Kalkandelen ‘Sarı Sendika’ Uyarısı Yaptı
Yayınlama: 29.03.2026 17:27
A+
A-
  • Cumhuriyet Gazetesi yazarı Zülâl Kalkandelen, HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan’ın “grevsiz ve eylemsiz bir çalışma hayatı” vizyonunu sert bir dille eleştirdi.

  • Kalkandelen, işçi sınıfının sefalet ücretlerine mahkûm edildiği bir dönemde böyle bir yaklaşımın “akla, ahlaka ve insan onuruna aykırı” olduğunu vurguladı.

  • İktidara yakın sendikaların eleştirildiği yazıda, Anayasa Mahkemesi’nin 12 Ekim 2023 tarihli Taksim kararının ve 24 yıllık süreçte yaşanan hak kayıplarının görmezden gelindiği belirtildi.

  • Grev hakkının 1961 Anayasası ile kazanılmış dokunulmaz bir hak olduğunun altı çizilerek, “sarı sendikacılık” tehlikesine karşı gerçek bir emek mücadelesi çağrısı yapıldı.

Türkiye’de derinleşen ekonomik kriz ve eriyen asgari ücret tartışmaları sürerken, sendikaların tutumu kamuoyunun bir numaralı gündem maddesi olmaya devam ediyor. Gazeteci yazar Zülâl Kalkandelen, Cumhuriyet gazetesinde kaleme aldığı “Akla, ahlaka ve insan onuruna aykırı sendikacılık” başlıklı yazısında, iktidara yakınlığıyla bilinen HAK-İŞ cephesinden gelen açıklamalara ayna tutarak, emek mücadelesindeki eksen kaymasını analiz etti.

“Grevsiz ve Eylemsiz” Bir Çalışma Hayatı Mümkün Mü?

Sendikaların varoluş amacı işçi haklarını korumak ve geliştirmektir. Ancak Kalkandelen’in köşesine taşıdığı detaylara göre, HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan işçi ve işveren ilişkilerinin yalnızca uzlaşma temelinde yürütülmesini savunarak, “kavgasız, grevsiz ve eylemsiz” bir çalışma hayatı hayalini açıkladı.

Zülâl Kalkandelen, bu yaklaşıma karşı çıkarak şu çarpıcı tespiti yaptı: “Bir işçi sendikası başkanının Türkiye’de işçi sınıfı yaşam savaşı verirken, emekçiler sefalet ücretine mahkûm edilmişken böyle bir yorumda bulunması, akla, ahlaka ve insan onuruna aykırıdır.”

1 Mayıs ve Anayasa Mahkemesi Kararı Neden Görmezden Gelindi?

HAK-İŞ yönetiminin geçmiş pratiklerini de hatırlatan Zülâl Kalkandelen, sendikanın geçen yılki 50. kuruluş yıldönümünde yaşanan bir diyaloğu yeniden gündeme getirdi. Asgari ücretlilerin devasa sorunları ortadayken, Mahmut Arslan’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik, “Türkiye sendikal hareketine önemli bir nefes aldırdınız. Allah sizden razı olsun… 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü getirdiniz ve tatil ettiniz, emekçileri mutlu ettiniz, Allah da sizi mutlu etsin!” şeklindeki övgüleri eleştiri oklarının hedefi oldu.

Kalkandelen, Anayasa Mahkemesi’nin 12 Ekim 2023 tarihinde verdiği, 1 Mayıs’ta Taksim’in yasaklanmasının net bir hak ihlali olduğu yönündeki kararını hatırlatarak, iktidara yakın sendikaların bu anayasal çiğnenmeyi yok saydığını belirtti. Ayrıca, AKP iktidarının 2003 yılında göreve gelir gelmez işçilerin temel güvencesi olan İş Güvencesi Yasası’nı ertelediği ve geçen 24 yıllık süreçte emekçilerin derin bir yoksulluğa itildiği vurgulandı.

Türk Hukukunda Grev Hakkının Tarihsel Temelleri Nelerdir?

Grev hakkını çatışmanın kaynağı gibi gösteren anlayışa karşı hukuki ve tarihsel bir perspektif sunan Kalkandelen, bu hakkın lütuf değil, büyük mücadelelerin bir sonucu olduğunu hatırlattı. Grev kavramı, Türk hukukuna ilk olarak özgürlükçü 1961 Anayasası ile girdi ve 1963’te çıkarılan Sendikalar Kanunu ile işçilere fiilen tanındı.

Günümüzde ise bu hayati silah, Anayasa’nın 54. maddesi ile güvence altına alınmış durumda. Kalkandelen konuyu şu sözlerle özetledi: “Sermaye ile emek arasındaki kavgada yüzyıllara dayanan bir mücadelenin sonucunda elde edilmiş dokunulmaz bir haktır.”

Emek Sömürüsü ve “Sarı Sendika” Tehlikesi Nasıl Aşılacak?

Sermaye karşısında emeğin yegane direniş aracının eylem ve grev olduğunu belirten makale, emek tarihine utançla geçen “sarı sendika” kavramına dikkat çekiyor. Görünüşte işçiyi temsil eden ancak pratikte iktidar odaklarına yanaşan bu yapıların, toplu iş sözleşmelerinde işçi sınıfını büyük zarara uğrattığı belirtiliyor.

İşçi haklarının ancak bu sahte sendikacılık anlayışı ifşa edildiğinde kazanılabileceğini belirten Zülâl Kalkandelen, yazısını evrensel bir gerçeklikle noktaladı: “Tarihin en büyük kavgası olan emeğin sermaye ile kavgası ise kapitalizm var olduğu sürece devam edecektir!”

Yazının Tümünü Okumak İçin: CUMHURİYET  

Atatürk ve Cumhuriyetten Yana Taraf Haber Merkezi