Çalışkanlık lider yapar mı? – Yusuf İpekli Yazdı

Yusuf İpekli, Türkiye siyasetinde “liderlik” kavramını masaya yatırıyor. Atatürk’ten bugüne uzanan çarpıcı değerlendirmelerle, siyasetin en kritik sorusunu soruyor: Gerçek lider kim?
TDK’ya gönder lider (önder), bir partinin veya bir kuruluşun en üst düzeyde yönetimiyle görevli kimse; reis demektir.
Wikipedi’ye göre Lider (önder), bulunduğu çevreye yarar sağlayan, süregelen gelenekte köklü değişiklikler yapan ve çevreyi yönetmek için sorumluluğu; sezgi, zeka ve bilgiye dayalı karar ve uygulamalarla taşıyan kişiye denir. Lider; elindeki gücü kullanabilme kapasitesine bağlı olarak, çevresini etkileyen kişidir. Gerektiğinde aldığı zor kararların ve sonuçlarının ardında durmasını bilir.
Sözü Özgür Özel‘e getirmeden önce cumhuriyet tarihinin siyaset sahnesine bir bakalım.
Kim lider olmuş, kim niçin lider olamamış?
Kuşkusuz ve hiç tartışmasız cumhuriyet tarihimizin ilk ve tek lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk‘tür. Atatürk, sadece ülke olarak bizim değil dünyanın lideri olmayı başarmış örnek bir asker, siyaset ve devlet insanıdır. O’nu lider yapan özellikler say say bitmez.
Cumhuriyet ve devrimleri, Kemalizm ve ilkeleri, hayata geçirdiği insan hakları, doğa sevgisi, çok kısa sürede eğitimde elde ettiği üstün başarılar, sanayide hayata geçirdiği hamleler, mazlum milletlere yaptığı önderlik onun liderliğinin en önemli kanıtıdır.
Atatürk’ün yaptıklarına bakınca 103 yıldır başka bir siyasi figürün lider olamadığını söylemek hiç de yanlış olmaz.
O zaman tek tek siyasilere sırayla bakalım.
İsmet İnönü, cumhuriyetin ikinci adamı olmasına karşın birçok hamle yapmış ancak milli şef olmuş ama lider olamamıştır. Ne Lozan başarısı ne paranın üzerine fotoğrafını bastırması ne CHP’nin genel başkanlığı ne de cumhurbaşkanlığı onu liderliğe taşıyamamıştır. İkinci Dünya Savaşını hasarsız atlatması bile liderlik için yeterli olmamıştır. Atatürk vizyonunu yakalayamayan İnönü halka yeterli bağı kuramamış bu yüzden de çok partili hayatta ve genel başkanlık sürecinde iyi bir devlet adamı olmasına rağmen liderlik havasını yakalayamamıştır. Bunda sanırım asker oluşunun etkisi çok büyüktür. O hep ve her zaman Atatürk’ün gölgesinde kalmıştır.
Adnan Menderes, siyasi hayatı boyunca pek çok seçim kazanmış bir genel başkan mıdır, evet. Meydanları doldurmuş mudur, evet. Alkışlanmış mıdır, evet. Radikal kararlar almış mıdır, evet. Muhalefete baskı kurmuş mudur, basını sansür uygulamış mıdır, evet. Sırf oy alamadığı için Kırşehir’i ilçe, Malatya’yı bölerek Adıyaman’ı il yapmış mıdır, evet. Kadın zafiyeti var mıdır? Hem de nasıl hem de nasıl. Lider midir? Hayır hayır hayır!
