Erdoğan’ı kurtarmak – “Askıda CHP” – Nurdan Savaş Yazdı

Erdoğan, İstanbul İl Kongresi’nde konuştu: ‘2028’den sonra yeni bir İstanbul yeni bir Türkiye inşa edeceğiz’ diyor.
Aynı günlerde MHP lideri Devlet Bahçeli, “Şartlar ne olursa olsun Erdoğan görevine 2028’de de devam etmeli” çıkışıyla gündeme oturdu.
Bahçeli’nin “şartlar ne olursa olsun devam” mesajı ile Erdoğan’ın “2028 sonrası yeni bir Türkiye” çıkışı birleşince, aslında yeni bir iktidar mühendisliği resmini ortaya koyuyor
Bahçeli’nin 2028 vurgusu
“şartlar ne olursa olsun Erdoğan devam etmeli” çıkışı aslında bir “siyasi taahhüt” niteliğinde.
Yeni anayasa yapılsa da yapılmasa da,2. dönem tartışmaları olsa da olmasa da,MHP’nin pozisyonu Erdoğan’ın devamlılığı için savaş vermek.
Bahçeli’nin “Erdoğan’ı 2028’de de devam ettirmenin yollarını” aradığını gösteriyor.
MHP’nin pozisyonu Erdoğan’ın devamlılığı için savaş vereceğini ifade etmesi ve seçmenini hazırlama yaklaşımı.
Bahçeli seçmenini bu senaryoya hazırlıyor. Aynı zamanda kendi siyasi varlığını da Erdoğan’ın kaderine bağlayarak hem kişisel koltuğunu hem de MHP’nin iktidar denklemindeki yerini güvenceye alma hamlesi.
Burada Bahçeli’nin, Erdoğan iktidarının sürekliliğini “garanti altına alma” amacını su yüzüne çıkarıyor.
Bahçeli’nin bu söylemi, Erdoğan’ın önümüzdeki dönemde yaşayabileceği meşruiyet krizlerini (anayasa engeli, seçim tartışmaları, muhalefet baskısı) peşinen savuşturma girişimi.
MHP, Erdoğan’ı “partiler üstü lider” konumuna taşımak istiyor.
Bu, yeni anayasa paketi yapılamasa bile “fiili devamlılık” planının devreye gireceğini gösteriyor.
Ve aslında Bahçeli’nin,Öcalan çıkışı ile yıpranmış ve gözden düşmüş “MHP’nin Erdoğan sonrası için hazır olmadığı” nı da itiraf ediyor. Erdoğan’ın devamı, Bahçeli’nin de sahnede kalışını garantilemesi demek.
Diğer taraftan benzer açıklamayı Erdoğan “2028 sonrası” çıkışı ile tamamlıyor.
“2028’den sonra yeni bir İstanbul, yeni bir Türkiye inşa edeceğiz” sözleri, Erdoğan’ın anayasa engelini görmezden gelme stratejisinin açık ilanı.
Hukuki sınırlamaları yok sayıp “millet isterse devam” mantığıyla fiili meşruiyet üzerinden ilerleme niyetini açıkça dillendiriyor.
Ayrıca AKP’nin özellikle İstanbul’u kaybetmiş olmanın ağır travmasını hâlâ taşıması nedeni ike “Yeni bir İstanbul” vurgusu, aslında 2024’te kaybettikleri büyükşehirleri geri alma hedefine işaret ediyor.
Öcalan ve DEM çizgisiyle ittifakın yarattığı rahatsızlık ve partideki çözülme, Erdoğan’ın tabanı motive etme ihtiyacı duyduğunu gösteriyor.
AKP ve MHP’nin en büyük açmazı, terör örgütü PKK’nın siyasi uzantısı DEM Parti ile ittifaklar, Öcalan çıkışları ve bölücü kesimin sempatilerini kazanma çabaları…
Bu hesaplar, iktidarın kendi tabanında ve toplum vicdanında karşılık bulamıyor.
İşte bu nedenle AKP ve MHP, askıda CHP kartı ile yeni bir siyaset mühendisliği projesini devreye sokuyor.
