Kağıt Üzerinde Dernek, Sahada Sendika : Fevzi Coşkun’un Kaleminden TÖB-DER – Davut Köksoy Yazdı

Kağıt Üzerinde Dernek, Sahada Sendika : Fevzi Coşkun’un Kaleminden TÖB-DER – Davut Köksoy Yazdı
Yayınlama: 18.06.2026 19:14
A+
A-

Feyzi Coşkun’un “Çalışma İlişkileri Açısından TÖB-DER” (Eğitim-İş Yayınları) başlıklı çalışması, Türkiye’nin sendikal geçmişine ve toplumsal mücadele tarihine kıyısından köşesinden ilgi duyan herkesin kütüphanesinde mutlaka bulunması gereken bir eser. Coşkun, karşımıza sadece bir derneğin kronolojik tarihini çıkaran sıkıcı bir kronoloji koymuyor. Aksine, 1970’lerin o her anı hareketli, kutuplaşmış ama bir o kadar da diri Türkiye atmosferinde öğretmenlerin hak arama mücadelesini derinlemesine ve yapısal bir analizle masaya yatırıyor.

  1. Ezber Bozan Soru: “Öğretmen Sadece İdealist Bir Figür müdür?”

Kitabın bence en can alıcı ve stratejik noktası, öğretmenlik mesleğini o bildiğimiz “ideolojik kutsallık” zırhından soyundurması. Coşkun, öğretmeni soyut bir kahraman olmaktan çıkarıp çalışma hayatının tam merkezine, kanlı canlı bir özne olarak yerleştiriyor.

Bizde geleneksel devlet aklı da toplum da öğretmeni hep şöyle kurgular: “Yemez, içmez, geçim derdi tasası olmaz; tek işi cehaletle savaşmaktır.” İşte TÖB-DER (Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği), tam olarak bu romantik ama hak öldüren algıyı yıktı. Kitap, derneğin bu zihniyet dönüşümünü nasıl başardığını şahane belgelerle anlatıyor. TÖB-DER, öğretmenin her şeyden önce bir kamu emekçisi olduğunu; enflasyon karşısında ezildiğini, evine ekmek götürme derdi taşıdığını ve dolayısıyla bir “çalışan” olarak hak araması gerektiğini yüksek sesle savundu.

  1. Kağıt Üzerinde Dernek, Sahada Sendika

Kitabın çalışma ilişkileri literatürüne getirdiği en büyük yenilik, “hukuksal engellere rağmen fiilen hak mücadelesi yürütmek” kavramını işlemesi. Hatırlayalım; 1961 Anayasası’nın açtığı görece özgürlükçü alanda memurlar sendika kurabilmiş ve efsanevi TÖS (Türkiye Öğretmenler Sendikası) doğmuştu. Fakat 12 Mart 1971 muhtırası bu hakkı tırpanladı.

İşte TÖB-DER, sendika kurmanın yasaklandığı bu karanlık dönemde bir “dernek” statüsünde kurulmak zorunda kaldı. Coşkun’un kitabında en sürükleyici şekilde akan bölümler de bu derneğin nasıl bir sendika gibi adeta devleştiğini anlatan kısımlar:

Toplu Eylem Gücü: Resmi olarak grev hakları yoktu ama ders boykotları ve devasa mitinglerle eğitim hizmetini durdurarak “üretimden gelen güçlerini” sonuna kadar kullandılar.

Muazzam Örgütlenme: TÖB-DER’in kısa sürede yüz binlerce üyeye ulaşarak Türkiye’nin en büyük kitlesel yapılarından biri haline gelmesi, sendikal örgütlenme tarihi açısından tam bir başarı hikayesidir.

Yazar, elimizdeki tablonun hukuken bir dernek olsa da işlevsel olarak dönemin en radikal, en örgütlü sendikası olduğunu net bir şekilde gözler önüne seriyor.

  1. Siyasallaşmanın Getirdiği Bölünmeler ve Çatlaklar

Coşkun, kitabında sadece pembe bir başarı masalı anlatma kolaylığına kaçmıyor; son derece dürüst, gerçekçi ve öz eleştirel bir çizgi tutturuyor. Özellikle 1970’lerin ikinci yarısında TÖB-DER içinde baş gösteren ideolojik fraksiyon çatışmalarını ve bu iç kavgaların mücadeleye nasıl zarar verdiğini açık yüreklilikle irdeliyor.

