İpi at, dön üstüne yat…! – Yusuf İpekli Yazdı

İpi at, dön üstüne yat…!  – Yusuf İpekli Yazdı
Yayınlama: 18.05.2025 16:15
A+
A-

SEVGİ” ve “BARIŞ“.

İçinden geçtiğimiz hassas süreç dikkate alındığında üzerine on binlerce sayfa kitap yazılan bu iki kavram galiba daha bir önem kazandı.

Önem kazandı çünkü sevginin açamayacağı kapı yoktur. Hele hele söz konusu barış içinde gelişen, büyüyen sevgi ise…

Ülkemiz kırk yılı aşkın bir süredir terör belası ile uğraştı durdu. Daha doğrusu terör, özellikle iç dinamiklerin seçim başarısı, popülist yaklaşımlar, emperyalist güçlere verilen tavizler, hilafet ve saltanat düşkünü cumhuriyet düşmanlarının olağanüstü gayret ve çabaları sonucu oluştu ki, pek çok kesim terörden beslendi de beslendi…

Oysa, bölücü terör örgütünün zalim kurşunları ne analar ağlattı biliyorsunuz değil mi? O kurşunlar nice delikanlıyı al kanlara boyadı. Ya o boynu bükük kalan çocuklar. Gözü yaşlı kalan sevgililer, nişanlılar, yavuklular. Ya derme çatma, sıvasız evlerinden çıkıp ayağındaki kara lastikle, yüreği yana yana “VATAN SAĞOLSUN! ” diyen babalar…

Terör!

Silah!

Toplu katliam!

Pimi çekilen patlayıcılar, pimi çeken canlı bombalar…

Katledilen bebeler, masumlar, masumpekler… Yazılmış ancak yaşan(a)mamış hikayeler.

Yanan, yakılan ormanlar…

Boşalan, boşaltılan köyler, yerinden yurdundan edilen dedeler, ebeler, asırlık çınarlar.

Ülkenin terör yüzünden harcanan, heba edilen kaynakları. Birbirine düşman olan, düşman edilen canlar.

Kulağa hoş gelen yeni slogan belli oldu: “Terörsüz Türkiye!

Kim istemezki terörsüz Türkiye’yi? Kim isterki kan akmaya devam etsin? Sahi siz hiç silah gölgesinde yaşadınız mı? Söyleyin bana yolda yürürken en sevdiğiniz canı ne olduğu belli olmayan bombaya, kör kurşuna teslim ettiniz mi? Vatani görevinizi yerine getirirken kolunuz, bacağınız koptu mu? Mesela gözlerini kaybeden var mı içinizde…?

Ortak dileğimiz elbette barış, sevgi ortamında kardeşçe yaşamak.

Düşünüyorumda terörsüz Türkiye’nin fitilini ateşleyen siyasetçilerin ortaya koyduğu performans inan olsun şeytana pabucunu ters giydirir.

Neden?

1) Terör örgütünün başına seçim meydanlarında ip atıldı mı, atıldı. Kim attı? Bugün terör örgütünün başına şükranlarını sunan siyasetçi(ler).

2) Daha dün terör örgütünün meclisteki temsilcisi Iddiasıyla  malum partinin kapatılma davası hakkında en ağır sözleri kim söyledi? Dün meydanlarda ip attığı halde bugün malum partiye kucak açan politikacı(lar).

3) Masa altında demlenenl(er) kimdi sahi?

İnan olsun insanın gerçekten NEREDEN NEREYE diyesi geliyor.

Yine, inan olsun yıllarca terör diye diye oy avcılığı yapanların terörist başına ŞÜKRAN DUYGULARI sunmalarıkarşısında şaşırmamak mümkün değil.

Bugün büyük bir oyunun içindeyiz. Lozan gibi dünyanın şapka çıkardığı bir büyük başarının hedef alındığı bir tartışmanın tam ortasındayız.

Ne için, ne uğruna?

Doğru, slogan güzel. “Terörsüz Türkiye.”

Düşünüyorum da, terör olayı Türkiye Cumhuriyetimizi hedef alan bölücü terör örgütünün feshi ve silah bırakması ise bu işin içinde ABD’nin, Rusya’nın, İngiltere’nin, AB’nin ne işi var?

Ya da süreç sonunda nereye evrileceğiz? İşin içinde bir pazarlık var mı, yok mu? Varsa ki öyle görünüyor bu pazarlığın en azından bizi götüreceği nokta neresi?  Süreç niçin şeffaf yürütülmüyor? Bu işten muhalefetin, meclis’in, toplum dinamiklerinin neden haberi yok?

Terörsüz Türkiye olacaksa ki, muhakkak olmalıdır, bütün ayrıntılar düşünülmeli, niyetin ötesinde toplumsal duyarlılık asla gözardı edilmemelidir.

Terörsüz Türkiye süreci,

1) Ekonomik sorunları,

2) Enflasyon gibi bir büyük belayı,

3) Adalet, hak ve hukuk arayışını / beklentisini,

4) Başta dinselleşme olmak üzere eğitimde yaşananları,

5) Genelde tarım, özelde köylü ve çiftçinin problemlerini,

6) Yolsuzluklarla mücadeleyi,

7) Torpili,

8) Sağlık ile ilgili meseleleri gündemden düşürmek için heba edilmemeli.

Yarın 19 Mayıs.

Atatürk‘ün, “Dağ başını duman almış / Gümüş dere durmaz ağlar / Güneş ufuktan şimdi doğar /  Yürüyelim arkadaşlar…” coşkusu ve karalılığı içinde Samsun‘a çıkarak Lozan Anlaşmasıyla birlikte başarılı bir biçimde sonuçlanan Ulusal Kurtuluş Savaşı‘nı başlatmasının 106. yılı.

Lozan Anlaşması ki, Misakı Milli anlayışı içinde çizilen sınırların da, devletimizin de tapusu. Bu nedenle Lozan ile hesaplaşma filan kimsenin aklının ucundan dahi geçmemeli ki, şehitlerimizin kemikleri asla sızlamasın, gazilerimiz asla rencide olmasın.

Olur mu?

Rahmetli babam derdi ki, “Deniz ataş alır mı? Ehtimali var hoca ehtimali…

Ben de diyorum ki, önce ipi atıp sonra üstünde yattıktan kelli her şey olur efendim her şey olur…!

YAZARIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN 

1964 yılında Ankara Kalecik doğdu. Sınıf öğretmeni, Türkçe bölümü mezunu, halen özel eğitim öğretmeni. Edebiyatla ilgileniyor. Eserleri 1.Çığlığa çağrı (Şiir) 2.Sensiz akşamların yorgun geceleri (Şiir) 3.Gökyüzüne kafa tutan sağanak (Şiir) 4.Okulumuz Avrupa'da (Gezi Yazıları) 5.Benekli Çocuk Şiirleri) 6.Bir Garip Gönül Hikayesi (Şiir) 7.Oba (Roman)