Demirel lider midir? Barajlar kralı denmesine rağmen lider değildir. Baba olarak anılmasına rağmen lider değildir. Defalarca seçim kazanmasına rağmen lider değildir. Çünkü o bir kere bile askeri ihtilallere karşı duramamış, her ihtilal sonrası şapkasını alıp kaçmış, soluğu evinde almıştır. Oysa hitabet gücünü enerjiye çevirebilse belki iyi bir lider olur muydu, olurdu. Bu anlamda TDK’ya göre lider Wikipedi’ye göre bir genel başkan ve siyasetçidir. Üstelik doktrin denebilecek herhangi bir yaklaşımı yoktur. Cumhurbaşkanı Demirel ile genel bakan Demirel arasında 180 derece fark vardır. Çünkü o oy için neler yapmıştır neler…
Peki Turgut Özal lider midir? Hayır o her zaman bir teknokrat olarak kalmış bir siyasetçidir. Tarihe geçecek söz ve davranışları vardır ama kalıcı hamlesi yoktur, doktrin denilebilecek düşünce yapısı da. Nitekim bu tavrı onu ve ihtilal ürünü partisini çok kısa sürede sahneden al aşağı etmiştir. Hem de ulusal ve uluslararası arası sermayenin sonsuz kredisini kısa sürede tüketerek…
Mesut Yılmaz, Tansu Çiller, Yıldırım… Laf etmeye bile gerek yok. Liderliğin L’si onlara bol gelir.
Alparslan Türkeş peki!
O, ideoloji sahibiydi. İdeoloji sahibi her insana saygı duymuşumdur. Çünkü ideoloji sahibi olanlar iddialı olurlar. Türkeş de iddialıydı, karizmatik bir yapısı vardı. Başbuğluk unvanı onu lider yaptı mı, yapamadı. Çünkü onun hitap ettiği kitlede kayıtsız koşulsuz itaat vardı, bu itaat onun lider olmasını engelledi. İdeolojisini doktrine dönüştüremedi çünkü ondaki ideolojik yaklaşım düşman karşıtlığından başka bir şey değildi. Nitekim ölümünden sonra diğer siyasiler gibi öngörüleri ne konuşuldu ne tartışıldı.
Necmeddin Erbakan da ideoloji sahibiydi, aykırı tutum ve davranışları vardı. Çıkışları meşhurdu. Mücahit olarak bilinirdi, mücahit olarak anılıyor. Fikirlerini iktidar yaptı mı, yaptı. Seçmenlerini bir arada tutup genişletti mi, evet. Tarihe mal olmuş tespitleri var mı, var. Zeki ve akıllı mı, evet. Lider mi, değil. Hitabeti iyiydi ama yetmedi, çünkü kavga adamı değildi. Çünkü bagajı dolu gibi görünse de boştu, direnç yoktu. Dar kadrocu bir anlayışa sahipti.
Ecevit! Efsane Karaoğlan! CHP’nin ikinci genel başkanı. Kıbrıs fatihi. Kitleleri peşinden sürükleyen demokrat. Şair ve yazar, devlet adamı. Lider olabildi mi, çalışkan olmasına rağmen olamadı, çünkü parti içindeki hizip onu çok ama çok yordu. Ortanın solu dedi, işçi hakları dedi, köykent dedi, kitleleri sürükledi, meydanları salladı ama hakça düzeni bir türlü kuramadı. Toprak ekenin su kullananın tezini hayata geçiremedi.
Deniz Baykal. Gerçek yüzünü hep birlikte gördük. Liderliğin yanından yöresinden geçemedi. Küçük olsun benim olsun dedi. Dalyan gibi olduğu halde sahip olduğu hitabet gücünü kullan(a)madı. Başbakan olamadı çünkü çalışmayı sevmez, mitinglere bile zoraki katılırdı.
Hakkında çıkan kasetle siyaset sahnesinden silindi gitti, adını bile hatırlayan üç beş kişiden başka kimse yok.
Erdal İnönü ise babadan torpilli bir genel başkan olduğundan ne lider olmak istedi ne ona liderliği yakıştıran oldu. O iyi bir bilim insanı, fizik hocasıydı ama siyasete olağanüstü koşullarda zorlamayla girdi. Herhangi bir iz bırakamadan çekti gitti.
