Zülâl Kalkandelen İfşa Etti: “PKK Bitti” Söylemi Bir Algı mı?

DEM Partili Pervin Buldan’ın açıklamalarına göre; 27 Mart tarihinde İmralı’da, devlet yetkililerinin de bulunduğu geniş katılımlı kritik bir görüşme gerçekleştirildi. Cumhuriyet Yazarı Zülâl Kalkandelen, “PKK bitti” söylemi ile TBMM’ye gelecek yasa tasarılarının örgütün onayına sunulması şartı arasındaki derin çelişkiye dikkat çekti.
Süreç kapsamında Abdullah Öcalan için yasal belgelerde “baş müzakereci” veya “baş aktör” gibi resmî sıfatların tanımlanması isteniyor.
Öcalan’ın sürece katkılarından dolayı MHP Lideri Devlet Bahçeli’yi “çok özel bir yere koyduğu” ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da “hakkını verdiği” ifade edildi.
Cumhuriyet Gazetesi yazarı Zülâl Kalkandelen’in gündeme taşıdığı son analiz, Türkiye’nin en sıcak tartışma başlıklarından biri olan “yeni çözüm süreci” iddialarının perde arkasına ışık tutuyor. DEM Partili Pervin Buldan’ın T24’e verdiği röportajdan yola çıkan Kalkandelen, kamuoyuna sunulan söylemler ile arka planda yürütülen siyasi pazarlıklar arasındaki devasa uçurumu gözler önüne serdi. Medya Siyaset olarak bu kritik açıklamaların şifrelerini ve siyasetin yönünü belirliyoruz.
Öcalan ve DEM Parti Arasındaki 27 Mart Görüşmesinde Neler Oldu?
Pervin Buldan’ın açıklamalarıyla netleşen en önemli veri, 27 Mart tarihinde İmralı’da gerçekleşen görüşmenin yapısı oldu. Bu tarihte yapılan görüşmeye, geçmişten farklı olarak çok daha kalabalık bir “devlet heyeti” katıldı. Üstelik bu heyet, DEM Partili heyetin yanında Öcalan ile ilk kez doğrudan istişarelerde bulundu. İktidar kanadından gelen yalanlamalara rağmen masada bir müzakere sürecinin işlediği, Buldan’ın şu sözleriyle teyit ediliyor: “Öcalan’ın sıfatının netleşmesi lazım, yasaya veya belgelere adı ‘baş müzakereci’, ‘baş aktör’ ya da başka bir şey olarak konabilir.”
Sürecin siyasi mimarları hakkında da konuşan Buldan, Öcalan’ın tutumunu şu çarpıcı sözlerle özetliyor: “Öcalan, Sayın Bahçeli’yi çok özel bir yere koydu. Ama Sayın Erdoğan’ın da hakkını veren bir yerden söz kuruyor.”
“PKK Bitti” İddiası Gerçek mi, Yoksa Bir Algı Operasyonu mu?
Zülâl Kalkandelen’in analizinde işaret ettiği en büyük mantıksal kırılma, terör örgütünün durumuyla ilgili yapılan açıklamalarda yatıyor. Bir yanda “Silahlı mücadele devri kapandı, PKK bitti” söylemi yüksek sesle dile getirilirken, diğer yanda yasa tasarıları için örgütün ikna edilmesi gerektiği savunuluyor.
Kalkandelen bu noktada çok haklı bir soru soruyor: “PKK terör örgütünün feshedildiği iddia ediliyorsa Öcalan kiminle görüşecek yasa taslağını?”
TBMM’de oylanacak olan milli bir yasanın, neden bittiği iddia edilen bir terör örgütünün onayına ihtiyaç duyduğu konusu ciddi bir muamma. Örgütün Suriye’de YPG/PYD adı altında sınırımızın hemen ötesinde varlığını sürdürdüğü, Kandil’den tehdit mesajlarının gelmeye devam ettiği bir konjonktürde, kamuoyunda yaratılmak istenen “terör bitti” algısı, toplumun yeni sürece razı edilmesi için kullanılan bir araç olarak değerlendiriliyor.
Öcalan İçin “Baş Müzakereci” Statüsü mü İsteniyor? Süreç Nereye Evriliyor?
Sürecin nihai hedefinin PKK’nın silah bırakmasından ziyade, terör örgütü liderinin yasal bir zeminde meşrulaştırılması olduğu iddiaları güçleniyor. DEM Parti sözcülerinin sürekli vurguladığı “Öcalan’ın özgür yaşar ve özgür çalışır bir pozisyona gelmesi sağlanmalıdır” şartı, bu meşrulaştırma çabasının en somut örneği.
Kalkandelen, 47 yıldır ülkeyi kana bulayan bir ismin siyasete girip girmeyeceğini sorgularken, sürecin TBMM’nin işleyişini nasıl tehdit ettiğini de vurguluyor. Nitekim Cumhuriyet dönemini “100 yıllık yıkım” olarak nitelendiren TBMM Başkanvekili Pervin Buldan, Öcalan’ın onaylamadığı bir yasanın geçemeyeceğini, aksi takdirde sürecin tıkanacağını açıkça ifade ediyor.
Emperyalizmin Hedefleri ve Türk Halkı Bu İttifakı Nereye Konumlandıracak?
Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) ulus devletleri parçalama hedefine dikkat çeken Kalkandelen, sürecin Devlet Bahçeli’nin siyasi manevraları olmadan bu aşamaya gelemeyeceğini belirtiyor. Öcalan’ın Bahçeli’ye “özel bir yer” ayırmasının ve arka planda süreci yöneten Erdoğan’ın “hakkını teslim etmesinin” tesadüf olmadığı vurgulanıyor.
Şimdi gözler, Cumhuriyet devrimi karşıtlarına ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yapacağı yasaları PKK terör örgütüne onaylatmayı teklif edenlere karşı Türk halkının vereceği tepkide. Bu siyasi mühendisliğin toplumda karşılık bulup bulmayacağı, önümüzdeki günlerin en belirleyici siyasi sınavı olacak.
Yazının Tümünü Okumak İçin: CUMHURİYET








