Cevizin Kabuğunu Kırmazsak | Prof.Dr.Cihan Dura Yazdı

0
A+
A-
Gazali (1058- 1111) bir İslam düşünürüdür. İslam düşüncesinde dogmacılığın ve gerilemenin başlatıcısı sayılır. Fakat bir sözü vardır ki, son derecede doğrudur ve çağdaş bilimsel yöntemin önemli bir aşaması ile ilgilidir, şöyle demiştir:
“Cevizin kabuğunu kırıp özüne inmeyen, hepsini kabuk sanır.”
Burada işaret edilen şey, bilimsel düşünmenin, gerçeği keşfetmenin olmazsa olmaz bir koşuludur, yapısal bakış ve analiz yöntemidir.
Aynı işlem öğrenme süreci için de bir koşuldur.
Öğrendiğimiz şeyler bize tamam, eksiksiz görünür; bilgimizin, gerektiği şekil ve ölçüde olduğunu sanırız. Oysa, o bilgi bir kabuktur, özünde ise bir âlem vardır. Öteye geçmek, analiz yaparak (cevizin kabuğunu kırarak) öze, ayrıntılara ulaşmak lazımdır.
Bu kural aynen Atatürkçü Düşünce için de geçerlidir. Yapmamız gereken husus; çoğunlukla kaba saba olan bilgilerimizi, analitik bilgilerle tamamlamak, bu sayede yapısını, nelerden oluştuğunu görmektir. Yoksa, hiçbir işe yaramazlar.
Örneğin, Atatürkçülüğün on ilkesinden, çatı ilkesi olan Milliyetçilik!… ‘Milliyetçilik’ deyip geçiyoruz. Oysa, bu kavramın içinde, yapısında neler var neler! Birkaç örnek vereyim, Atatürkçü Öğreti Dersleri (İlk Düzey) kitabımızdan (sf. 10) alıyorum: Millet kavramı, kültür milliyetçiliği, ortak tarih, ortak kültür, ortak dil, tarih bilinci, ulusal bilinç, millî birlik, ulusal siyaset…
Bu kavramları yeterli ölçüde öğrenmedikçe ‘Atatürk Milliyetçisi’ olamayız.
Dolayısıyla, Atatürkçü olamayız!
Çünkü Atatürkçe düşünemez, hissedemez, iş yapamayız.

1. DOĞUMU VE GENÇLİK HAYATICihan Dura 5 Mayis 1940’da Ankara’da doğmuştur. Üç kardeşin ortancasidir.Cihan Dura’nin doğumu ve çocukluğu Atatürk’ün aramizdan ayrilişinin henüz taze olduğu yillara, tek parti iktidarının kendini kuvvetle hissettirdiği bir döneme rastlar. O yıllar aynı zamanda 2. Dünya Harbi’nin sürdüğü “karartma” yıllarıydı. Ekmek karne ile satılırdı. İlkokula babasının savcı olarak bulunduğu Elazığ’da başlamıştır. Babasının 1948’de Niğde’ye atanması üzerine, tahsiline bu ildeki 23 Nisan İlkokulu'nda devam etmiştir. Orta okulu ve lisenin bir bölümünü de Niğde’de okumuştur. Ders aldığı hocalar arasında Naci Bey, Hüseyin Yetik, Nihat Karakurum, Nazım Bey,... sayılabilir. Babasının Ağır Ceza Reisi olarak atanması üzerine Lise tahsilini Adana’da sürdürmüştür. Küçük yaşlarda okumaya çok meraklıydı. Lise yıllarında şiire merak sardı. Şiirleri birkaç defter doldurmuştur. Resim alanında da yetenekliydi. En başarılı olduğu derslerden biri matematikti.Cihan Dura 1958 yılında Burdur Lisesi’nden mezun olmuştur. Türkiye’de o yıllarda üniversiteye giriş sınavı yapılmazdı; her fakülte öğrencilerini kendi belirlediği sisteme göre kendi alıyordu. Kimi öğrencisini lise mezuniyet derecesine göre alıyor, kimi giriş sınavı açıyordu. Bazıları sınavsızdı. Cihan Dura Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin (SBF) sınavına girdi. Bir tedbir olarak da sınavsız olan Ankara Hukuk Fakültesi’ne kaydını yaptırdı. Sınavı kazanınca SBF’ne kaydoldu. Bu fakültede Yavuz Abadan, Sadun Aren, Kemal Fikret Arık, Fahir Armaoğlu, Tahsin Bekir Balta, Bedri Gürsoy, Attila Karaosmanoğlu, Aziz Köklü, Seha Meray, Cahit Talas, İbrahim Yasa,... gibi değerli hocalardan ders aldı.2. AKADEMİK HAYATICihan Dura Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye ve İktisat Şubesi’nden 1964 yılında mezun oldu. Askerlik hizmetini, Van 