Hoş Geldin Mübarek Ramazan – Nafiz Şahin Yazdı

Ramazan geldi, ardından iftar sofrası fotoğrafları ve iftar sofrası haberleri…
Lüks ve şatafatlı sofralar…
İftar davetlerinin bir kısmı nirvanaya ulaştı.
Siyah siyah jeeplerle geldiler.
Jeepler valeye teslim edildi.
Vakur bir edayla lüks restoranın kapısından girildi.
Kocaman bir masa…
Çevresinde lacivert takım elbiseli adamlar…
Hiç konuşmadan yere bakıyorlar.
Fonda Kuran okunuyor.
Belli ki yere bakarak Kuran dinliyorlar.
Masanın üstü dolu… Bardak koyacak yer kalmamış.
Kuş sütü eksik…
Belki o da var ama hangisi bilmiyorum.
Huşu içinde, Kuran dinlerken iftar saatini bekliyorlar.
Nihayet iftar…
Önce bir yudum su…
Ardından hurmalı, zeytinli tabaktan bir zeytin…
Kim bilir zeytin ne kadar mutlu…
Yılda bir ay o da adam yerine konuluyor.
Gastronomi dergilerinden fırlamış yiyecekler arasında o da kendini nimetten sayıyor.
Hem de başrolde…
Konu zeytin değil sensin!
O masaya iyi bak kardeşim!
Sen, kuş sütü eksik iftar sofralarının siyah zeytinisin kardeşim.
Seçim zamanı hatırlanmak gibi ramazandan ramazana…
Seni oruç açmak için kullanır, ardından tabaktan tabağa atlarlar.
Çorbadan girip sarmadan, börekten girip kebaptan çıkarlar; dönerden çıkıp, tatlıya bağlarlar…
Ağızlarında bir lokma varken, diğeri çatalda, sıradaki göz hapsinde…
Yazık! Aç kaldılar ya…
Zaten doymak bilmezlerdi, şimdi hiç doymazlar.
Tevfik Fikret’e ‘’Hanı Yağma’’ yı onlar yazdırmadı mı?
‘’Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin.
Doyunca, tıksırınca, çatlayana kadar yiyin.’’
Bir tek kuş sütü eksik sofra bulunur da yenmez mi?
O kuş sütü eksik sofralar ki her biri, bir fukara mahallesinin aylık yemek gideri.
Hani oruç tutup, aç kalarak fukaranın halinden anlayacaktık?
Gariban sofrasından emanet gelmiş, o siyah zeytinle mi anladın yoksulun halinden?
Hem doymak bilmeyen iştah, hem arsız bir zenginlik gösterisi…
O zenginlik gösterileri, zevksizliğin, kültürsüzlüğün en nadide örneklerini gözümüze sokar.
Hani o 5 yıldızlı sofralarda iftar saati beklenirken banttan tasavvuf müziği çalar da, semazen görüntülü 2 kişi ortalıkta döner ya…
Bu yozlaşma, bu pespayelik, o semazenleri masaya çağırıp masa üstünde dönmelerini isterse şaşmam…
Onlar dönerken kuşaklarını para bile takar, belki de tepelerinden gül veya Dolar döker.
Kültür katliamı…
Daha da ötesi inanç katliamı…
Yatlarda yapılan diş buğdayı töreni veya swarovski taşlı görmemişin duvar kağıdı kıvamında bir pespayelik…
Mütevazı olanlar yok değil…
Yer sofrasına kurulup, örtüyü dizine çekerek iftar yapanlar…
Tamam, bu güzel işte!
Güzel ama neden fotoğraf çektirirsin?
Tevazuun fotoğrafı mı olur?
Tevazu fotoğrafa dökülürse ortada tevazu kalır mı?
Tevazuun fotoğraflı hali gösteriştir.
İşte bunlar çağdaş ramazan eğlenceleri…
Direklerarası bitti zannediliyor.
O gösteriler çadırlardan çıktı ama tüm hızıyla sürüyor.
İp cambazları, palyaçolar, soytarılar…
Ve halk seyrediyor.
Hoş geldin mübarek ramazan…
Ramazanın ardı bayram!








