Cambaza Bak – Melih Demirel Yazdı

Cambaza Bak – Melih Demirel Yazdı
Yayınlama: 28.05.2025 15:16
A+
A-

Cambaza bak oyununu bilir misiniz?

Eskiden yükseğe bir ip gererlermiş cambaz ipin üstünde yürürmüş. Yankesiciler de insanların yukarıya bakması için “Cambaza bak! Cambaza bak!’’ diye elleriyle yukarıyı gösterip, milletin cebinde cüzdanında ne varsa alırmış… Meşhur bir hikayedir…

Pazartesi günü Nevşin Mengü bir iddia gündeme getirerek CHP için görülen “ Şaibeli Kurultay” davası hakkında : “ Edindiğim bilgiye göre savcı, Kılıçdaroğlu”na mesaj göndererek “ Gelir ifadesinde Kurultayda yolsuzluk yoktur, ben böyle şeyi görmedim, şahit olmadım” derse dosyayı kapatırız demiş. Ancak Kemal bey yine de ifade vermeye gitmemiş. ” Dedi.

Öncelikle  köy kıraathanesinden fırlamış gibi gündeme getirilen bu iddiaya itibar edilmemesini belirtiyorum. Hukukçu Rezan Epözdemir”in söylediği gibi : Bu soruşturma siyasi partiler kanununun “Oylamaya hile karıştırılması” başlıklı 112. Maddesi uyarınca yürüyor. Bu suç da takibi şikayete bağlı bir suç değil, resen kovuşturulabilir bir suç. Mağdur veya suçtan zarar gören şikayetçi olmasa bile soruşturma ve kamu davası yürür. Hiçbir Cumhuriyet savcısı da suç mağduruna veya tanığa, “ Böyle bir şey yok derseniz dosyayı kapatırım demez, diyemez. ” Hele kamuoyunun malumu olduğu ve takip ettiği böyle bir dosya da hiç diyemez. Aksi ne hukuken ne de ahlaken mümkün değildir.

Neymiş bu “Şaibeli Kurultay” mevzusu kısaca özetleyelim.

Öncelikle bu soruşturmanın başlamasına,  Kemal Kılıçdaroğlu veya onu destekleyenler vesile olmadı. “Kurultayda değişimi destekleyen” Bursa İl başkanı Nihat Yeşiltaş  yine “Kurultayda değişimi destekleyen” bunun için çalışan, Muş eski Gençlik Kolları Başkanı Erkan Çakır hakkında Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği şikayet dilekçesiyle süreç başladı. Akabinde “Değişimi” destekleyen CHP Muş eski Gençlik kolları başkanı Erkan Çakır, Kurultayda Özgür Özel”i desteklemeleri karşılığında bazı delegelere para dağıtıldığını ve siyasi rüşvet verildiğini iddia ederek kurultaya ilişkin tartışmaları başlattı. Bunun yanı sıra Kurultayda şaibe söylemini  ilki 22 Ekim 2024 olmak üzere Erdoğan’da toplam “5” kez dile getirdi. Peki bu süreçte konunun doğrudan muhatabı Özgür Özel bu iddialara bir cevap verdi mi? Hayır. Ülke kuran Cumhuriyet Halk Partisi”nin adını şaibe ile, akçeli işlerle yan yana getiremezsiniz, yok öyle bir şey dedi mi? Hayır. Peki şu an bir akıl tutulması ile çıksın Kılıçdaroğlu “böyle bir şey yoktur” desin diyenlere sormak istiyorum Kılıçdaroğlu : “ Burada tehlike var, çıkın cevap verin ; cevap vermezseniz suçlamaları kabul etmiş olursunuz, partiyi ve delegeleri zan altında bırakmış olursunuz. dedi mi? Evet. 20 Kasım 2023 Tarihinde yayınladığı videoda :“ Gerek sosyal medya, gerekse televizyon programlarında partimizi ve delegelerimizi yıpratmak için, parti kültürümüzle asla bağdaşmayan çirkin iftiraları üzülerek takip ediyorum. Muhakkak ki bu kumpaslara yeltenen art niyetli gruplar olmuştur ya da olacaktır. Ama partimizi ve delegelerimizi kimsenin yıpratmasına asla izin vermem. ”  dedi mi? Evet. Yani bugün kendisinden beklenen açıklamayı yaklaşık  bir buçuk sene önce Kılıçdaroğlu yaparken, konunun doğrudan muhatabı genel merkez ne yapıyordu? İktidarla “Yumuşama” hazırlığı!

Asıl muhatap bir seneden fazla sesini çıkartmamış, CHP mahkeme salonlarına düşmüş, iddiayı ortaya atan değişimci, birbirlerine girenler yine değişimci, konunun doğrudan muhatabı zaten değişimci, birbirleri hakkında fişleme yapanların, kıssada hisse tüm olay örgüsü değişimci kanat arasında geçiyor. Kılıçdaroğlu olay netliğe kavuşup iddialar mahkeme tarafından  doğrulanırsa “Mağdur” sıfatı alacağı bu olaylar silsilesinde soruyorum : neden iddialar üzerine “Şaibe” ve “Yolsuzluk” la anılanlara kefil olsun? Şimdi iş ciddiye binince trol ordularıyla peydahlanıp itibar suikastı yapanlar bir buçuk yıldır neredeydi?

Değmez ama bir sözde kendine akademisyen diyen, Mengü’nün haberini sosyal medya da alıntılayıp, CHP 7. Genel başkanı için : ‘’ Her  yerde yüzüne tükürülmelidir’’ sözlerini sarf eden  kifayetsiz muhterise!

Cumhuriyet Halk Partisinin Ulu önder Atatürk’ten başlayarak tüm Genel Başkanları yüzüne tükürülecek bir iş yapmamıştır. Hırsızın, arsızın, yetim hakkı yiyenin, beytülmalın kuruşuna göz dikenin, gözler önünde timsah göz yaşları döküp, arkada ihanet hançeri ile gezenlerin, Cumhuriyet tarihinin en önemli seçiminden önce, kişisel ikballeri uğruna seçimi kafada bitirip, içerde dizayn derdine düşüp dışarıda caka satanların, lideri çetelerle mücadele verirken, kendileri aynı çetelerle arka kapılarda buluşanların,   yüzüne tükürülür…

Bu kifayetsiz muhterisin önceki sosyal medya paylaşımlarına baktığınız zaman Mustafa Kemal Atatürk hakkında attığı “ Atatürk, Türkiye”nin demokratik birikimini geriye götürmüş birisi… ” başlıklı tweete de tanık olacaksınız.  Daha da bir şey söylemeye gerek yok. Aslında hiç kaale alınacak birisi değil ama, hadsize haddini bildirmek, kırk yetimi giydirmek gibidir derler…

Ne demiştik yazının başında, cambaza bak!

Bu sefer oyun büyüdü. Birisi cambazın ipini kesti, cambaz düştü öldü. Bütün ahaliyi “Cambaz öldü!  Cambaz öldü! ” diye cesedin başına topladılar. Yankesicilerin bu seferki niyeti, milletin cebini değil evini soymak. Bütün mahalleyi soymak. Bütün şehri, bütün memleketi soymak!

Cambaz kim, yan kesici kim, ahali kim ve ipi kesen kim varın siz yorumlayın…

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:

Siyasetçi, İktisatçı ve Köşe Yazarı