Cemil Tugay Meselesinden Daha Büyük Bir Sorunumuz Var: Parti Fanatizmi -Murat Selamoğlu Yazdı

Cemil Tugay Meselesinden Daha Büyük Bir Sorunumuz Var: Parti Fanatizmi -Murat Selamoğlu Yazdı
Yayınlama: 14.10.2026 13:42
A+
A-

Cemil Tugay’ın İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığına adaylığı ilk gündeme geldiğinde buna açıkça karşı çıkanlardan biriydim.

Bunu bugün söylemiyorum.

O gün söyledim.

Karşıyaka Belediye Başkanlığı dönemindeki performansının İzmir Büyükşehir Belediyesi gibi çok daha büyük, çok daha karmaşık ve ağır sorumluluk taşıyan bir makam için yeterli olmadığı görüşündeydim. Kamuoyunda yapılan değerlendirmeleri, anketleri, Karşıyaka’daki hizmet tartışmalarını gerekçe göstererek Özgür Özel’i ve CHP yönetimini uyaranlardan biri oldum.

Ama dinleyen olmadı.

Cemil Tugay, Özgür Özel ve yakın çevresinin tercihiyle İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday gösterildi.

Adaylığı kesinleştiğinde de düşüncemi değiştirmedim.

“Parti aday göstermiş, artık susalım” demedim.

Çünkü benim için mesele hiçbir zaman bir siyasi partinin yöneticilerini memnun etmek değildi. Mesele İzmir’di.

Bunun bedelini de ödedim.

Partileri spor kulübü tutar gibi tutan, eleştiriyi düşmanlık, sorgulamayı ihanet sayan bazı çevrelerden türlü hakaretler duydum. Öyle ki beni “kripto AKP’li” olmakla suçlayanlar bile çıktı.

Neden?

Sadece yanlış bulduğum bir aday tercihini eleştirdiğim için.

Aradan yaklaşık iki buçuk yıl geçti.

Bugün dönüp bakıyorum; o gün beni eleştirenlerin önemli bir bölümü, Cemil Tugay’ın AKP’ye geçmesinin ardından benim yıllar önce söylediklerimi söylüyor.

Hatta bazıları bugün benden çok daha sert konuşuyor.

İnsan böyle bir tabloda “Ben demiştim” diyerek sevinebilir.

Ben sevinmiyorum.

Tam tersine üzülüyorum.

Çünkü benim haklı çıkmam, İzmir’in kazanması anlamına gelmiyor.

Benim haklı çıkmam; siyasette sorgulamanın yerine kör aidiyetin, liyakat tartışmasının yerine parti fanatizminin, eleştirinin yerine sloganların geçirilmiş olmasının sonucudur.

Parti tutmakla futbol takımı tutmak aynı şey değildir

Siyasette yapılan en büyük hatalardan biri budur.

Bir futbol takımını desteklerken kötü oynadığı gün de takımınızı desteklersiniz. Teknik direktör yanlış kadro çıkarsa kızarsınız ama ertesi hafta yine tribüne gidersiniz.

Siyaset böyle değildir.

Siyaset hayatımıza, kentimize, çocuklarımızın geleceğine, cebimize ve özgürlüklerimize doğrudan müdahale eder.

Siyasetçiye koşulsuz sadakat olmaz.

Siyasetçi sorgulanır.

Aday sorgulanır.

Parti yönetimi sorgulanır.

Yanlış yapan eleştirilir.

Sırf “bizim partinin adayı” diye bir ismin geçmişini, performansını, liyakatini tartışmaktan vazgeçtiğiniz anda demokratik seçmen olmaktan çıkıp taraftara dönüşürsünüz.

İzmir’de yaşananların bize verdiği en önemli derslerden biri budur.

İzmir CHP’nin tapulu malı değildir

Burada çok önemli bir yanlışı da düzeltmek gerekiyor.

Yıllardır “İzmir CHP’nin kalesidir” deniliyor.

Hayır.

İzmir CHP’nin kalesi değildir.

Bugün adı YENİ Parti olan bir başka siyasi yapının da kalesi değildir.

AKP’nin de değildir.

Başka herhangi bir partinin de değildir.

İzmir Cumhuriyet’in kalesidir.

İzmir Mustafa Kemal Atatürk’ün kalesidir.

İzmir’in siyasi karakterini bir partinin logosuna indirgemek, İzmir’i anlamamaktır.

