Bugün 10 Kasım – Nafiz Şahin Yazdı

Emperyalizme karşı halk savaşı veren, ülkesinin kurtuluş mücadelesini başlatan, bozkırın ortasında cumhuriyet yeşerten, kurucu önderin kalplere gömüldüğü gün…
Çanakkale’de yedi düvele karşı koyan kahramanın öldüğü gün…
Çağın gerisinde kalmış ülkesine çağdaşlaşma yolunda adımlar attıran, çağları aşan devrimcinin öldüğü gün…
Birkaç dil konuşabilen; geometrinin kitabını yazan; tarih, coğrafya, felsefe konularında ileri düzeyde bilgi sahibi aydının öldüğü gün…
Bir asır önce söyledikleri hala geçerliliğini koruyan ileri görüşlü bir liderin öldüğü gün…
10 yılda ülkeyi demir ağlarla ören; ekonomide, eğitimde, sağlıkta, sanayide, kültür ve sanatta dev adımlar atılmasını sağlayan ilericinin öldüğü gün…
‘’Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır’’ diyen vatanseverin ebediyete intikal ettiği gün…
Neredeyse bir asır geçti
Ülke hala yasta…
Bugün 10 Kasım…
Onun ölüm yıldönümü…
Elbette önceleri karınlarından konuşan ama istedikleri ortam yaratıldığında her türlü hakareti yapan haysiyetsiz güruh için kurtuluş günü…
O güruh ki bir mezarda sessiz olunması gerektiğini, slogan atılmayacağını bilmeyecek kadar meczup…
‘’Keşke Yunan kazansaydı’’ diyebilen şirazesi kaymış, “Keşke Çanakkale geçilseydi, Osmanlı Devleti yıkılmaz; Orta Doğu, Balkanlar, Kafkasya ve Anadolu bu ağır enkazın altında kalmazdı” diyecek kadar beyinsiz bir güruh…
Çanakkale’yi geçemeyenlerin etrafından dolaştığını bilemeyecek kadar cahil güruh…
Çanakkale’yi geçemediler ama senin baş tacı ettiğin İstanbul efendilerine misafir oldular; başköşeye oturdular.
Memleketi pasta gibi dilimlediler.
Aradan bir asır geçince ‘’Kahraman’’ ilan ettiklerin o sıralarda işgal kuvvetleri karşısında esas duruşta bekliyorlardı.
İşte o gün yine Çanakkale’de direnenlere iş düştü.
Bir destan daha yazdılar!
Kurtuluş destanı…
O güruh, o destanı yazana düşman…
Dindar mı bilinmez ama kindar oldukları kesin bir güruh…
Çanakkale zaferini sarıklı, yeşil cübbelilerin kazandığını iddia eden güruh…
Oysa o savaşın kahramanının karşısında tüm dünya eğiliyor, savaşta yendiği ülkeler dahi saygıyla anıyor.
Ama o güruh Atatürk’e hep kinli…
O güruh, kafasına bir fes geçirip alim olduğunu iddia eder,
O güruh sırtına bir cübbe geçirip, insanların inancının ticaretini yapar.
İşte o güruh insanları cahil bırakıp, kendileri bu dünyada keyif çatarken fakir, fukaraya öbür dünya pazarlar.
Onlar o devrimciyi, o aydını, o kahramanı neden sevsinler ki…
Yaptığı tüm devrimler onların ekmeğine mal oldu.
Oysa bilmezler ki işgal ettikleri makamlara onun sayesinde ulaştılar.
O olmasaydı hala tebaa olarak köyde tezek peşindeydiler.
Onlar değerini bilmese de koca bir ulus biliyor.
Sevgi, saygı ve minnetle anıyor!








