Seçmen ‘’Şaibeye’’ İnanıyor – Melih Demirel Yazdı

Dİ-EN Araştırma şirketi seçmenler arasında yaptığı bir anket yayımladı. Yayımlanan bu anket aslında sadece bir ölçüm değil; siyasetin pusulasını gösteren bir işaret fişeği niteliğinde. Ankette yer alan sorular ve cevap yüzdeleri şu şekilde;
Size göre Özgür Özel’in Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı CHP Genel Başkanlığını kazandığı kurultayda Özgür Özel’in Genel Başkan olması için delegeler maddi kaynak aktarılarak seçme iradelerine müdahale edildiğine inanıyor musunuz?
(Kurultayda delege iradelerine müdahale edilerek maddi kaynak aktarıldı = % 47,4)
(Hayır delegelere maddi kaynak aktarılarak iradelerine müdahale edilmedi = %37,5)
(Cevap vermedi = %15,1)
Sizce CHP’nin kurultayı ile ilgili olarak eylül ayında görülecek davada karar ne çıkacaktır?
(İptal kararı çıkmaz = %26,2)
(Mahkeme ertelenir = %17,6)
(Mutlak Butlan kararı alınarak Kılıçdaroğlu yönetimine partiyi yeniden kongreye götürme yetkisi verilecektir = %35,2)
(CHP içerisinden kayyım atanarak yeniden kurultaya gidilecektir = % 12,6)
(Cevap vermedi = %8,4)
Anketin verilerinde görüldüğü üzere seçmenlerin büyük çoğunluğu, CHP Kurultayında Özgür Özel’in Genel Başkan seçildiği sürece ‘’ şaibe’’ gölgesi düştüğüne inanıyor. Nitekim sürecin başından ta ki yakın bir zaman dilimine kadar genel merkezin bu dava yokmuş gibi davranması, bu davanın yeni filizlendiği dönemde Özel’in yumuşama hamlesi ve akabinde yaşanan olaylar silsilesine bir de son olarak komisyon sürecine tabana rağmen koşulsuz dahil olmaları, zannımca seçmende; ‘’Ateş olmayan yerden duman çıkmaz’’ havası oluşturmuş gözüküyor.
Hep diyoruz, yinelemekte fayda var. Bu yalnızca bir parti içi mesele olarak görülemez; çünkü şaibe, hangi çatıya girerse girsin, önce adaleti, sonra demokrasiyi zehirler.
Demokrasi, sadece sandığın kurulması değil; o sandığın namusunun korunmasıdır. Delegelerin iradesi, iddialara göre perde arkasında yazılmış senaryolarla değil, özgür iradeleriyle şekillenmelidir. Aksi halde sonuç kağıt üzerinde kazanılmış görünse de, vicdanda kaybedilmiş olur.
Yineliyorum; Mesele Kılıçdaroğlu’nun şahsi hukuk mücadelesi değildir. Mesele artık CHP’nin iç meselesi değildir. Mesele geldiği noktada siyasetin onur davasıdır.
Unutmayalım; koltuklar geçicidir, isimler değişir, dönemler kapanır. Zaten devrimci geleneğin doğasıdır, olmazsa olmazıdır. Ama hakkın gasp edildiği, emeğin yok, iradenin ise hiçe sayıldığı bir yerde siyaset meşruiyetini kaybeder. Şaibenin gölgesi kalkmadan, CHP’nin de, siyasetin de üzerindeki kara bulut dağılmaz.
DİPNOT: Adalet gecikebilir, yollar uzayabilir, iftiralar çoğalabilir… Ama haklı olan, sabreden ve direnenler için yarın mutlak aydınlıktır…
Birde güvenilir liman… İşte en önemli husus budur. Gemiyi güvenilir limana güvenilir bir kaptan yanaştırmazsa şayet, korsan istilası kaçınılmazdır. Korsanların tek derdi ise ganimet, götüreceği limanın adı ise felakettir. Menzili felaket olan gemi ise er geç alabora olur… Bu da acı tecrübelerle sabittir…








