19 Mayıs: Bir Halkın Yeniden Başlama Cesareti – Melih Demirel Yazdı

” Gençler! Benim gelecekteki emellerimi üstlenen gençler!
Bir gün bu memleketi sizin gibi beni anlamış bir gençliğe bırakacağımdan dolayı çok memnun ve mesudum. “
Gazi Mustafa Kemal Atatürk
Bazı tarihler vardır: yalnızca bir gün değildir. Ses olur, nefes olur, yön olur. 19 Mayıs 1919’da yüce Türk milleti için: ses, nefes ve yön olan, yaklaşık dört buçuk yıl süren çetrefilli bir mücadelenin başlangıcı, sonu cumhuriyetle taçlanan bir gündür. Öyle ki Atatürk bir söyleşi de, “Ben 19 Mayısta doğdum” demiştir.
Bir halkın ayağa kalktığı, kaderini yeniden yazmaya karar verdiği gündür. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışı sadece bir hareketin değil, bir uyanışın başlangıcıdır, devrim ateşidir. Sadece coğrafyalar değil, zihinler ve yürekler de o gün yerinden oynamıştır.
Her şey bitti derken yeniden başlamaktır 19 Mayıs. Yorgun bir milletin, parçalanmış bir toprağın ve yitirilen umutların içinden yepyeni bir diriliş hikayesi yazmaktır. Bir ülkenin geleceğini, gençlerin vicdanına ve aklına emanet ederek çıktı Ulu önder mücadele yoluna… Sırtını Sevr’in mimarı emperyallere değil, halkına vererek…
Bugün 19 Mayıs’ı sadece kutlanan bir bayram değil, hatırlanan ve daima hatırlatılması gereken bir ruh olarak görmek zorundayız. Zira o ruh; “Bağımsızlık karakterimdir” diyen bir liderin, halkına emanetidir. Bugün genç olmak kolay değil, evet. Bir yanda ekonomik ve gelecek kaygıları, diğer yanda sosyal baskılar… Bir de sürekli olarak ” Bu gençlikten bir şey olmaz” diyen sesler… İşte tam bu yüzden, 19 Mayıs’ın anlamı bugün belki de dünden çok daha önemli. Çünkü o gün de genç olmak kolay değildi. Ama birileri çıktı ” Biz bu ülkeyi yeniden ayağa kaldıracağız” dedi.
Bugün görüyorum ki ” Bu gençlikten bir şey olmaz ” diyenleri bu gençlerin umudu susturdu, utandırdı. Umut hala var…
Umut, sesini sosyal medyada duyurmaya çalışan gençlerde. Umut geleceği için meydanlarda direnen ve haksız yere parmaklıklar arkasına konan o gencecik bedenlerde… Umut, gece yarılarına kadar babasının parası yetmediği için hem okuyup, hem çalışmak zorunda kalan, aslında sadece sisteme değil bütünüyle hayata direnenlerde… Umut, Anadolu’nun ücra bir köyünde, kod yazmayı öğrenmeye çalışan o çocukta… Umut, yaşadığı tüm haksızlıklara rağmen sesini kısmayan, adaleti, eşitliği, cumhuriyeti ve geleceğini savunan genç yüreklerde…
Bu gençler susmuyor. Geri çekilmiyor. Birileri karartmaya çalışsada geleceği, onlar inadına ışık yakıyor. Evet, bu gençler Atatürk’ün gençliğe hitabesini sadece bir metin olarak değil, manifesto, bir görev çağrısı, bir hatırlatma olarak görüyor…
19 Mayıs… Sadece geçmişin övünç kaynağı değil, geleceğin yürüyüş planıdır. O yürüyüş hala devam ediyor. Ve her adımı, gençlerin attığı her cesur adımda hayat buluyor. Gördük ki: Bu ülkenin gençleri tam da Atatürk’ün hayal ettiği gibi, sadece bugünün değil, yarının da teminatı olmayı sürdürüyor.
Kimin kayığına binerse onun menfaat küreğini çekenlere karşı, ne mutlu yüreklilikle : Cumhuriyetin ve Atatürk’ün tarafında ‘’Bandırma’’ vapurunda olanlara…
Bayramımız kutlu olsun…
Bu cesaretin mimarı Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve aziz silah arkadaşlarını sevgi, saygı ve minnetle yad ediyorum…








