Eğitimin bakanı olmak – Yusuf İpekli Yazdı

Ahmet Hakan 20 Temmuz günü Hürriyet Gazetesinde, en fazla üniversite mezunu işsize sahip ülkemizin Milli Eğitim Bakanı için, Yusuf Tekin neden farklı bir bakan başlığı altında neler yazmış?
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde bakanların “teknokrat” özelliği öne çıkıyor. Bu sistemde bakanlar, sadece alanlarına odaklanıyorlar. Siyasi polemiklere pek girmiyorlar. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, işte bu noktada diğer bakanlardan ayrışıyor. Tekin, çatır çatır siyasi polemik yapıyor. Sözünü budaktan esirgemiyor. Hatta bazen sertlik derecesi hayli yüksek polemiklere dalıyor.
Yusuf Tekin’e bakıyoruz, şu iki özelliğinin öne çıktığını görüyoruz:
– BİR: Kişisel siyasi birikim.
– İKİ: AK Parti ideolojisine hâkimiyet.
Siyaset diline, siyaset tarihine, siyaset tartışmalarına aşina bir isim Yusuf Tekin. Refah Partisi’nden beri bu siyasi çizginin içinde. AK Parti ideolojisinin sınırlarını ve çerçevesini iyi biliyor. Bu sistemde bakanlar, sadece alanlarına odaklanıyorlar. Siyasi polemiklere pek girmiyorlar. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, işte bu noktada diğer bakanlardan ayrışıyor.
Siyasi polemiklere girmekten hiç çekinmemesinin, eleştirilere siyasetçi gibi cevap vermesinin özgüveninin kaynağı bunlar.
Muhalif kesimlerin Yusuf Tekin’i yadırgamasının ve tepki göstermesinin… İktidara yakın kesimlerin Yusuf Tekin’i yüreklendirmesinin ve desteklemesinin nedeni biraz da bu galiba.
Güzel!
Bozuk saat günde iki kere doğruyu gösterir ya yazar da öyle. Çünkü Yusuf Tekin gerçekten farklı.
Neden?
1) Yusuf Tekin, dünyanın büyük liderliği karşısında birleştiği, önünü iliklediği Atatürk‘e ve Atatürkçü Düşünce Sistemine kökten karşı. Bireyi özgürleştiren laiklik onun için ilk etapta yok edilmesi gereken düşman. Atatürk’ün eğitime verdiği önemi, öğretmene gösterdiği değeri, okula / çocuğa duyduğu ilgi ve saygıyı hazmedeyen bir muhalif. Dikkatinizi çekerim bu vasıflar milli eğitim bakanına ait.
2) Yusuf Tekin, tarikat ve cemaatlerle iş tutan, çocuk ve gençleri o tarikat ve cemaatlerin ağına atarak geleceklerini karartan bir bak-an. Bakanlığın kaynaklarını bu yapılara aktaran, bunu bilerek, hiç çekinmeden yapan biri.
3) “Geri zekalıya anlatır gibi anlatıyorum, anlamıyorlar.” diyecek kadar temiz olmayan bir dile sahip. Ağzından çıkan her cümle ile toplumun sinir uçlarını hareketlendiren, toplumu kutuplaştıran, kirli siyasetin tüm argümanlarını kullanan bir demagog. Bu yanıyla adı milli olan bakanlığı milli olmaktan çıkaran görevli.
4) Taşıdığı ünvanı hak etmediğinden etkilenmiş olmalı ki, öğretmen ve yönetici atamalarında da liyakat yerine sadakat diyebilicek kadar kul halkına girmiş biri.
Neymiş efendim, alanı dışında siyasi polemik de yapıyormuş. Bu yüzden muhalefet eleştiriyor yandaşlar alkışlıyormuş.
Onu bunu bilmemde bakanı eleştirenlerin profili sadece muhalefetle sınır değil. Çocukları uyuşturucuya bağımlı hale gelenler, LGS mağdurları, atanmayan öğretmenler, ücretli öğretmenler, özel sektörde çalışan öğretmenler, çıraklar, okulu terk edenler, beslemeyen çocuklar ve aileleri, okulunu temizleteyen yöneticiler gibi toplumun genel ekseriyeti eleştirenler tarafında.
Ümmet değil millet diyenler, Arapça değil Türkçe diyenler, YeniOsmanlı değil ÇağdaşTürkiye Cumhuriyeti diyenler, padişahlık değil Atatürkçülük diyenler, sadakat değil liyakat diyenler, medrese değil okul diyenler, hurafe değil akılcı, bilimsellik diyenler, maarif değil eğitim diyenler de elbette eleştirenlerin safında.
O zaman sormak lazım, bakanı destekleyenler kimler, destekleme gerekçeleri neler? Destekleyenlerin niteliği tartışmalı mı, değil mi?
Ey milli eğitim bakanı on beş senedir milli eğitim bakanlığını tek başına yönetiyorsunuz. Üniversite sınavı sonuçlarına baktınız mı? Ya sizi rahatsız etmeyen LGS sonuçlarına… Sokakta terör estirenler, kadını meta olarak görenler, insana saygı duymayan magandalar eğitime bakış açınızın ürünü mü, değil mi?
Ey milli eğitim bakanını alkışlayanlar eğitime veli, öğrenci, öğretmen gözüyle göz attınız mı? Vicdanınız ne kadar rahat?
Bakınız bir milli eğitim bakanının en önemli görevi dindar ve kindar nesil yetiştirmek değil güzel ahlaklı bireyler yetiştirmektir. Soruyorum sayın bakan, güzel ahlaklı birey size ne hatırlatıyor?
Sizin görevimiz çocuğu üst öğrenime ve hayata hazırlamak değil mi? O zaman yine soruyorum, her şey gün gibi ortada iken rahat uyuyabiliyor musunuz?
Madem öyle ya kul hakkından söz etmeyin ya da Atatürkçülük dışında başka yoldan gitmeyin.
Farkınızı arap(ça) sevgisi ile değil akılcı ve bilimsel uygulamalarla ortaya koyun. Gücünüzü tarikat ve cemaatlerden değil demokrasiden, hak ve hukuktan alın. Maarifin değil eğitimin bakanı olun.
Yoksa kayıp neslin ahı tahtından indirir şahı…
YAZARIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN








