Fırıldak – Nafiz Şahin Yazdı

90’lı yıllarda bir milletvekili vardı.
DSP’den seçildi, YDH’ye geçti; oradan DYP’ye…
DYP’ den ANAP’a gitti.
ANAP’ta bir çay molası verdikten sonra DTP’ye yol aldı.
Onun bu süratini kıskananlar ona lakap taktı.
Fırıldak…
O milletvekili Kubilay Uygun’du ama o dönemi yaşayanlara bu isimle sorsanız ‘’O kim?’’ derler.
‘’ Fırıldak Kubi’’ deyince herkes hatırlar…
Kendi gitti, namı kaldı yadigar…
Türk siyasetinde başka fırıldaklar yok mu?
Olmaz mı? Hem de mebzul miktarda…
Ama Fırıldak Kubi, dönüş hızı sayesinde, lakabını alın teriyle kazandı.
Afyon milletvekiliydi.
Artık Afyon’un yeni fırıldağı var.
Ona ‘’fırıldak’’ dersek Kubi’nin kemikleri sızlar.
‘’Topaç’’ diyelim.
Topaç iple döndürülür, o ip başkasının elinde olur.
CHP’den Belediye Başkanı seçilip AKP’ye geçti.
Yandaş medya haberlerine göre kocasının büyük miktarlarda yolsuzlukları varmış…
Onun hakkında var da Aydın Belediye Başkanı’nın hakkında yok mu?
Keçiören Belediye Başkanı’nın hakkında yok mu?
Yandaş medya ve AKP kaynaklarına göre hepsi yolsuzluğa bulaşmış…
AKP medyasında yolsuzluk haberleri yer alanlara, törenle AKP rozeti takılıyor.
Yandaş medya haberleri doğruysa, yolsuzluk madalyası takar gibi…
‘’Gelin yeriniz burası’’ der gibi.
Madem yolsuzluk yapmışlar, neden partinize kabul ediyorsunuz?
Kabul bile değil davet…
Yolsuzluk yapanı neden partinize davet ediyorsunuz?
Bir memlekette ‘’Bal tutan, parmağını yalar’’ gibi bir söz varsa bu soru sorulmaz!
Ortadaki bala herkes bir ucundan parmak değdirmeye çalışır.
Bala parmağının ucunu değdiren bile mutludur.
Ağzına bal gelmese de parmağını yalar durur.
Kimi muhtaç aylığıyla parmak yalar, kimisi makarna kolisiyle…
Mafya taktiğidir; bir insanı kıyısından köşesinden suça bulaştıracaksın!
Suça bulaştığında artık sana çalışır.
Bu siyasetin de taktiği oldu.
Parmağını bala değdiren soramaz, sorgulayamaz!
Ya muhtaç aylığı kesilirse ya koliler gelmezse…
Efendi gibi otur; sorma, sorgulama!
Çeyrek asırda bu toplum ilmek ilmek işlendi.
Toplum sorma yeteneğini kaybetti.
Yolsuzluklar kanıksanır oldu.
‘’Yol yap ki yolunu bulasın’’ şiarıyla yol yapana ‘’Çalıyor ama çalışıyor’’ diyebilen bir güruha neyi, ne kadar anlatabilirsin?
Siyasetteki hırsızlar, yumuşakçalar familyasındandır.
Çalarlar ve omurgaları olmadığından her yere girebilirler.
Çok kolay parti değiştirebilirler.
Parti değiştirenler, görevlerinden düşürülseler bu kadar kolay parti değiştirebilirler mi?
Parti değiştirip hala milletvekili ya da belediye başkanı kalmanın önüne geçilemez mi?
Bir yasa yeter!
CHP, neden bu konuda teklif vermez?
En azından 1995 öncesine dönmesini isteyemez mi?
95 öncesinde partisinden istifa ederek başka bir partiye geçen veya bağımsız kalan milletvekillerinin, vekilliğinin TBMM salt çoğunluğu ile düşürülmesi mümkündü…
CHP, parti değiştiren belediye başkanı ya da vekilin bu görevinin otomatik olarak düşmesi teklifi verdi mi?
‘’Nasılsa kabul edilmez’’ demeyin.
Kabul edilmese de vermeli…
En azından bu transfer sezonunda konu kamuoyunda daha yoğun tartışılır.
Eğer bu transfer işi böyle kalacaksa menajerlik sistemi de getirilsin.
Futbolda, basketbolda iyi bir menajeri olan çok kazanır…
Hem kazanır, hem kazandırır.
Üstelik sonraki sezon daha yüksek transfer ücreti alabilmek için kendini göstermeye çabalar.
Bu sistemin kurulması halinde, yumuşakçalar familyası vekilleri ve belediye başkanları, kendilerini göstererek büyük partilerin transfer listesine girebilmek için çok çalışır.
Milletvekili ve belediye başkanlarının transferlerini önleyemiyorsanız, menajerlik sistemi getirin de herkes fiyatı bilsin.
Bakarsınız yurtdışına bile transfer edilirler.
Neden Manchester’in, Madrid’in, Münih’in Türk belediye başkanları olmasın?