Yani, kendi tabanını kaybetme riskini CHP’yi sürekli kriz içinde tutarak dengelemeye çalışıyorlar.
***
ASKIDA CHP!
Bu arada CHP’ye yapılan operasyonların da Erdoğan’a “siyasi nefes alma girişimi”olduğu açıkça görülüyor.
CHP davası ve ertelenen karar, siyaseten bir “askıda bırakma stratejisi” !
Mahkemenin karar vermeyip süreci ertelemesi, CHP’yi sürekli bir “kriz gündemi” içinde tutuyor.
Bu belirsizlik, hem parti yönetimini hem seçmeni “yarın ne olacak” psikolojiyle CHP, kendi gündemini kurmak yerine mahkemenin gündemini takip etmeye mahkûm oluyor.
Bu dava CHP içinde farklı kliklerin pozisyon almasını tetiklerken, parti içi parçalanmayı hızlandırabilecek bir zemin yaratıyor.
Seçimlere kadar CHP’nin seçmen konsolidasyonunu engellemek ve “CHP kapatılabilir” tartışmasının sürekli gündemde kalması, seçmende güven erozyonu da yaratır.
CHP sürekli krizle meşgul olmaktan, ekonomi, yolsuzluk, demokrasi gibi başlıklarda iktidara yüklenemiyor…
iktidarın “2028 sonrası” planlarıyla uyumlu bu dava sadece hukuki değil, doğrudan siyasi mühendislik!
CHP davası “boşlukta bırakılarak” hem parti içi parçalanma hem de seçmen konsolidasyonunun engellenmesi amaçlanıyor.
Bir tür “yıpratma savaşı” bu.
Erdoğan’ın asıl hesabı, CHP üzerinden toplumsal tansiyonu düşürüp ekonomik krizin yükünü paylaşmak.
Vergide adalet, asgari ücret, emekli maaşları gibi başlıklar siyasetin gerçek sınavı.
Yani, ekonomik kriz muhalefetin en güçlü kozu, ama iktidarın “çaldığı sloganları sahiplenme” refleksi var.
Bahçeli’nin “şartlar ne olursa olsun Erdoğan devam etmeli” çıkışı, fiilen 2028 sonrası için zemin hazırlığıdır.
Bu söylem aynı zamanda bir “geniş tabanlı koalisyon” imasına da kapı aralıyor. Yani, MHP’nin Erdoğan’a kefil olurken aynı zamanda diğer partilere de “masaya gelebilirsiniz” çağrısı var.
AKP’nin manevra alanı daraldıkça, “geniş tabanlı koalisyon” tartışmaları daha fazla gündeme gelebilir.
Erdoğan “2028 sonrası” kartını açtı, Bahçeli “koalisyon” ihtimalini dillendirdi.
Erdoğan 2028 sonrasını şimdiden telaffuz ederek hem AKP içinde hem Cumhur İttifakı’nda “Erdoğansız gelecek” tartışmalarını boğmak istiyor.
Bahçeli ise bu sürece “tam kefalet” vererek Erdoğan’ın kaderini kendi kaderine bağlıyor.
CHP’nin ise önünde zor bir yol var: Hem ekonomik kriz üzerinden iktidarı sıkıştırmak hem de iktidarın “normalleşme” tuzağına düşmemek.
Ve birde en güçlü kozu MASADAN KALKMAK! Kullanırsa..??
Siyaset yeni bir denge arayışında ama kilidi ekonomi ve toplumsal huzursuzluk açacak.
Bugün ortaya çıkan tabloda, Erdoğan “2028 sonrası” kartıyla kendi iktidarını sonsuzlaştırma planını açarken, Bahçeli “ne olursa olsun devam” diyerek siyasi ömrünü Erdoğan’a bağlamıştır.
AKP ve MHP, terörle flört ederek tabanını seyreltmiş, bu açığı CHP’yi askıda tutma mühendisliğiyle kapatmaya çalışmaktadır.
Son söz,yeni siyasi denklemde
Milliyetçi seçmen yine kilit olacak.
Hem iktidar hem muhalefet için…