Bu kent, 9 Eylül’ün kentidir.

Bağımsızlığın, Cumhuriyet’in, laikliğin, çağdaş yaşamın hafızasını taşıyan bir kenttir.

Dolayısıyla Cemil Tugay’ın bugün AKP’ye geçmiş olması İzmir’in kimliğini değiştirmez.

Yakasındaki rozet değişmiştir.

Hepsi bu.

Rozet değişir; İzmir’in Cumhuriyetçi karakteri değişmez.

Peki siyasi sorumluluk kimin?

Cemil Tugay bugün başka bir partiye geçti diye bütün sorumluluğu ona yükleyip geri kalan herkesin ellerini yıkaması da kolaycılıktır.

Asıl sorulması gereken sorulardan biri şudur:

Bu ismi İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığına kim aday gösterdi?

Kim savundu?

Kim, gelen eleştirilere rağmen bu tercihte ısrar etti?

Kim İzmirliye “doğru aday budur” dedi?

Bugün çıkıp Cemil Tugay’a en ağır sözleri söylemek kolay.

Ama siyasi sorumluluk yalnızca giden kişiye hakaret ederek ortadan kalkmaz.

Dün yaptığınız tercihin hesabını bugün vermek zorundasınız.

Siyasette samimiyet bunu gerektirir.

Yanlış yaptıysanız:

“Yanlış yaptık.”

dersiniz.

Bu iki kelime, onlarca hakaretten daha değerlidir.

Şimdi söz Cemil Tugay’da

Gelelim Cemil Tugay’a…

Karşıyaka’da beş yıl belediye başkanlığı yaptın.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığında da yaklaşık iki buçuk yılı geride bıraktın.

Bugüne kadar İzmir’in birçok temel probleminde sürekli gerekçeler, mazeretler ve sorumluluğu başka yerlere taşıyan açıklamalar dinledik.

Şimdi siyasi adresini değiştirdin.

Önünde yaklaşık iki buçuk yıllık bir dönem daha var.

O halde bundan sonra mazeret duymak istemiyoruz.

İzmir’in trafiğini çöz.

Körfez sorununu çöz.

Altyapıyı düzelt.

Kentsel dönüşümü hızlandır.

Temizlik ve ulaşım sorunlarını çöz.

İzmirlinin günlük hayatını kolaylaştır.

Çünkü hangi partinin rozetini taktığın İzmirlinin sabah işe giderken yaşadığı trafik sorununu çözmüyor.

Rozet kanalizasyonu yenilemiyor.

Rozet körfezi temizlemiyor.

Rozet yolları yapmıyor.

Rozet deprem riskine karşı bina güçlendirmiyor.

Hizmet yapıyorsanız değerlisiniz.

Yapmıyorsanız yakadaki rozetin rengi hiçbir şeyi değiştirmez.

“Ben demiştim” demek istemiyorum

Bugün geriye dönüp “Ben iki buçuk yıl önce söylemiştim” diyebilirim.

Ama mesele bu değil.

Keşke ben yanılmış olsaydım.

Keşke Cemil Tugay İzmir tarihinin en başarılı belediye başkanlarından biri olsaydı da bugün çıkıp “Yanılmışım” deseydim.

Bundan hiç rahatsız olmazdım.

Çünkü benim derdim hiçbir zaman haklı çıkmak olmadı.

Benim derdim İzmir’di.

Bugün de aynı yerde duruyorum.

Ve son kez şunu hatırlatıyorum:

İzmir ne CHP’nin, ne YENİ Parti’nin, ne AKP’nin, ne de başka herhangi bir siyasi partinin kalesidir.

İzmir Cumhuriyet’in ve büyük Atatürk’ün kalesidir.

Cemil Tugay’ın parti değiştirmesi yalnızca bir siyasetçinin rozetini değiştirir.

Bu kentin karakterinden tek bir tuğlayı bile sökemez.

Şimdi geriye tek bir soru kalıyor:

Sayın Tugay, önünüzde yaklaşık iki buçuk yıl var.

Hadi İzmir’in sorunlarını çözün de görelim. 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:

Medya Siyaset Yayın Grubu Genel Yayın Yönetmeni. İş İnsanı,köşe yazarı, Medya Siyaset TV Asıl Mesele ve Ufkun Ötesi programları moderatörü ve yapımcısı.