Adı Hıdır, elinden gelen budur! | Yusuf İpekli Yazdı

Vakti zamanında obadan Hıdır oğlu Meğmedali askere gider. Bekardır. Bir, iki, beş, on gün derken teskere yaklaşınca mektup yazar babasına.
“İlkin masıs selam ider ellerinden öperim. Malum teskere gunü geldi çattı. Allahan musadesiynen geliyom. Birez para göndersen eyi olur. Malum cekat mekat, ayakkabı mayakkabı, pantıl mantıl, koynek moynek neyim alacağam. Üç yüz gayma yiter.”
Askerden gelenin koltuğu yelli olur ya, Meğmedali de obaya varacak, nişanlanacak, arkasından düğün dernek.
Bunun içinde acer elbise lazım. Jilet gibi olmalı ki, Şeğerban’a kavuşsun.
Hıdır cevap yazar oğluna: “Bıyıl elimiz bek dar oğol. Sağa pare atamıyom. Ossun mekat al cekat gassın. Mantıl al pantıl gassın. Mayakkabı al ayakkabı gassın. Möynek al koynek gassın.”
“Ne alaka mı”, dediniz.
Anlatalım.
Hükümet açlığa mahkum ettiği emekli maaşlarıyla ilgili vereceği sadakayı açıkladı.
“Cumhuriyetimizin yüzüncü yılı hatrına ve bir kereye mahsus ikinci bir işte çalışmayan emekliye kasım ayında beş bin lira ikramiye vereceğim.”
Yani, yanisi şu: “Yıllarca çalışıp emekli olan, ancak geçirmediği için yeniden çalışmaya başlayanlar beş bin lirayı alma yerine avucunu yalayacak.”
Örnek!
Kaçak göcek çevirdiği gecekondusunun yerine yapılan üç, beş apartman dairesinin her birinden on, on beş bin lira kira alan emekli 5.000 TL’yi alacakken, kirada oturduğu ve 7.500 TL’ye mahkum olduğu için çalışan emekli alamayacak.
Yatı, katı, yazlığı, sazlığı olan emekli 5.000 lirayı cebe indirecekken, çocuğu üniversitede okuduğuduğundan köle gibi ter akıtan emekli alamayacak.
Üç, beş milyonluk jipe binerek bir gecede beş, altı asgari ücret ezen emekli 5.000 liraya kavuşacakken, depremzede olduğu için belini doğrultma maksadıyla yeniden çalışmaya başlayan emekli alamayacak.
Dünya turu yapacak kadar servetin sahibi 5.000 lirayı cüzdanına yerleştirecekken, pazardan çıkma sebze, meyve almaktan utandığından ikinci işe girenler alamayacak.
Komedi, üstelik tam da Aziz Nesinlik bir komedi.
Taç giyen baş akıllanır derler,
Vallahi de yalan, billahi de yalan…
Neden?
Hıdır’ın Meğmedali’ye yazdığı gibi elimiz dar, pare yok.
Hem daha ne yapsın canım? Adı Hıdır, elinden gelen budur!
Sen de şükret bre emmi; otur şükreeeet, kalk şükret!








