Bazı sözler var; Topu topu birkaç kelimeden oluşur ama insanın zihnine çivi gibi çakılır. Özdemir Asaf’ın şu satırlarında olduğu gibi: “İnanmadıklarını yazan yazardan aşağı insan yoktur. Vardır… inandıklarını yazmayan.” İlk bakışta yazarlığa dair ahlaki bir yargı gibi duran bu ifade, biraz üzerine düşündüğümüzde edebî bir ölçü olmanın çok ötesine geçiyor....
Cumhuriyet’in eğitim tarihine, özellikle de Köy Enstitüleri külliyatına ömrünü adamış araştırmacı-yazar Dr. Niyazi Altunya’nın “Uzun Koşu: Anılar” (Cumhuriyet Kitapları Eylül 2022) başlıklı eseri, yalnızca kişisel bir otobiyografi değil; Türkiye’nin dönüm noktalarından geçen, öğretmenlikten sendikal mücadeleye uzanan kolektif bir hafıza kaydıdır. Kitap, isminin hakkını vererek okuru nefes nefese bir “uzun koşu”nun,...
01.10.2026 13:49
Bir Ömür Panoraması : Uzunkoşu – Davut Köksoy Yazdı için yorumlar kapalı
Katherine Mansfield’in “Ölü Albayın Kızları” kitabını yıllar önce İngilizce olarak okumuştum. Bugünlerde Adam Yayıncılıktan çıkan Ekim 2003 baskısını Memet Fuat’ın çevirisinden okudum. İlk okuduğum zamanda da beni çok etkileyen kitabı okurlarla paylaşmak istedim. Katherine Mansfield’ın 1921’de yayımlanan “Ölü Albayın Kızları (The Daughters of the Late Colonel)” öyküsü, ilk okuyuşta bir...
24.09.2026 11:15
Gölgesi Kendinden Büyük Bir Ölüm – Davut Köksoy Yazdı için yorumlar kapalı
Çocukluğumun ve ilk gençliğimin en saf duraklarından biriydi Kızılcahamam. İlkokulu Kızılcahamam Orhangazi İlkokulu’nda tamamlayıp ortaokul eğitimi için Ankara’ya geldiğimde, beni nelerin beklediğinden habersizdim. Büyük şehrin yabancılığı ve temposu içinde yolumu bulmaya çalışırken kendimi Demirlibahçe Ortaokulu’nun sıralarında buldum. İlkokul yıllarımda içimde filizlenen okuma sevdası, bu okulun duvarları arasında kurak bir toprağa...
17.09.2026 09:17
Gri Koridorların Aydınlığı : Dursun Akçam ve Demirlibahçe Yılları için yorumlar kapalı
Ceyhun Atuf Kansu, Türk edebiyatının sadece lirik bir sesi değil, aynı zamanda Cumhuriyet idealinin en bilinçli savunucularından biridir. Bir çocuk hekimi olarak Anadolu’yu karış karış gezen Kansu, halkın içindeki cevheri ve acıyı bizzat yerinde görmüştür. Onun “Atatürk Olmak” eseri, bu gözlemlerin bir meyvesidir. Kitap, Atatürk’ü klasik bir tarihsel figür olarak...
10.09.2026 09:57
Bir Aydınlanma Manifestosu: “Atatürk Olmak” Kitabı ve Ceyhun Atuf Kansu için yorumlar kapalı
1840’ların çalkantılı Paris’i, politik tartışmalar ve entelektüel çevrelerin yorucu atmosferi George Sand’ı epeyce bunaltmıştı. Sanayi devriminin insan ilişkilerini mekanikleştirdiği, şehir hayatının insani değerleri giderek yuttuğu o yıllarda Sand (Gerçek adı, Amantine Lucile Aurore Dupin), çareyi doğup büyüdüğü Berrichon kırsalına kaçmakta buldu. İşte 1846’da yazdığı Şeytanlı Göl (La Mare au Diable),...