122. Seyyar Jandarma Alayı’nda levazım yedeksubay olarak yaptı (1964-1966). Ankara’ya dönüşünde bir süre Sosyal Sigortalar Kurumu’nda aktüer yardımcısı olarak çalıştı. Ancak hevesi akademik kariyerde idi. Çocukluğundan beri bilimlere, araştırmaya, bilimsel metoda büyük ilgi duyuyordu. Avrupa’ya gitmeye, orada araştırma ve bilim alanında feyz almaya can atıyordu. Sonunda bu büyük emelini gerçekleştirdi: 1968’de iktisat alanında doktora yapmak üzere Devlet burslusu olarak Fransa’ya gitti. Önce Tours’da bir yıl kalarak Fransızca’sını ilerletti. Ardından Paris’e geçti. İktisat dalları içinde kendisini cezbeden Uluslararası İktisat'tı. Doktorasını bu alanda, Université de Paris-I’de Profesör Jean Weiller’in yönetiminde “Gelişme Ekonomisi” konusunda yaptı. Paris’de geçirdiği 5 yıl boyunca iktisat biliminin yanı sıra, bilimsel metot, araştırma teknikleri konularında da bilgi ve görgüsünü artırmaya çalıştı. Pozitif bilime, bilimsel metoda, aklın açıklayıcı gücüne sonsuz bir inançla doluydu.Doktorasını alıp yurda dönerken, büyük bir mutluluk içindeydi; âdeta sevinçten uçuyordu. Çünkü görevine genç bir bilim adamı olarak hemen başlayacağını düşünüyordu. Ne var ki olaylar onun umduğu gibi gelişmedi. İlk iki yıl Ankara’da hangi fakülteye başvurduysa, kapıların yüzüne kapandığını gördü. Yurduna döndükten ancak 2 yıl sonra, 1979’da Balıkesir İşletmecilik ve Turizm Yüksek Okulu’nda Dr. Asistan olarak hizmet imkânına kavuşabildi. O tarihe kadar Milli Eğitim Bakanlığı Planlama Araştırma ve Koordinasyon Dairesi’nde memur, (1975-1976), Ticaret Bakanlığı Teşvik ve Uygulama Genel Müdürlüğü Yabancı Sermaye Şubesi’nde (1976-1977) uzman, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Teşvik ve Uygulama Genel Müdürlüğü’nde proje değerlendirme uzmanı (1977-1979) olarak çalıştı.Doçentlik başvurusunda da sorunlar yaşadı. Eskişehir İktisadî ve İdarî Bilimler Akademisi’ne yapmış olduğu başvuru, yeni yüksek öğretim kanununda akademilerin kaldırılmış olması nedeniyle geçersiz sayıldı. Bu sefer başvurusunu İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ne yaptı. Bu kurumca yapılan sınav sonucunda başarılı olarak, Kasım 1982’de “iktisadi gelişme ve uluslararası iktisat” anabilim dalında doçent unvanını aldı. 1984 baharında naklen Erciyes Üniversitesi İİBF’ne atandı. O tarihten itibaren bu fakültenin İktisat Bölümü İktisadi Gelişme ve Uluslararası İktisat anabilim dalında öğretim üyesi olarak çalıştı. Mart 1989’da aynı anabilim dalında profesörlüğe yükseltildi. Mayıs 2007'de emekli oldu.Cihan Dura’nın akademik hayatı boyunca verdiği başlıca dersler şunlardır: Uluslararası iktisat, Türkiye ekonomisi, araştırma yöntemleri, ekonomik yapılar, Avrupa Birliği ve Türkiye, çevre ekonomisi, yatırım proje analizi. Cihan Dura akademik görevinin yanı sıra müdür yardımcılığı, bölüm başkanlığı, fakülte ve yönetim kurulu üyeliği gibi idarî ve akademik görevlerde de bulundu. 1984 yılından sonra katıldığı bazı bilimsel yarışmalarda çeşitli ödüllere layık görüldü.Cihan Dura Ekim 1977 de, Nevin Tüzün’le evlenmiştir. İki çocuk sahibidir.
Benzer Konular
90’lı yıllarda bir milletvekili vardı. DSP’den seçildi, YDH’ye geçti; oradan DYP’ye… DYP’ den ANAP’a gitti. ANAP’ta bir çay molası verdikten sonra DTP’ye yol aldı. Onun bu süratini kıskananlar ona lakap taktı. Fırıldak… O milletvekili Kubilay Uygun’du ama o dönemi yaşayanlara bu isimle sorsanız ‘’O kim?’’ derler. ‘’ Fırıldak Kubi’’ deyince...