Öğretmen hareketinin, o dönemin sol içi teorik tartışmalarından (Sovyetçiler, Maocular, bağımsız sol kesimler vb.) nasıl etkilendiği, dernek yönetimlerinin adeta birer siyasi arenaya dönüştüğü nesnel bir dille aktarılıyor. Aslında buradan günümüz için de büyük bir ders çıkıyor: Ekonomik ve demokratik hak mücadelesi, ideolojik ajandaların gölgesinde kaldığı an, tabanla olan bağlar zayıflamaya başlıyor. Coşkun, TÖB-DER’i var eden gücü de onu içten içe yıpratan süreçleri de çok dengeli tartmış.

  1. Devletin Refleksleri: Baskı ve Böl-Yönet Politikası

Kitap sadece madalyonun emekçi tarafına bakmıyor; masanın diğer tarafındaki “işveren” konumundaki devleti de mercek altına alıyor. Kamusal alanda bir patron olarak devletin, hakkını arayan öğretmenlere karşı geliştirdiği refleksler ve cezalandırma yöntemleri kitapta geniş yer buluyor:

Sürgün ve Kıymım Politikası: TÖB-DER üyesi aktif öğretmenlerin ülkenin en ücra köşelerine sürülmesi, görevden uzaklaştırılması ve kadroların dağıtılması.

Alternatif Yapılar Kurma: Devletin arka çıktığı, milliyetçi ve sağ eğilimli alternatif öğretmen dernekleri eliyle hareketin bölünmeye çalışılması.

Bu açılardan bakıldığında kitap, devlet mekanizmasının çalışma ilişkilerini hizaya sokarken baskı araçları ile ideolojik aygıtları nasıl senkronize kullandığını gösteren tarihsel bir laboratuvar niteliğinde.

Bu Kitap Bugüne Ne Söylüyor?

Feyzi Coşkun’un “Çalışma İlişkileri Açısından TÖB-DER” eseri, tozlu raflarda unutulacak bir nostalji malzemesi kesinlikle değil. Bugün Eğitim-Sen başta olmak üzere, Türkiye’deki kamu sendikacılığının genetik kodlarını, eylem pratiklerini ve teorik kökenlerini anlamak isteyen her araştırmacının bu sayfaları karıştırması şart.

Coşkun; ajitasyona kaçmayan, akademik titizliğini samimiyetle harmanlayan ve emeğin hakkını teslim eden nefis bir dil yakalamış. Eğer bugün Türkiye’de eğitim emekçilerinin hakları, güvenceleri ve sendikal özgürlükleri üzerine kafa yoruyorsanız, TÖB-DER’in bıraktığı mirasa Fevzi Coşkun’un bu derinlikli gözlüğünden mutlaka bakmalısınız.

1953 yılında Kırıkkale’nin Ulaklı köyünde dünyaya gel- di. Annesini ve babasını çocuk yaşta kaybedince ağabeyi ile Yetiştirme Yurdu’na verildi. İlkokulu Kızılcahamam, Ortaokul, Lise ve Yüksek okulu Ankara’da okudu. GEE İngilizce bölü- münü bitirdi. 1974 yılında T.C.Emekli Sandığı’nda işe başladı. 1994 yılında öğretmenliğe geçti 18 Ocak 2000 de emekliye ayrıldı. Emekli olduktan sonra 20 yıl çeşitli dersanelerde ve özel okullarda görev yaptı.Çeşitli derneklerde üyelik ve yöneticilik yaptı. Kibder (Kim- sesiz Çocuklar Birleşme ve Dayanışma Derneği), Yurt Ay Der (Yetiştirme Yurdundan Ayrılanlar Kültür ve Dayanışma Derne- ği), Tüm Der, Töb Der, Eğit Der, ADD, Bised bu derneklerden bazılarıdır. TYS (Türkiye Yazarlar Sendikesı) üyesidir.Gazete ve dergilerde yazıları ve şiirleri yayımlandı. Abece, Öğretmen Dünyası, Berfin Bahar, Bağlaç, Yoğunluk, Özgür Sanat, Edebiyat Nöbeti, Yeni Gelen, Varlık Dergisi gibi.Evli, bir oğlu iki torunu vardır. Ankara’da yaşamaktadır.