A.Paksoy’un Fransız düşünür Jean-Jacques Rousseau’dan Türkçeye kazandırdığı “Julie ya da Yeni Héloïse” (Julie, ou la nouvelle Héloïse) adlı anıtsal felsefi roman çevirisi üzerinde duracağım bugünkü yazımda. Cemal Süreya, “Uzat Saçlarını Frigya” kitabının 188.sayfasında çevirmen için şöyle diyor : “….çevirmen, bir kitabı kendisi için olduğundan çok, başkaları için okuyan kişidir. Ulusları...
27.08.2026 00:00
Şair Hazzı, Filozof Titizliği : A. Kadir Paksoy’un Kaleminden Rousseau için yorumlar kapalı
İki yıl önce sevgili Oğuz Gemalmaz’ın hediye ettiği Adnan Dalkıran’ın yaşamı ile ilgili kitabını “Adnan Dalkıran ile Kültürel Kalkınma Çalışmaları” okumuş ve gerekli notları almıştım. Taşınma sırasında kaybolduğunu düşündüğüm kitabı okuması için bir arkadaşıma verdiğimi hatırlayarak, iki yıl sonra alabildim. Notlarımı gözden geçirerek aşağıdaki yazıyı kaleme aldım. Coğrafyadan Evrensele Biyografik...
20.08.2026 09:00
Sınırlardan Köprülere : Adnan Dalkıran’ın Yaşamı Ve Kültürel Diplomasisi için yorumlar kapalı
Adnan Azar’ın şiiriyle tanışmak, onun her dizeye sindirdiği o naif ama bir o kadar da sarsıcı kederle doğrudan yüzleşmektir. Elimizde Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan “Avare Çalı ve Uzaktan: Toplu Şiirler (1976-2013)” duruyorsa, bu buluşma sıradan bir okuma eyleminin çok ötesine geçer; koca bir ömrün muhasebesine ve bir dostun kalbine yapılan...
13.08.2026 00:00
Adnan Azar Şiirine Toplu Bir Bakış – Davut Köksoy Yazdı için yorumlar kapalı
Panait Istrati’yi ilk kez ortaokul son sınıfta iken, Türkçe öğretmenimiz Dursun Akçam’ın verdiği ödev için okumuştum. “Kodin” kitabını okuduğum zaman çok etkilenerek diğer kitaplarını da okumaya başladım. Panait Istrati okurken insan masada oturup bir teori kitabı kurcalıyormuş gibi hissetmez. Daha çok akşama doğru Tuna kıyısındaki derme çatma bir meyhanede, eski...
06.08.2026 13:07
Tuna Kıyısında Bir Çöküş Anlatısı : Angel Dayı – Davut Köksoy Yazdı için yorumlar kapalı
Geçen hafta bu köşede yazdığım yazıdan sonra yazdığım yazıya çok sayıda destek geldi. Yazımın başlığı : “Küreselleşmenin Görünmez Kuşatması ve Türkçenin Yabancı kelimelerle Sınavı” idi. Bir arkadaşımın evini ziyarete gittiğimde ise Cumhuriyet kitapları tarafından yayınlanan Tahsin Yücel’in “Türkçenin Kurtuluş Savaşı” (Eylül 2000) kitabıyla karşılaştım. Okuduğum zaman, geçen haftaki yazıma ek...
“Türkçem, benim ses bayrağım” Fazıl Hüsnü Dağlarca, bir şiirinde Türkçeye olan sevgisini bu dizelerle anlatıyor. Ben de bugünkü yazımda küreselleşmenin kuşatması altındaki Türkçemizi ele almak istiyorum. Bir toplumun hafızası, kültürü ve bağımsızlığı, üzerinde yükseldiği dilin sütunlarında saklıdır. Dil, yalnızca alelade bir anlaşma aracı değil; bir milletin dünyayı algılama, hissetme ve...
