Arınmanın Tarifi – Prof.Dr.Duran Bülbül&Melih Demirel Yazdı

Bir siyasi hareketin gerçek gücü; sloganlarında değil, kendi yanlışlarıyla yüzleşebilme cesaretinde saklıdır. Çünkü arınma, yalnızca kirlenmiş elleri uzaklaştırmak değil; kirlenmeye zemin hazırlayan anlayışı da tasfiye edebilmektir.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin son yıllarda yaşadığı süreç, yalnızca bir genel başkanlık tartışması değildir. Bu süreç; hukukun, meşruiyetin ve parti vicdanının yeniden ayağa kalkma mücadelesidir. Hakkı usulsüz biçimde elinden alınan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun, gecikmiş de olsa adaletin tecellisiyle yeniden Genel Başkanlık görevine dönmesi, yalnızca bir makam değişikliği olarak okunamaz. Bu gelişme, aynı zamanda partinin özüne dönüşü için önemli bir başlangıçtır.
Ancak hiçbir arınma, yalnızca yolsuzluğa, usulsüzlüğe, rüşvete ve irtikâba bulaşmış isimlerin tasfiyesiyle tamamlanamaz. Çünkü bir yapıyı çürüten yalnızca suç değildir; liyakatsizlik, fırsatçılık ve şahsi menfaat düzenidir.
Bugün CHP’nin önündeki en büyük meselelerden biri de yıllardır partinin emeğini, birikimini ve kurumsal hafızasını tüketen vasıfsız kadrolardır. Hiçbir siyasi donanımı olmayan, tek meziyeti hemşehricilik ilişkileri kurmak, ağam-paşam kültürünü yaşatmak ve kişilere göre saf değiştirmek olan anlayış, bu partinin iliklerini kemiklerine kadar sömürmüştür.
Daha da tehlikelisi, bugün bu anlayışın bir kısmı kendisini Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanında göstererek yeni dönemde kendisine alan açma hesabı yapmaktadır. Amaçları ne dava ne ilkedir; tek hedefleri değişen iklimden faydalanıp kendilerine yeni bir koridor oluşturmaktır. Ardından da CHP’yi adeta bir kıraathane mantığıyla oluşturulmuş kadroların insafına bırakmaktır.
Bu hesabın başarıya ulaşması mümkün değildir. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi; kişisel hesapların değil, kurucu değerlerin partisidir. Ancak mümkün olmaması, tedbir alınmayacağı anlamına da gelmez. Beyaz sayfalara düşen en küçük siyah leke bile zamanla bütün sayfayı kirletebilir. Bu nedenle fırsatçılığın en küçük izine dahi müsamaha gösterilmemelidir.
Arınmanın gerçek tarifi tam da burada başlar. Arınmak; yalnızca suç işleyenlerden kurtulmak değil, suça zemin hazırlayan zihniyeti de tasfiye etmektir. Liyakatin yerine sadakati, emeğin yerine yakınlığı, ehliyetin yerine biati koyan anlayış temizlenmeden hiçbir siyasi hareket kendisini yenileyemez.
CHP’nin ihtiyacı olan şey; alkışlayan değil uyaran, biat eden değil düşünen, makam bekleyen değil sorumluluk üstlenen kadrolardır. Çünkü temiz siyaset ancak temiz kadrolarla mümkündür. Hakikat ancak liyakat zemininde yükselebilir.
Cumhuriyet Halk Partisi, kişilerin kariyer basamağı değil; Cumhuriyet’in temel değerlerini taşıyan tarihî bir çınardır. Bu çınarın gölgesine sığınan herkes, önce ona sadakat borçludur. Hiç kimsenin kişisel ikbali, partinin geleceğinden daha değerli değildir.
Dost da bilmelidir, düşman da…
Cumhuriyet Halk Partisi baba ocağıdır. Baba ocağı; kapısını herkese açar ama hiçbir zaman kimsenin tapulu malı olmaz. O ocağın gerçek sahipleri; makam sahipleri değil, ona emek veren, bedel ödeyen ve ilkelerine sadık kalan milyonlardır.
Önümüzdeki dönemin en büyük sorumluluğu; yalnızca geçmişin hatalarını telafi etmek değil, aynı hataların yeniden yaşanmasını engelleyecek bir siyasal ahlak düzeni inşa etmektir. Bunun yolu ise nettir: Fırsatçılıktan arınmak, müstemleke zihniyetini tasfiye etmek, liyakati esas almak ve hakikati hiçbir hesabın gerisine düşürmemektir.
İşte gerçek arınmanın tarifi budur. Cumhuriyet Halk Partisi, ancak bu iradeyi ortaya koyduğu ölçüde hem kendi geçmişine hem de Türkiye’nin geleceğine layık olacaktır.