Bugün size bir hikaye anlatacağım, nitekim çok tanıdık gelecek… Mahallenin en eski eviydi o ev… Avlusunda nice bayram sabahları kurulmuş sofralar, nice cenazelerde kaynatılmış kazanlar vardı. Duvarları çatlamıştı belki ama hafızası dimdik ayaktaydı. Herkes o evi tanırdı; çünkü o ev, yalnızca bir yapı değil, bir mahallenin vicdanıydı. Fakat ne olduysa,...
Suay Karaman, Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan için yaptığı “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü” önerisini, DEM Parti’nin açıklamalarını, Amedspor tartışmasını ve ODTÜ’de yaşanan olayları aynı açılım sürecinin yansımaları olarak değerlendirdi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 5 Mayıs Salı günü partisinin grup toplantısında yeni bir hamle yaparak yaklaşık 50 bin kişinin ölümünden...
Prof. Dr. Duran Bülbül, İran savaşının Türkiye’ye etkilerini kısa, orta ve uzun vadeli üç senaryo üzerinden değerlendirerek; enerji fiyatları, Hürmüz Boğazı, CDS, turizm, navlun, sigorta ve ithal ara malı bağımlılığına dikkat çekti. İran ile gerçekleştirilen doğrudan ticaret toplam ekonomi için sınırlı ancak sınır illeri ve bazı sektörler için önemli bir...
11.05.2026 15:58
İran savaşının ülkemize kısa orta ve uzun vadeli etkileri – Prof.Dr. Duran Bülbül Yazdı için yorumlar kapalı
0
Türk siyasi tarihinde bu denli transferlerin olduğu bir dönem yok diye düşünüyorum. Tarih sahnesinde parti kapatmalara tanıklık ettik. Bir partiden ayrılıp yeni parti kuranlara tanıklık ettik. Milletvekili transferlerine tanıklık ettik. Yine “imar yolsuzluğu”, “ihale usulsüzlüğü” gibi hukuki operasyonlara tanıklık ettik. Ama yerel yönetimlere kayyum ataması, büyükşehir belediye başkanlıklarının istifalarına son...
11.05.2026 12:19
Millet İradesine İhanet Edenler Kimler? – Hatice Topçu Yazdı için yorumlar kapalı
4
Siyaset yalnızca söylemlerle değil, aynı zamanda hukuki zeminle ayakta duran bir müessesedir. Bu zemin sarsıldığında, yalnızca bir parti değil, o partinin temas ettiği tüm alanlar etkilenir. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi özelinde tartışılan “mutlak butlan” meselesi, artık yalnızca bir iç mesele olmaktan çıkmış; siyasal ve ekonomik düzlemde karşılığı olan bir gerçekliğe...
08.05.2026 12:37
Bu Kiri Mutlak Butlan Temizler! – Prof.Dr. Duran Bülbül&Melih Demirel Yazdı için yorumlar kapalı
0
Yusuf İpekli, Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP genel başkanlığı dönemini, seçim yenilgilerini, parti içindeki dönüşümü ve son dönemdeki kayyum tartışmalarını “yenilen pehlivan güreşe doymaz” benzetmesiyle değerlendirdi. “Yenilen pehlivan güreşe doymaz!” sözünü ta, bebeliğimden beri büyüklerimden duyardım. Çocuk oldum yine duydum. Genç oldum farkına vardım, yetişkindim çok başıma geldi. Yaşım ilerledikçe gördüm ki hayatın...
08.05.2026 11:47
Yenilen Pehlivan Güreşe Doymaz – Yusuf İpekli Yazdı için yorumlar kapalı
0
Davut Köksoy, Albert Camus’nün “Sisifos Söyleni” kitabı üzerinden insanın anlam arayışını, dünyanın sessizliği karşısındaki uyumsuzluğu ve anlamsızlığa rağmen yaşama başkaldırısını ele alıyor. Son günlerde okuduğum ilginç kitaplardan birini bu yazımda sizlerle paylaşmak istiyorum: Albert Camus’nün “Sisifos Söyleni.” Can Yayınları tarafından 40. baskısını okuduğum kitabı Tahsin Yücel dilimize çevirmiş ve Kasım...
07.05.2026 10:50
Albert Camus Ve Sisifos Söyleni – Davut Köksoy Yazdı için yorumlar kapalı
0









