Ateşten Gömlek – Melih Demirel Yazdı

Ateşten Gömlek – Melih Demirel Yazdı
Yayınlama: 06.09.2025 20:57
A+
A-

Siyaset sahnesinde rüzgârın yönü sık sık değişir.

Bugün dillerde gezen nutuklar, yarın aynı ağızlardan bambaşka tınılarla çıkar.

Lakin bu ülkede birileri, ne pahasına olursa olsun çizgisini bozmamayı, ilkelerinin arkasında dimdik durmayı kendine şiar edinmiştir.

Bu yüzden bu yazının satırlarında, günü kurtarmaya çalışanların değil; geleceği inşa etme azmiyle yürüyenlerin sesini bulacaksınız.

Bizim misyonumuz; sözde muhalefetin konfor alanında söylenen “yalan” türkülerine eşlik etmek, çürümeye ortak olmak, kişilerin hırsla yoğurduğu kariyer planlarına ilkelerimizi ve kurumsal yapımızı kurban etmek değildir.

Üzerimize biçilen ve giydirilmek istenen “biat” ceketi beyhudedir; bize dar gelir.

Evvela derdimiz memlekettir; son kalemizdir; ilke ve geleneklerimizdir. Bizim nazarımızda yatağa aç giren bir çocuk, evladına mont alamadığı için intihar eden bir baba, mutfaklarda kaynamayan çorba; ez cümle ülkemizin acı gerçekleri, kendini aklamak zorunda olan kimselerden daha evvel gelir.

Bizim derdimiz; Büyük Ortadoğu Projesi ve onun yerli işbirlikçileridir. Kapımızın eşiğinden soğuk hançerleriyle sızıp “cambaza bak” oyununu oynatan, okyanus ötesinin kapı kullarıdır.

Tüm bunlardan mütevellit; ateşten gömlekleri giyerek, siyaset makosenleriyle yürüyeceğimiz dikenli bir yol, bizim için bir vazife ve haysiyet meselesidir.

Bugün siyaset sahnesi, kişisel ihtirasların gölgesinde kalan bir dar oyuna dönüşmüş durumda. “Değişim” süsü verilen bu düzen, milletin derdini değil koltuk hesaplarını büyütüyor. Partinin köklü mirası, bir avuç çıkar çevresinin elinde zayıflatılmaya çalışılıyor. Bu manzaraya sessiz kalan herkesin tarih önünde büyük bir sorumluluğu var.

Oysa bu ülkede hâlâ siyaseti şahsi hırsla değil, vicdan terazisiyle ölçen bir çizgi hala var. O çizgi, kavga ve şatafat yerine sabrı; makam hevesi yerine halkın hakkını savunmayı esas alan bir iradenin temsilidir. İşte bu duruş, yolumuzu aydınlatacak olan duruştur. Bu duruşun yürüyeceğini son bir yol, ulaşacağı son bir menzil, vereceği son bir kavga ve karşılayacağı bir şafak vardır. Ateşten gömlek giyerek, dikenli yollara talip olunarak  yapılacak bu son yürüyüş, memleket için elzemdir.

Bu yol kolay olmayacak, biliyoruz.

Fakat kolay olanın ne faydasını gördü bu millet? Kolay olan, hakikati eğip bükmekti; kolay olan, güçlüden yana saf tutmaktı.

Oysa bizim yolumuz, bu ülkenin geleceğine borçlu olduğumuz bir onur yürüyüşü…

Her taşında bedel ödeyenlerin hatırası, her virajında bir dava arkadaşımızın omuz izi var.

Bugün bu çizgide yürüyenler, yarın tarih kitaplarında birer satır olarak bile anılmasa, vicdan defterinde en parlak satırlarda yerlerini alacaklar. Çünkü mesele, alkış toplamak değil; bu ülkenin çocuklarına yüzümüz ak bir miras bırakmaktır.

İnanıyorum, başaracağız.

Siyasetçi, İktisatçı ve Köşe Yazarı