23.07.2026 09:00
Küreselleşmenin Görünmez Kuşatması ve Türkçenin Yabancı Kelimelerle Sınavı-Davut Köksoy için yorumlar kapalı
İsmail Hakkı Tonguç’un çok önemli bir sözü ile yazıma başlamak istiyorum. “Ülke gerçekleri bilinmeyince ülkeye uygun bir eğitim düzenlemesi yapabilmek olanağı yoktur.” (s.93) Cumhuriyet döneminin eğitim tarihine ışık tutan ender çalışmalardan biri olan “Yolumuzu Aydınlatanlar”, Mustafa Gazalcı’nın kaleminden Aralık 2022’de Cumhuriyet Kitapları tarafından yayımlandı. Gazalcı, hem eğitimci hem araştırmacı hem...
Türk Dil Kurumu’nun Temmuz 1961 tarihli “Deneme Özel Sayısı”nda (sayfa 101) rastladığım Gottfried Benn imzalı “Edebiyat Özgürlük İster” başlıklı yazı, sanatın doğasına dair zihnimde yeni kapılar araladı. Bu metin, yalnızca bir şairin görüşlerini değil; sanatın toplum içindeki konumunu ve sanatçının varoluş sancılarını sorgulayan derinlikli bir düşünce mirası niteliğindedir. Okumalarım bittikten...
09.07.2026 09:30
Edebiyatın Özerkliği : Gottfried Benn ve Estetik Özgürlük – Davut Köksoy Yazdı için yorumlar kapalı
Sadri Ertem, 1898 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Babasının subay oluşu nedeniyle çocukluğunu Anadolu ve Rumeli’nin çeşitli kentlerinde geçiren Sadri Ertem, Darülfünun (İstanbul Üniversitesi) Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nü bitirdi. Kurtuluş savaşı yıllarında Anadolu’da ‘Hakimiyet-i Milliye’ ve ‘Yeni Gün’ gazetelerinde yazıişleri müdürlüğü, ‘Son Telgraf’ gazetesinde ise başyazarlık yaptı. İstanbul’da çeşitli okullarda felsefe...
02.07.2026 21:00
Sadri Ertem : Çıkrıklar Durunca – Davut Köksoy Yazdı için yorumlar kapalı
Meksikalı şair ve düşünür Octavio Paz’ın 1950 yılında yayımladığı “Yalnızlık Dolambacı (El laberinto de la soledad)”Cem Yayınları Çeviri : Bozkurt Güvenç), ilk bakışta “Meksika insanının ruhu ve kimliği” üzerine yazılmış bir deneme serisi gibi görünür. Ancak sayfaları çevirdikçe fark edersiniz ki Paz, aslında kamerasını Meksika’ya odaklarken, arka planda tüm insanlığın...
25.06.2026 12:11
Aynı Dolambaçta Yürümek : Octavio Paz ve İnsanlığın Kadim Yalnızlığı için yorumlar kapalı
Feyzi Coşkun’un “Çalışma İlişkileri Açısından TÖB-DER” (Eğitim-İş Yayınları) başlıklı çalışması, Türkiye’nin sendikal geçmişine ve toplumsal mücadele tarihine kıyısından köşesinden ilgi duyan herkesin kütüphanesinde mutlaka bulunması gereken bir eser. Coşkun, karşımıza sadece bir derneğin kronolojik tarihini çıkaran sıkıcı bir kronoloji koymuyor. Aksine, 1970’lerin o her anı hareketli, kutuplaşmış ama bir o...
18.06.2026 19:14
Kağıt Üzerinde Dernek, Sahada Sendika : Fevzi Coşkun’un Kaleminden TÖB-DER – Davut Köksoy Yazdı için yorumlar kapalı
Ahmet Telli, 23.06.2022 günü “Veda Divanı” adlı toplu şiirler kitabını hediye ederken; “Sevgili Davut Köksoy’a içinde merhaba saklayan veda sözüyle” diye imzalamıştı. Kitaptaki şiirleri okurken bu sözü hep aklımda tuttum. Çünkü “İçinde merhaba saklayan veda”, bitişin aslında yeni bir başlangıca gebe olduğunu anlatan, hüzün ile umudu aynı satırda buluşturan zarif...
11.06.2026 19:56
Ahmet Telli’nin Şiir Atlası : Veda Divanı Ve Direnişin Estetiği-Davut Köksoy Yazdı için yorumlar kapalı
12

















