Kapitalizmin Yeşili – Nafiz Şahin Yazdı

Kapitalizmin Yeşili – Nafiz Şahin Yazdı
Yayınlama: 24.08.2026 09:00
A+
A-

Günlük siyasetin dedikoduları sıkar artık…

Hele ki beyni ile çenesinin bağlantısı kopmuş yaşlardakilerin ‘’Ben de varım’’ diye kendilerini gösterme çabaları…

Yalan haberlere sazan gibi atlamaları…

Bunlardan mahcup olmak yerine, mürai ifadeleriyle sırıtmaları…

İnsanların özel yaşamlarına burunlarını sokup, o konuda bir haber gördüklerinde,  o ahlaksız haberlere mal bulmuş mağribi gibi sarılmaları…

Parsel parsel satanların, başkalarını hırsızlıkla suçlamaları…

İşte bunları konuşmak, okumak, duymak sıkar artık!

Bu yaşlarından sonra ıslah olmasını beklemek;  Dalaman tren istasyonunda  (*) tren beklemek gibidir.

Onlar, memleketin dağını, taşını; kurdunu, kuşunu satar savar, peşkeş çeker; yüzsüzlüklerinin sefasını sürerler.

Marks demiş ki ‘’Kapitalizm gölgesini satamadığı ağacı keser.’’

Ağacı kestiler; yetmedi.

Köklerini söktüler; yetmedi.

Yetiştiği toprağı talan ettiler; yetmedi.

Ağacın yetiştiği toprağın altını kazdılar,  madene kurban ettiler; yetmedi.

Doymadılar…

Satacakları her şey bitince de birbirlerini sattılar.

Sarıklı kapitalizm; kurdu, kuşu, ağacı, suyu, geçmişi, geleceği sattı.

Topluma öbür dünyada cennet vaat edenler, bu dünyayı cehenneme çevirdiler.

O cehennemin üzerine kendi cennetlerini inşa ettiler.

Aç gözler doymadı, işkembeler genişledi.

Agop’un kazı gibi Kaz Dağları’nı bile yediler.

Kaz gelecek yerden tavuğu esirgemediler. Tecavüzcüye bahşiş verir gibi doğayı katledenleri teşvik ettiler.

Emek- sermaye uzlaşmaz çelişkisi gibi bir yanda doğayı katledenler, diğer yanda doğayı korumaya çalışanlar.

Kapitalizm saldırdı, doğayı korumaya çalışanlar direndi.

Onlar  ‘’Pes’’ demediler; yeşil sermaye, her akarsu gördüğünde ‘’HES’’ dedi.

Yaşlı bir kadın direnişin sembolü oldu.

Babası, dedesi, dedesinin dedesi o akarsuda yıkanmıştı ama onun torunları akarsu göremeyecekti.

Kapitalizm gölgesini satan ağacı keser ya…

Sarıklı kapitalizm,  ağaca hayat veren suyu da kesti.

Ağacı satanlar, her doğa katliamından sonra ‘’çevrecilik’’ nutukları attılar.

Çevreciliklerini göstermek için muhteşem törenler düzenlediler.

Mehter takımıyla başlayan, dualarla devam eden törenler…

Düğmeleri ilikli,  lacivert takım elbiseli adamlar cılız bir ağacı ortalarına alıp poz verdiler.

Ceketlerinin düğmesini açmadan o akıbeti meçhul fidanı toprağa diktiler.

Bir amele çukuru açtı.

Düğmesi ilikli lacivert ceketli bir adam akıbeti meçhul cılız fidanı çukura koydu.

Lacivert takım elbiseli adam, elinde kürek tutsa da bir diğer amele çukuru kapattı.

Lacivert takım elbiseli adam, yeşil ibrikle suladı.

Dekor tamamlandı.

Lacivert takım elbiseli adamlar; kameralar karşısına geçip,  cılız fidanın başında, gevrek gevrek sırıttılar.

Dediler ki;

‘’ Biz de yeşili seviyoruz. Biz de çevreciyiz.’’

Nükleer santral firmasının amblemine, yeşil yaprak koyanlar da yeşili seviyor.

Kaz dağlarını, tüyü yolunmuş kaza çeviren maden firmasının adını ‘’Yeşil Doğa Madencilik’’ koymaları yakındır.

Karadeniz’in ağaçlarını madene, sularını ‘’HES’’lere kurban edenler de yeşili seviyor.

Yeşili sevdikleri için Karadeniz yaylalarını otobanlarla birbirlerine bağladılar.

Herkes görsün istediler.

Kapitalizm bazen sarıklıdır, bazen sopalı…  Gözleri ışıl ışıldır, yüzüne güler ama her zaman gölgesini satamadığı ağacı keser.

Kapitalizm cehaleti ve açgözlülüğü sever.

İşte o cehaletin sürdürülebilir olması gerekir.

O cehaleti sürdürebilmek için eğitim politikaları geliştirir.

Bir gün gelir ki gölgesini satabilecek ağaç kalmaz.

Ağaç biter, gölge gider.

Kapitalizm devam eder.

Yeni sömürü alanları keşfeder.

***

Faşizm yüreğinizde büyüyen bir ağaçtır.

Yüreğinize tohumu atarlar, can suyunu verirler.

O tohum, habis ur gibi metastaz yapar, tüm vücudunuzu sararsa faşizm benliğinizi esir almış demektir.

Hele ki beyne sıçramışsa…

Bir gün dostlarınız ‘’Aman konuşma, aman yazma’’ derse…

Ve siz de ‘’Başıma bir şey gelmesin’’ diye yazdıklarınızı tekrar tekrar okur,  kendinize sansür uygulamaya başlarsanız…

O gün anlayın ki beyniniz esir alınmış, faşizmin kölesi olmuşsunuz.

Eğer doğa katliamına direnen yaşlı kadın kadar torunlarınızın geleceği korumak isterseniz, faşizme direnmenin onurunu yaşarsınız.

Kendinize saygınızı korumak, direnmektir!

(*) Yazıda söz konusu edilen Dalaman tren istasyonu,  tren yolu olmayan tek istasyondur. Komik hikayesini bilmiyorsanız, Google’den bakabilirsiniz. 

1957 Trabzon doğumlu. 1980 yılında AİTİA Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu’ndan mezun oldu. 1978 yılında Ankara Belediyesi Basın Yayın Müdürlüğü’nde çalışmaya başladı. Ardından Çankaya Belediyesi Eğitim ve Kültür Müdürlüğü ile Kültür Bakanlığı Protokol Müdürlüğü görevlerinden bulundu. Kültür Bakanlığı Basın Danışmanı, Güzel Sanatlar Genel Müdür Yardımcısı ve Azerbaycan ile Kırgızistan Büyükelçilikleri nezdinde Kültür ve Tanıtma Müşaviri olarak çalıştı. 2013 yılında emekli olduktan sonra Kırklareli Belediye Başkanı Mehmet Siyam Kesimoğlu’na danışmanlık yaptı. Yurtiçi ve yurtdışında 8 fotoğraf sergisi açtı. Ankara’nın Martıları ve Politik Hacı isimli yayınlanmış iki kitabı bulunuyor.