Uğruna yazılar yazdığımız, dürüstlüğü ile övündüğümüz, mütevazı yaşamını örnek gösterdiğimiz Kemal Kılıçdaroğlu lider miydi peki? Asla değildi çünkü onda yaradılış itibariyle ikinci adam vasfı vardı. Ondan iyi bir grup başkan vekili, iyi bir genel sekreter, iyi başbakan yardımcısı olur muydu, olurdu. Ya genel başkan, oldu ve gördük. Sonuçta Kılıçdaroğlu bırakın liderliği genel başkan bile olamadı ki lider olsun. Neden biliyor musunuz, çünkü onun hiçbir zaman net tavrı olmadı. Ne kızı verdi ne dünürcüyü küstürdü. Ayrıca o, siyasete hep bürokrasi penceresinden baktı ve hep yanıldı. Kişi aklını devlet aklı sandı ki bu fiili durum onu soldan sağa savurdu durdu. Hele hele son tavırları onun bir de kindar yaklaşımını belirgin hale getirince liderliğin ona on numara büyük geldiğini anlamayan kalmadı.
Ya Abdullah Gül. Ya oğul Erbakan. Ya Ümit Özdağ. Ya Müsavat Dervişoğlu. Ya Babacan, Davutoğlu. Olmadı Meral abla. Veya Mansur Yavaş. Galiba onların on fırın ekmek yemeleri bile liderlik için yetersiz kalacak.
Eee, Recep Tayyip Erdoğan! 23 yıldır iktidar olduğuna göre elbette bir liderlik emaresi olduğunu kimse inkar edemez. Diyebilirsiniz ki, arkasına basını aldı, BOP’un eş başkanı, uluslararası sermaye yanında, kendi zenginini oluşturdu. Bunlar sadece doğru değil çok doğru. Ancak bir seçmen kitlesi var mı, var. Partisinde / iktidarında ikinci adam var mı, yok. Ama halk nezdinde bir karşılığı var. Şu ekonomik iflas altında bile seçmenini konsolide edebiliyor. Ağzından çıkan her söz çelişki taşısa da seçmeni tarafından alkışlanıyor. Dar alanda bile top çevirme maharetine sahip. Üstelik gol atmak için rakip kaleyi sürekli boşaltmayı seviyor ve beceriyor. Bu anlamda bakınca liderliğin doğuştan gelen bir yetenek olduğunu söylemek mümkün onda doğuştan gelen bir yetenek var.
Ekrem İmamoğlu. O, henüz lider olamadı ama olmayacağı anlamına gelmez. Çünkü onda da doğal ve doğuştan gelen bir yetenek var. Dokunuşları sihirli. Hitabeti iyi. Eğer halka halkın anlayabileceği dille alternatif olduğunu anlatabilirse ülkenin geleceğinde söz sahibi olur. Zira ona Tayyip Erdoğan’ın sol makyajlısı diyenler hiç de az değil.
Gelelim Özgür Özel’e!
Özgür Özel, siyasetin mutfağından gelen bir figür. Memleketinde bir karşılığı var. Ülke çapında da çalışkanlığı ile siyaset sahnesindeki yerini aldı. Kar, kış, soğuk, ayaz, buz demeden yüzün üzerinde miting yapmak kolay değil. En az oy aldığı yerlerde boy göstermek ve gösterişli eylemlerle meydanları doldurmak da çok zor. Bütün bu olumsuzluklara karşın Özgür Özel bunu başarmış durumda. Kamuoyuna yansıdığına göre vefalı da bir siyasetçi. Ancak herhangi bir unvanı yok. O, henüz bir Karaoğlan değil, Mücahit değil, Başbuğ değil. O henüz Baba değil, Uzun Adam değil. Adil Düzen diyemiyor, Ortanın solu diyemiyor. Toprak ekenin su kullananın diyemiyor, köy kent diyemiyor. Çalışkan ama henüz güven vermiyor. Sığ söylemlerin içinde ve ayrıntıda debelenip duruyor. Siyaseten henüz çok acemi. Genellikle çok konuşuyor, bazen boş konuşuyor. Bu konuşmaları çözmek için ben bile bazen tercimana ihtiyaç duyuyorum.
Bu fiili durum onu lider yapar mı? Yapmaz demiyorum. O bir lider adayı. Lider olabilme olasılığı yüksek. Elbette çalışkanlığını güvene çevirebilirse.
Velhasıl TDK’ya göre ülkede lider çok. Ancak Wikipedi tek lider var diyor, o da Gazi Mustafa Kemal Atatürk!
Bence de efendim bence de!
YAZARIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN








