Zülâl Kalkandelen’den dikkat çeken yazı “Ayşe Barım Davası: ‘Etki Ajanlığı’ Suçlamasıyla Yeni Bir Kumpas mı?”

Zülâl Kalkandelen’den dikkat çeken yazı “Ayşe Barım Davası: ‘Etki Ajanlığı’ Suçlamasıyla Yeni Bir Kumpas mı?”
Yayınlama: 29.01.2025 15:48
A+
A-

Son günlerde kamuoyunda geniş yankı uyandıran menajer Ayşe Barım’ın gözaltına alınması ve tutuklanması, hukukun işleyişi ve ifade özgürlüğü üzerine önemli tartışmalara neden oldu.

Cumhuriyet Gazeteci yazarI ve Hayvan Özgürlüğü Aktivisti Zülal Kalkandelen‘in bugünkü köşe yazısında ele aldığı bu konu, Türkiye’deki yargı süreci ve ifade özgürlüğü bağlamında yankı uyandırdı. Kalkandelen, Barım’ın dizi sektöründe tekel oluşturma iddiasıyla gözaltına alındıktan sonra vergi usulsüzlüğü suçlamalarıyla karşı karşıya kaldığını belirtti. Ancak sürecin en dikkat çeken noktası, ajansına bağlı oyuncuların 2021 yılında orman yangınları ve deprem felaketleri sırasında sosyal medyada #HelpTurkey etiketiyle başlatılan kampanyaya destek vermeleri ve Gezi Parkı olaylarıyla ilişkilendirilmeleri oldu. Bu gerekçeyle, “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya ve görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme” suçlamasıyla tutuklanması, hukukun uygulanış biçimi konusunda yeni tartışmaları da beraberinde getirdi.

Özellikle Barım’ın tutuklanma istemli sevk yazısında yasalarda tanımlanmamış olan “etki ajanlığı” suçlamasının yer alması, hukuki sürecin meşruiyetine dair soru işaretleri yarattı. Gezi Parkı olaylarının yeniden darbe girişimi olarak nitelendirilmesi ve bu kapsamda birçok ünlü oyuncunun ifadeye çağrılması, Türkiye’de demokratik haklar ve ifade özgürlüğü konularını bir kez daha gündeme taşıdı.

Bu süreçte MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, Gezi olaylarına destek verenleri açıkça tehdit eden açıklamaları dikkat çekti. Bahçeli, “Yüreğiniz yetiyorsa yine sokağa çıkın görelim. Ateşle oynama merakınız nüksettiyse de boyunuzun ölçüsünü alalım,” diyerek Gezi protestolarını bir tehdit unsuru olarak değerlendirdi. Ancak 2013’teki Gezi olayları sırasında Bahçeli’nin eylemlere destek verdiği hatırlandığında, bu keskin dönüş kamuoyunda soru işaretlerine yol açtı.

Türkiye Cumhuriyeti anayasasının 26. maddesine göre, “Herkes düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.” Bu bağlamda, protesto hakkını kullanan vatandaşların on iki yıl sonra tekrar soruşturulması ve tutuklanmaları, hukuk devleti ilkesi açısından ciddi endişeleri gündeme getirdi.

Cumhuriyet yazarı Zülal Kalkandelen, yazısında bu gelişmelerin, Türkiye’de hukukun üstünlüğü ve temel hakların korunması konusunda daha kapsamlı bir değerlendirme yapılmasını gerektirdiğini vurguladı. Hukukun bağımsızlığı ve adil yargılama süreçlerinin sağlanması, kamuoyunun en büyük beklentisi olarak öne çıkıyor.

YAZININ TÜMÜNÜ OKUMAK İÇİN: CUMHURİYET

Atatürk ve Cumhuriyetten Yana Taraf Haber Merkezi